Vaaz Kategorileri
İman Konuları
İbadet Konuları
Sosyal Konular
Ramazan Vaazları
Dini Günler ve Geceler
DİB Örnek Vaazları
Genel Konular
islam ve Aile
Görev,Sorumluluk,Ahlak
Mevlid-i Nebi Vaazları
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kur'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Dinin Direği Namaz

                                                                     Vaaz Resimleri: w.jpg                                                                  

Kıymetli Mü’minler!

Bugünkü Cuma sohbetimiz, mü’minin miracı, vazgeçilmezi, gözbebeği,  dinin direği, mü’mini kâfirden ayıran en belirgin özellik olan namaz hakkında olacaktır. Bugün mübarek Mirac Kandilini idrak edeceğiz inşaallah. Kurtuluşumuza vesile olan namazın hediyye edildiği Miraç Kandilimiz mübarek olsun. Yüce Rabbimiz bizlere güzel ifadeler, sizlere de güzel istifadeler nasip eylesin.

Namaz, farsça bir kelime olup, Arapça’da salât demektir.  Salât, lûgatte dua demektir. Çoğulu salâvattır, namaz kılana Musalli denir.[1]

Yüce Rabbimiz namazın, mü’minlerin bir vasfı olduğunu buyurur:

الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ

«…. ki onlar gaybe iman eder, namazı da dosdoğru kılarlar.» (Bakara,2/3)

 Hadis-i şerifte de namazın dinin direği olduğu bildiriliyor:

        رسُول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال 

« ألا أُخْبِرُكَ بِرَأسِ الأمْرِ ، وعمودِهِ ، وذِرْوةِ سَنامِهِ »

قُلتُ : بَلى يا رسول اللَّهِ

قَالَ : « رأْسُ الأمْرِ الإسْلامُ ، وعَمُودُهُ الصَّلاةُ . وذروةُ سنامِهِ الجِهَادُ »

Muaz b. Cebel(ra) diyor ki: “Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu:

  - “Sana bütün işlerin başını, ana direğini ve doruk noktasını bildireyim mi?"  Ben:

- Evet, bildiriniz Ya Resûlallah! dedim.

- "İşin başı İslâm, direği namaz, doruğu cihaddır” buyurdu.”  (Tirmizî, Îmân 8. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 12)

Kardeşlerim!

Namaz, bütün peygamberlere ve ümmetlerine emredilmiştir.

Hz. İbrahim kendisini ve soyunu namaz kılanlardan eylemesi için Allah’a dua ediyordu.(İbrahim,14/40)

Hz. İsmail kendi adamlarına namazı ve zekâtı emrederdi.(Meryem, 19/54)

Şuayb (as)’ın kavmi, namaza itiraz ediyordu. Çünkü namaz, onları içinde bulundukları şirkten ve kötülükten men ediyordu. Namaz, onların yaşam tarzlarında değişikliği hedefliyordu. (Hud,11/87)

Allâh Teâla, Hz. Mûsa'dan namaz kılmasını istiyordu:

اِنَّنى اَنَا اللّهُ لَا اِلهَ اِلَّا اَنَا فَاعْبُدْنى وَاَقِمِ الصَّلوةَ لِذِكْرى

"Şüphe yok ki ben, ben Allah'ım, benden başka ilâh yoktur. O halde Bana ibadette bulun ve Beni anmak için namaz kıl." (Taha, 20/14)

Hz İsa beşikte bebekken namaz ile memur olduğunu haykırmıştı.(Meryem,19/31)

Namazını miracı bilmiş Mü’minler!

Allah Rasulü(sav), peygamberlikle görevlendirilince Cebrail (as), O’na abdesti ve namazı öğretmiştir. Sevgili Peygamberimiz, beş vakit namaz farz kılınıncaya kadar akşam ve sabah olmak üzere günde iki rekât namaz kılmış, ashabına da kılmalarını emretmiştir.

İnsan hariç mahlûkatın kendi hallerince tesbih ve secde etmesi zorunludur. İnsanın secdesi ve tesbihi ise iradi, ihtiyaridir. Hür irade ile yapılan secde, mü’minin miracı olur. Secde mü’minin simasına aydınlık verir, onu mahlûkatın eşrefi, insanların ekremi kılar. Namaz insanı insan yapar.

İslam’da ilk farz kılınan ibadet, namazdır. Mü’minin miracı olan beş vakit namaz, Rahman ve Rahim Allah’dan Rasulüyle ümmetine ihsan ettiği miraç hediyesidir. Merhum Süleyman Çelebi, Mevlid’inde bu hususu şiire şöyle döker:

Sen ki mirac eyleyip ettin niyaz

Ümmetin mîracını kıldın namaz

Sıdkile beş vakt olundukça eda

Elli vaktin ecrin eyler Hakk ataa!

Namazımız gözümüzün nuru, gönlümüzün süruru, bizi huzurullahdan ayırmayan miracımız olmalı.

 “Biz; Ayakları şişene kadar namaz kılan Peygamberin, gözleri şişene kadar uyuyan ümmetiyiz.” diye serzenişte bulunur Üstad Necip Fazıl. İbadetlerde dahi aşırılıktan kaçınılması gerekir. Fakat günümüzün sorunu, çok nafile ibadetle işten güçten düşmek değil, aşırı ibadetsizlik, namazsızlık, kulluk vazifesini ihmaldir. Nafile ibadet bir yana, farz olan sabah namazı vakti, derin gaflet uykusu altında pestili çıkan ruh ve beden, hafif yorganı kaldırmaya güç yetiremiyor. Fani dünyanın geçici işleri, sonsuz ahiret saadetini vaat eden farz namazdan öncelikli oluyor. Fakat bilinmelidir ki, yaratılışımızın gayesi Allah’a itaattir. Namaz, Allah’a itaattir. İtaat edenin yeri sonsuz cennet; etmeyenin yeri ise nar ı cehennemdir.

            Yaratan, yaşatan, rızık veren Allah, beş vakit namazı emrettiği halde kulun buna itirazı makul müdür? Dini en iyi bilen ve “Benden gördüğünüz gibi namaz kılın” diyen bir peygamberin ümmeti olduğunu söyleyen bir Müslümanın beş vakit namazdan uzak yaşaması düşünülebilir mi?

İlle namaz,  ille namaz. Namazsız hayatın anlamı olmaz.

Hz. Peygamber (s.a.s), Muaz b. Cebel (r.a)'i Yemen'e gönderirken ona şöyle buyurmuştur: “Sen ehli kitap olan bir topluma gidiyorsun. Onları ilk önce Allah'a kulluk etmeğe çağır. Allah'ı tanırlarsa, Allah'ın onlara gecede ve gündüzde beş vakit namazı farz kıldığını söyle.” (Buhari, Zekât, 41, 63, Meğazi, 60, Tevhid, 1).

Ölü, deli, sabi ve hayvan namazla mes’ul değildir. Kâfir namaz kılmaz. Hayız, nifas ve cünüplük halleri namaza engeldir. Hayız ve nifasın süresi bitince ve cünüplük halinde gusül abdesti alınarak temizlenir,  namaz farizası yerine getirilir. Namazın terki düşünülemez. Her hal ve şartta namaz farzdır. Su bulamayan teyemmümle, seferi olan dört rekâtlı farz namazları iki rekâtlı olarak, ayakta duramayan oturarak, oturamayan yatarak ima ile namazını kılar. Uyuyan uyanınca, unutan hatırlayınca, yoğun bakımda olan, yoğun bakımdan kurtulunca kılar. Savaşta olan nasıl gücü yetiyorsa,  bir tehlikeden korkan, yaya veya binit üzerinde iken namazını kılar. Hayber Fethi dönüşü Rasulullah ve ashabı uyuyakalmış, sabah namazını sonra kaza etmişlerdir. Hendek Savaşı’nda savaşın şiddetlenmesi sebebiyle, ikindi namazını kılamamışlar, kaza etmişlerdir. Savaşta bile namaz ihmal edilmez, korku namazı olarak kılınır. İlk korku namazı Zatü’r- Rik’a Seferi’nde, ikindi namazı vakti eda edilmiştir. Salat ı havf, Nisa suresi, 102. Ayetle emredilmiştir.

Mü’min kardeşlerim!

Aile fertleriyle birlikte namazı ikame etmek ve idame ettirmek yaratan Allah’ın emridir.

عَلَيْهَا وَأْمُرْ أَهْلَكَ بِالصَّلَاةِ وَاصْطَبِر

“Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et.”(Ta ha, 20/132)

رَبَّنَا اِنّى اَسْكَنْتُ مِنْ ذُرِّيَّتى بِوَادٍ غَيْرِ ذى زَرْعٍ عِنْدَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِ رَبَّنَا لِيُقيمُواالصَّلوةَ

“Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyt-i Haram’ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim.” (İbrahim, 14/37)

Çocuğu namazla, namazlı yetiştirmek bir vecibedir.

Çocuk nimettir. Allah’dan bir emanettir çocuk. Kimliği, kişiliği ana baba elinde yoğrulan bir imtihan sebebidir çocuk. Ana babanın, çocuğun Rabbi Allah, çocuğun imanla, namazla Kur’an’la, güzel ahlakla yetiştirilmesini, ateşten korunmasını emreder.

Azmedilmeye değer bir iştir namaz. Namaz ciddiyettir. Dünya hayatını, kabir hayatını ve ahiret hayatını ciddiye almak demektir namaz.

يَا بُنَىَّ اَقِمِ الصَّلوةَ وَاْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاصْبِرْ عَلى مَا اَصَابَكَ اِنَّ ذلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِ

‘’Ey Oğulcuğum! Namaz kıl, iyiyi emredip kötüden sakındır, başına gelene sabret; doğrusu bunlar azmedilmeye değer işlerdir.’’ (Lokman, 31/17)

وعن عمرو بن العاص رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: قالَ(صعلم): مُرُوا أوْلاَدَكُمْ بِالصّلاََةِ وَهُمْ أبْنَاءُ سَبْعٍ

Amr İbnu’l-Âs(r.a)’dan: “Rasûlullah (a.s) buyurdular ki: “Çocuklarınıza, onlar yedi yaşında iken namazı emredin.”(Ebû Dâvud, Salât 25)

Namaza yetişmek için koşan bir çocuğa Hz.Ömer(RA)”Sen daha çocuksun bu kadar telaş etmene gerek yok, namaz sana farz değil”dedi. Çocuk:

“Amca, amca! Bu işin büyüğü küçüğü olur mu? Daha dün mahallemizde bir çocuk öldü. Üstelik benden de küçüktü. Ölüm denen gerçeğin büyük küçük ayırdığı yok. En iyisi her yaşta buna hazır olmalı. Hem bu yaşta namaza alışmazsam, büyüyünce zor gelebilir.” diye cevap verdi.

Çocuklarının maddi manevi ihtiyaçlarını karşılamak her ana babanın görevidir. Cehenneme odun olmamak ve odun yetiştirmemek için çocuklarımızı küçük yaşlardan itibaren islami şuurla yetiştirmeli, onlara imanen, amelen ve ahlaken rehberlik etmeli, yaşantımız ile sözlerimizi doğrulamalıyız. Çocuğu yedi yaşından itibaren namaza alıştırmak, on yaşına gelince ihmal ediyor ise döverek değil, güzel ve ikna edici sözlerle onlara namazın mü’min için ehemmiyetini, Müslümanın olmazsa olmazının namaz olduğunu ifade etmek gerekir. İmanlı bir yürek sahibi olan Merhum Mehmed Akif, Safahat’ında çocukluk anılarından, babasının kendini camiye götürdüğünden bahseder:

Sekiz yaşında kadardım. Babam gelir: “Bu gece,

Sizinle camîe gitsek çocuklar erkence.

Giderseniz gelin amma namazda uslu durun;

Merâmınız yaramazlıksa işte ev, oturun!”

Deyip alırdı beraber benimle kardesimi

Namaza durdu mu, haliyle koyuverir peşimi

Dalar giderdi, ben artık kalınca âzade

Ne âşıkane koşardım hasırlar üstünde.”

Kardeşlerim!

KIYAMETTE İLK SORULACAK AMELİMİZ NAMAZDIR.

إِنَّ أَوَّلَ مَا يُحَاسَبُ بِهِ الْعَبْدُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ عَمَلِهِ صَلاَتُهُ فَإِنْ صَلُحَتْ فَقَدْ أَفْلَحَ وَأَنْجَحَ وَإِنْ فَسَدَتْ فَقَدْ خَابَ وَخَسِرَ

“Kulun kıyamet gününde, hesabı ilk önce sorulacak ameli namazdır. Eğer namazı dürüst çıkarsa kurtulmuş ve kazanmıştır. Eğer namazı düzgün çıkmazsa kaybetmiştir.” (Tirmizî, Salât, 305)

NAMAZ AMELLERİN EN FAZİLETSİDİR.

Resul-ü Ekrem Efendimize İbn Mesud Hangi ameller daha faziletlidir? diye sorunca,

 – “Vaktinde kılınan namaz” buyurdu.

– Sonra hangisi? dedim.

– “Ana babaya iyilik etmek” cevabını verdi.

– Daha sonra hangisidir? diye sordum.

– “Allah yolunda cihâd etmektir” buyurdular.

NAMAZA DEVAM ETMEK VE NAMAZINI KORUMAK BİR KULLUK GÖREVİDİR:

Kur’an ı Kerim’de namaz emredilmiş, vakitli olarak farz kılındığı bildirilmiştir. Namazı kılan övülmüş; kılmayan ise yerilmiştir. İlk vazife iman, ilk amel namazdır. Allah,  beş vakit namazını muhafaza eden, itaatkâr mü’minin gönlünü cehennemden ve kötülüklerden muhafaza eder.

حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلوةِ الْوُسْطى وَقُومُوا لِلّهِ قَانِتينَ

"Bütün namazları ve orta namazı muhafaza edin ve Allah için boyun eğerek kalkıp namaza durun.. " (Bakara, 2/238).

اِنَّ الصَّلوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا

"Şüphesiz namaz, müminlere, vakitle belirlenmiş olarak farz kılınmıştır" (Nisa, 4/103).

وَمَا اُمِرُوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّهَ مُخْلِصينَ لَهُ الدّينَ حُنَفَاءَ وَيُقيمُوا الصَّلوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكوةَ وَذلِكَ دينُ الْقَيِّمَةِ

"Oysa onlar, tevhid inancına yönelerek, dini yalnız Allah'a tahsis ederek O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekâtı vermekle emr olunmuşlardır. İşte doğru din budur" (Beyyine, 98/5).

فَاَقيمُوا الصَّلوةَ وَاتُوا الزَّكوةَ وَاعْتَصِمُوا بِاللّهِ هُوَ مَوْليكُمْ فَنِعْمَ الْمَوْلى وَنِعْمَ النَّصيرُ

"Namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a samimiyetle bağlanın. O, sizin mevlânızdır. O, ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır" (Hacc, 22/78).

CEMAATLE KILINAN NAMAZ YİRMİ YEDİ DERECE DAHA ÜSTÜNDÜR

Kıymetli Mü’minler!

Allah Rasulü (sav), şükreden bir kul olarak ayakları şişinceye kadar namaz kılar, namazı gözünün nuru olarak ifade eder, cemaatle namaza ayrı bir önem verirdi. Vefatından az bir süre önce dahi, kollarına iki kişinin girmesiyle, camiye cemaate devam etmiş, Müslümanlığın namazsız, camisiz ve cemaatsiz yaşanamayacağını fiili olarak göstermişti.

Ayet i kerime ve hadisi şeriflerde cemaatle namazın önemi açıkça görülmektedir: yüce Rabbimiz, “Namazı dosdoğru kılın ve zekâtı da verin, Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.” (Bakara, 43)buyurmaktadır. Bir hadis i şerifte de şöyle buyrulur:

عن ابن عُمَرَ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: قَالَ رَسُولُ اللّهِ: صَلاَةُ الْجَمَاعَةِ أفْضَلُ مِنْ صَلاَةِ الْفَذِّ بِسَبْعٍ وَعِشْرينَ دَرَجَةً، وَرُوِيَ بِخَمْسٍ وَعِشْرِينَ.

İbnu Ömer (r. anhümâ) anlatıyor: "Rasûlullah (a.s) buyurdular ki:

"Cemaatle kılınan namaz münferid kılınan namazdan yirmi yedi derece üstündür." -"Yirmi beş derece" diye de rivayet edildi.-" [Buharî, Ezan 30, 31; Müslim, Mesacid 249, (650)

“Bir kimsenin diğer bir kimseyle kıldığı namazı, yalnız kıldığı namazdan daha bereketli ve sevabı daha fazladır. İki kişi ile kıldığı namazı da bir kişi ile kıldığı namazından daha bereketli ve üstündür. Beraber kılanların sayısı ne kadar çok olursa, Allah Tealanın hoşnutluğu da o kadar fazladır.”  (Ebu Davud, Salat,47/554)

"İnsanlar ezan okumanın ve namazda birinci safta bulunmanın ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, sonra bunları yapabilmek için kur'a çekmek zorunda kalsalardı kur'a çekerlerdi. Şayet camide cemaate erken yetişmenin ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, birbirleriyle yarışa girerlerdi. Eğer yatsı namazı ile sabah namazındaki fazileti bilselerdi, emekleyerek ve sürünerek de olsa bu iki namaza gelirlerdi."( Buhârî, Ezân 9, 32, Şehâdât 30; Müslim, Salât 129.)

Namaz toplumsal hayatın direğidir. Bireyin ben duygusunu bize çevirir. Mü’minler birbirlerine dua ederler her namazda. Omuz omuza yan yana gönül gönüle saf tutan mü’minler, birbirleri hakkında kötülük düşünemezler, beddua etmeye dilleri varmaz. Namaz bölünmeye parçalanmaya değil; dünyalık mevkileri ne olursa olsun mü’min kalpleri, aynı safta, aynı yöne doğru, Hakkın huzurunda gerçek huzuru bulmaya, iyilik ve takvada bir ve beraber olmaya, hayırda ve güzellikte yardımlaşmaya, yarışmaya davettir. Cami ile, cemaat ile mü’minler içtima eder, halleşir, birbirinin sevinç ve kederine muttali olur, birbirlerine kol kanat gererler. Cemiyet, cemaat bilinci ile hareket eder. Rabbi, dini, kitabı, peygamberi bir olan, ortak noktaları farklılıklarından çok olan mü’minler, birbirlerini Allah için severler. Kavuşmaları da, ayrılmaları da Allah içindir.

NAMAZ MÜ’MİNİ KÖTÜLÜKLERDEN ALIKOYAR. KÖTÜLÜKLERE ENGEL OLACAK ŞEKİLDE NAMAZ KILMALIYIZ.

وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ…

Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı kıl. Şüphesiz ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. Ankebut, 29/45

Namazımız, orucumuz ve tüm ibadetlerimiz bizi çirkinliklerden, haramlardan koruyan zırhımız olmalı. 

Hem namaz kılıp hem de kul hakkı yemek, kötü söz söylemek,  alışverişte hile yapmak, mü’min kardeşini aldatmak, helaline haram katmak olmaz. Namaz, hayra açılan kapıdır.  Haram fiillere karşı bir surdur. Mü’minin dareyn yolunu aydınlatan nurdur.  

Namazımızı Allah’a gönülden saygı ve tazim ile kılmalıyız. Onlar namazlarında huşû sahibidirler.( Müminun,23/2) buyurur Rabbimiz. Namazda huşu, cesette ruh gibidir. Namazında huşulu ve namazını muhafaza eden mü’minler felaha ermiş, ahiret dehşetinden güvende olmuştur.

Allah itaatkâr kullarını sever. Namaz itaattir.

Dinin direği namazın sağlam olması gerekir.

Baştan savulacak, formalite icabı yerine getirilecek bir faaliyet değil, rızayı ilahiyi kazandıracak, cehenneme siper olacak kutlu bir eylemdir. O sebeple, namazın, dikkat ve huşu ile, tadil i erkana riayet ederek kılınması, namaza devam edilmesi gerekir.

Namaz İslam’ın bütün şartlarını havidir. Namaz tevhid ve şehadet demektir. Ezanda şehadet vardır. Namazda şehadet vardır. Namazın rüknü olan iftitah tekbirine tahrime denir. Yenip içmesi helal olan şeyler ve dünya kelamı, namaza başlanınca haram olur. Namaz bu yönüyle bir oruçtur. Hayatın ve vaktin zekâtı namazla ödenir. Namazda haccedilen Kâbe’ye yönüne dönülür.

“ Fikirsizlik aklı (beyni); zikirsizlik kalbi öldürür.” der Muhammed İkbal. Ayetlerde aklı kullanmak emredilir. Allah’a itaat, aklını kullanmak demektir. Kalpler ancak Allah’ı zikretmek suretiyle diri kalır.

Namaz duadır, fikirdir, zikirdir, şükürdür.  Kevser Suresi’nde Yüce Rabbimiz, Rasulüne kevseri, kesreti, bol bol nimeti verdiğini, böylece Rabbimiz için iyilik ve hayır üzere olmayı, namaz ve kurban ibadetini ifa etmesini ve etmemizi emrediyor. İbadet sayısız nimetlere şükürdür. Allah şükreden abid kullarına dünya ve ahret nimetlerini bahşeder. Şükreden kendi lehine şükretmiş, ibadet itaat etmeyen kendi aleyhine asi olmuştur.

            Mü’min namazsız rahat edemez. Gönlü namaz ile dua ile zikrullah ile huzur bulur. Mü’minin namazla, mescidle gönül bağı vardır. Merhum Necip FAZIL namazın ehemmiyetini şu beyitleriyle dile getirir:

Namaz, sancıma ilâç, yanık yerime merhem;

Onsuz, ebedi hayat benim olsa istemem!

            Bir hadisi de şöyle ifade eder:

«Dünyanızdan üç şey sevdim» ayrı ayrı barınmaz;

«Kadın, güzel kokular, gözümün nuru namaz...»

«Namaz, dinin direği»...

Gereklerin gereği...

Fikir işçisi Cemil MERİÇ der ki: “"Namaz, psikiyatrik bir tedavidir. Çünkü namaz kılan, kendini yalnız hissetmez. O en büyük güce bağlıdır. O gücün inâyeti içindedir. Namazı huşû içinde kılan bir toplumda psikiyatrik hastalık olmaz. Namaz kılan bir toplumun psikolojiye, zekât veren bir toplumun da sosyolojiye ihtiyacı yoktur.”  Namaz buhranlara, bunalımlara engel olur. Fertleri namaz kılan toplum, her an, varlığın sahibi, bir olan Allah’a hesap verme bilinci ile hareket ettiği için, kanaatsizlik, adaletsizlik, haset ve gıybet gibi toplumu birbirine düşürücü olumsuzluklara meyletmez. Terapiyi gerektirir bir ruhsal bunalım söz konusu olmaz. Çünkü Kur’an, namaz ve zikir mü’min gönüllere şifadır. Zekât ibadetinin ifa edildiği toplumda sosyal dengesizlikten, zengin fakir arası uçurumdan, kamplaşmalardan söz etmek muhaldir.

“Evlerinizi namaz kılmak ve Kur'an okumak suretiyle nurlandırınız.” (Beyhaki, Şuabu'l- İman, II, 358) Kur’ansız, namazsız evler ve gönüller, oturanı kalmamış, harabeye dönmüş evler gibidir. Namazsız, secdesiz hayat, şeytanların cirit attığı çöplükler gibidir. Secdeye kapanmamak kibirdir, şeytanın bir özelliğidir. Secde, kulun Allah’a en yakın olduğu andır.  Hayat Allah’a itaat ile O’na yakın olmakla anlamını bulur. O’ndan gafil, sefil yaşamdan ne umulur? Namaz ile evler gönüller mamur olur. 

Namaz kulluğun, teslimiyetin bir göstergesidir. “De ki namazım ibadetlerim, hayatım ve ölümüm yalnız âlemlerin Rabbi Allah içindir.”(En’am, 6/162) Namaz, dünya ve ahiret yurdumuzu aydınlatan bir nurdur. Sırf âlemlerin Rabbi Allah’ın huzurunda huzur bulup secdeye kapanmak biz mü’minler için en büyük onurdur.

Secde izi mü’minin alnını ak eder, gönlünü pak eder. Namaz kılan, söylemez yalan, sakınır haksızlıktan. Harama ne dil uzatır ne el, tanımaz namazına engel.

Ezan ve namaz mü’minin gönlüne huzur verir. Şeytan namaza davetten rahatsız olur.

“Namaz için ezan okunduğu zaman, şeytan ezanı duymamak için arkasını dönüp yellenerek kaçar. Ezan bitince tekrar geri gelir. Namaz için kamet edilince yine arkasını dönüp kaçar. Kamet bittiğinde yine gelir ve kişi ile nefsi arasına sokulur ve ona: Filân şeyi hatırla, filân şeyi hatırla diyerek, namazdan önce aklında olmayan şeyleri hatırlatır da, neticede insan kaç rek'at namaz kıldığını bilemez olur.”( Buhârî, Ezân 4, Amel fis'-salât 18, Sehv 6, Bed'ü'l-halk 11)

            Alnı secde nuruyla aydınlanmış kardeşlerim!

NAMAZ, GÜNAHLARA KEFFARETTİR. GÜNAH KİRLERİNDEN TEMİZLER

İbadet, temizlik demektir. İbadetler için maddi ve hükmi temizlik şarttır. İbadetler kulun madde ve manasını temizler. Devamlı kılınan namaz, hataları, noksanları tamir eder. Kulluğu ikmal eyler:

عَنْ أبي هُرَيرَةَ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قالَ: الصَّلَوَاتُ الخَمْسُ وَالجُمُعَةُ إلى الجُمُعَةِ، وَرَمَضَانُ إلى رَمَضَانَ، مُكَفِّرَاتٌ ما بَيْنَهُنَّ إذا اجْتُنِبَتِ الكَبَائِرُ.

Ebû Hüreyre (r.a)’den rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Büyük günahlardan kaçınıldığı sürece, beş vakit namaz ile iki cuma ve iki ramazan, aralarında geçen günahlara keffaret olur. ”[2]

"Bir müslüman, farz namazın vakti geldiğinde güzelce abdest alır, huşû içinde ve rükûunu da tam yaparak namazını kılarsa, büyük günah işlemedikçe, bu namaz önceki günahlarına keffâret olur. Bu her zaman böyledir." Müslim, Tahâret 7

“Namaz kalbi, günahların pisliklerinden temizler ve gayb kapısını açar.” (Hikemi Atâiyye, Tâcüddîn Atâullah İskenderî (ks))

Namaz muştusuyla bahtiyar olan kardeşlerim!

NAMAZ MÜ’MİNİ SONSUZ SAADETE GÖTÜRÜR:

            Felah, başarı, kurtuluş namazdadır. Günde beş vakit minarelerden okunan ezanlar, kurtuluş yolunun namazda olduğunu ilan eder mü’minlere.

            Namazını kılıp namazlarında devamlı olanlara, namazlarına riayet edenlere cennetlerde kendilerine ikramlarda bulunulur.(Mearic,70/22-35) Dünyada namazını ihmal etmeyene ahirette altlarından ırmaklar akan cennetler vardır.(Maide,5/12)

BEŞ VAKİT NAMAZ

Dökülür bedenden cümle günahlar

Namaz için abdest aldığın zaman

İki melek iki yanında durur

Sabah namazını kıldığın zaman

 

Dahi namazım terk etme sakın

İster isen ola imanın bütün

Hak kulum der sana, Rasül ümmetim

Öğle namazını kaldığın zaman

 

Gökten yere iner bütün melekler

Meleklere müştak olur felekler

Kabul olur anda bütün dilekler

İkindi namazını kıldığın zaman

 

Cennet bahçesini Hak kendi bezer

Şad olur müminler içinde gezer

Kiramen Kâtibin sevabın yazar

Akşam namazını kıldığın zaman

 

Bu namazdır müminlerin burağı

Hak Teâlâ yakın eder ırağı

Cenneti ala olur anın durağı

Yatsı namazını kıldığın zaman

 

Ecel yastığına koyunca başın

Dökülür gözünden kan ile yaşın

İman, Kur’an olur senin yoldaşın

Azraile canını verdiğin zaman

Namaz, mü’minin saatini ayarlar. Hayatını düzene sokar. Her daim kul olduğunu hatırlatır. Acziyetini farkettirir. Şerlere engel olur, hayır kapılarını açar.

Namaz evlere bereket, gönüllere rahmettir. Namazdır kulu Rabbinin katında değerli kılan. Namaz duadır. Allah Teâla buyurur:

قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ

“(Ey Muhammed!) De ki:  “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?” (Furkan, 25/77)

Namaz gafletten korur kulu. Fecri sadıkta, gündüzün başlangıcında, öğle vaktinde, Allah’ın yemin ettiği asr vaktinde, akşam ve yatsıda diri tutar mü’min kulları.

 Melekler şahit olur namaz kılanlara:

“Birtakım melekler geceleyin, diğer birtakımı da gündüz vakti birbiri ardınca gelip sizin aranızda bulunurlar. Onlar sabah namazı ile ikindi namazında bir araya gelirler. Geceleyin aranızda kalmış olanlar Allah'ın huzuruna çıkarlar. Allah Teâlâ, kullarının halini çok iyi bildiği halde, meleklere:

-Kullarımı ne halde bıraktınız? diye sorar. Melekler:

-Onları namaz kılarken bıraktık; yanlarına da namaz kılarken varmıştık, derler.”( Buhârî, Mevâkît 16)

Ayet i kerimelerde, namazdan sonra zekâtın, Allah’ın verdiği rızıktan gösteriş yapmadan harcamanın, iyiliği emredip kötülükten sakındırmanın emredilmesi, bizlere namazın beden hareketlerinden ibaret olmadığını, toplumda hayır ve iyilikleri egemen kılan, toplumun bireylerini ıslah eden, salih kılan bir şuurlu bir eylem olduğunu gösterir.

Ancak ve ancak Âlemlerin Rabbi Allah’a kulluk edilir, mahza O’na el açılır boyun bükülür, secdeye sırf O’nun huzurunda varılır. İstenecekse hep Allah’dan istenir. Çünkü yoktan var eden o, varı yok eden o. Mülkünde dilediğini yapan o. Gazabı hak edenlerin, sapıtmışların eğri büğrü karanlık yollara değil, nimete ermişlerin yoluna kılavuzlanmayı ister mü’minler hidayetin, kalblerin sahibinden.

Mü’min sabır ile namaz ile Allah’tan yardım ister.(Bakara,2/45)

Namaz, zamanın sahibinin emrine uygun ayarlandığının bir ifadesidir.

Mü’minin rağbeti Allah’a, hayat ibresi kıbleye yöneliktir. Vakitlerimiz namaz saatlerine ayarlı olmalı.

Gözümüz namazda, kulağımız ezanda olmalı. Biz yalnız Allah’a ibadet eder, sadece O’ndan yardım diler, Sırf O’na el açar, mahza Onun huzurunda rükûa eğilir, secdeye kapanırız. Varlığımızın sahibi Rabbimiz emrediyor:

وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ

“Ancak Rabbine yönel ve yalvar.” (İnşirah,94/8)

Dünya malı mü’mini namazdan kulluktan alıkoyamaz:

“Allah’ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.”(Nur,24/36-37)

Namazın ön şartı olan abdest, ahirette mü’minin yüz akıdır.

"Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın" (Buhârî, Vudû' 3; Müslim, Tahâret 35)

NAMAZSIZLIK KİŞİYİ SEKAR’A SOKAR

            Kardeşlerim!

Müminle kâfir arası alamet i farika namazdır. Allah Rasulü(sav): “Kul ile küfür ve şirk arasında namazı terk etmek vardır.” (Müslim, İman: 35; İbn Mâce, İkame: 77)buyurur.

Namazsızdan kimseye hayır gelmez. Nasıl gelsin ki, onun kendine bile hayrı yoktur. Kendine hayrı olsa ölüm sonrası için hazırlık yapar.

Namazdan secdeden habersiz hayat, kişinin taşıyamayacağı kadar büyük bir vebal, ağır bir yüktür.

إِلَّا أَصْحَابَ الْيَمِينِ فِي جَنَّاتٍ يَتَسَاءلُونَ عَنِ الْمُجْرِمِينَ مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَر قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ

Cennettekiler, Cehennemdekilere sorarlar: “Nedir sizi Sekar'a (cehenneme) sokan?” diye.

- Suçlular der ki: “Biz namaz kılanlardan değildik.” (Müddessir,74/ 39-43

Fani dünyayı önceleyip, asıl yurdu ötelemek, namazı önemsememek azap sebebidir.

فَخَلَفَ مِن بَعْدِهِمْ خَلْفٌ أَضَاعُوا الصَّلَاةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا

“Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu (tutumları)ndan ötürü cehennemdeki Gayya Vadisi’ni boylayacaklardır.”(Meryem, 19/59)

Kardeşlerim!

Yüzümüzü ağartan, bizi Allah’ın hoşnutluğuna ve sonsuz cennet mutluluğuna götürecek olan namazımızı asla ihmal etmemeli, Kur’an ve Sünnete uygun namaz kılmalı, ailemize çoluk çocuğumuza namazı kılarak emretmeliyiz. Namazımız davranışlarımızı şekillendirmeli, bizleri iyiliğe hayra ve helallere yöneltip, kötülüklerden haramlardan engellemelidir. Sohbetimizi kısa bir dua ile bitirmek istiyorum:

Amin!

Ya ilahel alemin,

Ya Erhamer Rahimin,

Ya Zel celali vel ikram!

Rabbimiz, bizi ve bizden sonraki nesilleri namazı dosdoğru kılanlardan eyle! Rabbimiz, dualarımızı kabul buyur!  Gönüllerimizdeki İslam binasının temellerini, o binayı ayakta tutan namaz direğini kuvvetlendirip koruma azmini ver bize Rabbim!

 İbadetlere devam etmede sabırlı olmayı cümlemize nasip ve müyesser eyle. Günahlara girmemede kararlılığımızı artır Ya Rabbi!

Kıldığı namazdan gafil olanlardan eyleme bizleri. Namazımızda ibadetlerimizde gösterişe meylettirme bizleri.

Namazı zayi edenlerden eyleme bizleri. Namazlarımızı göz aydınlığımız eyle. Dünya ve ahiret yolumuzu aydınlatan bir nur eyle. Dini yalnız sana has kılarak yalvaranlardan eyle bizleri. Her şeyin sahibi Rabbimiz! Her şey senin dilemenle olur. Bizleri razı olduğun kullarından eyle. Namazlarımız miracımız eyle Ya Rabbi! Amin velhamdü lillahi Rabbil alemin!..

Halis BENLİ

Kırıkkale İl Vaizi



[1] Nimet i İslam, Mehmed Zihni Efendi

[2] Müslim, Tahâret 16., (I,209); Müslim, Tahâret 14, 15, (I,209).

YAZAR: Kadir Hatipoglu - Aralık 11 2019 00:00:00 · Adobe Reader Belgesi · Microsoft Word Belgesi · Yazdır
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Online Bağış
Haftanın Hutbesi
24.01.2020 Sorumluluk Sahibi Bir Baba Olabilmek
17.01.2020 Teknoloji Bağımlılığı Ve Sosyal Medya Ahlakı
10.01.2020 Peygamberimizin Dilinden Dualar
Kur'an-ı Kerim Dinle
DİB Kur'an Portalı
Ramazan Pakdil Sureler
Bünyamin Topçuoğlu
Bünyamin T.oğlu Aşirler
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Ahmed Al Ajmi Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Hatim
5 Hafız OK takipli Hatim
Mehmet Emin Ay Hatim
İsmail Biçer Ok Takipli
İsmail Biçer Aşr-ı Şerifler
114 Sure 114 Hafız
S.Hafızlar Görüntülü
Kur'an International
Tefsir
Tefsir Külliyatı
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Fıkıh
K.İslam Fıkhı
R. Muhtar-İbn-i Abidin
Gurer Ve Dürer
Mülteka El Ebhur
Kuduri Tercümesi
Nûru'l-îzâh Tercümesi
Büyük Şafi Fıkhı
Detaylarıyla Namaz
Hadis
Kütübüs-Sitte
Sahihi Buhari
Riyazuzsalihin
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
40 Hadis ve izahı
Üye Adı
Parola

Şifremi unuttum - Üye Ol
Sayfa oluşturulma süresi: 0.06 saniye 8,157,572 Tekil Ziyaretçi
Copyright © 2012 islamda Hayat
Sitemizdeki Vaaz, Hutbe ve Yazılar kaynak göstermek şartı önceden izin Almadan Ticari Amaçlar Dışında Kullanmak Serbestir.

Tüm Bilgiler Ümmete Vakıftır copyright © 2002 - 2020