Ey insanlar! Hiç şüphesiz, Allah'ın vaadi gerçektir. Onun için bu basit yaşam sizi aldatmasın. Ve sakın o aldatıcı (şeytan), sizi, Allah ile aldatmasın. (Fatır 5)
Dil Seçeneği
Günün Ayeti
";
VAAZLAR
Kur'an-ı Kerim Dinle
Ramazan Pakdil Sureler
DİB Kur'an Portalı
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Fatih Çollak Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Aşir
M.Nebevi İmamları Hatim
K. İmami Shuraym Hatim
S.Hafızlar Görüntülü Hatim
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
40 Hadis ve izahı
Detaylarıyla Namaz
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Risale i Nur
Çocuklar İçin
Kura'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Bereketli Ve Feyizli Zaman Dilimi Üç Aylar

Bereketli Ve Feyizli Zaman Dilimi Üç Aylar

 

Dini hayatımızda "Üç Aylar" diye bilinen ve sonu Ramazan ayına ulaşan feyizli ve bereketli mâneviyat mevsimine bir defa daha erişmiş bulunuyoruz. 11 Mayıs 2013 Cumartesi günü Üç Aylar'ın ilki olan Recep Ayının birinci günü, Recep'in ilk Cuma gecesi olan 16 Mayıs  2013 Perşembe günü akşam da Regaib Kandili'dir.

Üç Aylar, kamerî aylardan Recep, Şâban ve Ramazan aylarıdır. Bu mübârek aylardan birincisi olan Receb'in mânevî değerine, Kur'an-ı Kerim'de ve sevgili Peygamberimiz'in hadis-i şeriflerinde işaret buyurulmuştur. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:

 

اِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِى كِتَابِ اللهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ مِنْهَا اَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ فَلاَ تَظْلِمُوا فِيهِنَّ اَنْفُسَكُمْ وَقَاتِلُوا الْمُشْرِكِينَ كَافَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَافَّةً وَاعْلَمُوا اَنَّ اللهَ مَعَ الْمُتَّقِينَ

 "Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü haram aylarıdır. Bu, dosdoğru bir nizamdır. Öyleyse o aylar içinde kendinize yazık etmeyin..."[1]

 

Bu Âyet-i Kerime'de işaret buyurulan "haram ayları"nın Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları olduğunu Peygamberimiz (s.a.s.) şu hadis-i şerifleriyle açıklamışlardır:

 

إِنَّ الزَّمَانَ قَدِ اسْتَدَارَ كَهَيْئَتِهِ يَوْمَ خَلَقَ اللَّه السَّمواتِ والأَرْضَ : السَّنةُ اثْنَا عَشَر شَهْراً ، مِنْهَا أَرْبَعَةٌ حُرُم: ثَلاثٌ مُتَوَالِيَاتٌ : ذُو الْقعْدة وَذو الْحِجَّةِ ، والْمُحرَّمُ ، وَرجُب الذي بَيْنَ جُمادَي وَشَعْبَانَ

"Muhakkak ki zaman Allah'ın yarattığı günkü şekliyle olup akıp gitmektedir. Sene oniki aydır. Onlardan dördü haram aylardır. Bunlardan üçü peşpeşedir: Zilkade, Zilhicce, Muharrem, bir de Cemaziyelâhir ile Şâban ayları arasında olan ve Mudar Kabilesi'nin ayı Recep'tir."[2]

Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s.) Üç Aylar hakkında şöyle buyururlar:

"Recep Allah'ın ayı, Şâban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır."[3]

اللهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي رَجَبٍ، وَشَعْبَانَ، وَبَلِّغْنَا رَمَضَانَ

"Ey Allah'ım! Recep ve Şâbanı bize mübârek kıl, bizi Ramazan'a kavuştur."[4]

11 Mayıs 2013 Cumartesi günü idrâk edeceğimiz Recep ayı, gerek İslâm'dan önce, gerekse İslâm'dan sonra mukaddes bilinen bir aydır. İslâm dini gelmeden önce bu ay girer girmez, Arap kabileleri arasında harp etmek, baskın ve çapulculuk yapmak yasaklanır, herkes bu ayda kendisini emniyet ve selâmette hissederdi. İslâm güneşinin doğmasından sonra da -ilâhi hikmet ve takdir gereğince- bu aya olan hürmet devam ettirildi. Bu ay Regaib ve Mirac gibi mübârek geceler ve ilâhi tecellilerle şereflendirildi. Ülkemizde de asırlardır bir "Üç Aylar" geleneği oluşmuş Ramazan'a hazırlık bununla başlar hale gelmiştir.

Bu mübârek aylar içerisinde öyle feyizli geceler vardır ki, Yüce Allah'ın rahmet ve mağfireti bu gecelerde müminler üzerine yağmur gibi yağar. Recep ayının ilk Cuma gecesi olan Regaib kandili, Allah Teâlâ'nın kullarına bol bol bağışta bulunduğu, az ibâdetlerine karşılık çok ecir verdiği bir rağbet gecesidir. Regaib gecesi, duâların kabul olunduğu ve Allah'ın, isteyen kullarına ihsan ve ikramının bol bol olduğu bir gecedir. Regaib Kandili, Recep ayının 27. gecesindeki Mirac ve Şâban ayının 15. gecesindeki Berat Kandillerini, Ramazan ayını, Kadir Gecesini, Ramazan ve Kurban Bayramlarını müjdeleyen mübârek bir gecedir.

Recep ayı içerisinde bulunan bir başka mübârek gece de Mirac gecesidir. Mirac gecesi, Allah'ın sevgili kulu ve Rasûlü Hz. Muhammed (s.a.s.)'i; Mekke'deki Mescid-i Haram'dan, Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya ve oradan da göklerin ilâhî derinliklerine yükselttiği gecedir. Mirac gecesi, Yüce Allah'ın Sevgili Peygamberimiz'e büyük hakikatlerin ilâhî sırlarını gösterdiği, vasıtaları kaldırarak ilahî vahye muhatap kıldığı, kendi âyâtını ve kâinatın sırlarını seyrettirdiği, mü'minlere namazın farz kılındığı ve biz müslümanlar için de ilâhî lütuflarla dolu olan mübârek bir gecedir.

Üç Ayların ikincisi olan Şâban ayı ve onun onbeşinci gecesi olan Berat gecesi de müslümanlarca kutsal sayılmış, bu gecenin, diğer gecelerden farklı bir şekilde geçirilmesi, bu gecede daha fazla ibâdet edilmesi adet halini almıştır. Bu gece hakkında Peygamberimiz (s.a.s.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir.

قَالَ رَسُولُ اللّهِ . يَنْزِلُ اللّهُ تَعالى لَيْلَةَ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ الى سَمَاءِ الدُّنْيَا فَيَغْفِرُ ‘كْثَرَ مِنْ

عَدَدِ شَعْرِ غَنَمِ كَلْبٍ

"Allah Teâlâ -rahmetiyle- Şâban'ın 15. gecesi dünya semasında tecelli eder ve Kelb kabilesi koyunlarının kılları sayısından fazla kişiyi bağışlar."[5]

إذَا كَانَتْ لَيْلَةُ الـنِّصْفِ مِنْ شَعْبَنَ ، فَوقُ مُوا لَيْلَهَا وَسُو مُوا نَهَارَهَا. فَإنَّ اللّهَ يَنْزِلُ فِيهَا لِغُرُبِ الشَّمْسِ إلى سَمَاءِ الدُّنْيَا. فَيَقُولُ: أَ مِنْ مُسْتَغْرٍلِي فَأغْفِرِ لَهُ! أَ مُسْتَرْزِقٌ فَأرْزُقَهُ! أَ مُبْتَلىً فَأُعَافِيَهُ أَ كَذَا أَ كَذَا، حَتَّى يَطْلُعَ الْفَجْرُ

 Diğer bir rivayete göre de Hz. Peygamber (s.a.s.); " Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Şaban ayının onbeşinci gecesi olduğu zaman gecesinde namaz kılın, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Allah Teâla hazretleri, o gün, güneşin batmasıyla, dünya semasına iner ve şöyle der: "Bana istiğfar eden yok mu mağfiret etsem! Benden rızık isteyen yok mu rızık versem, belaya maruz kalan yok mu afiyet versem... şöyle olan yok mu, böyle olan yok mu?" Bu hal fecrin sökmesine kadar devam eder."[6] Buyurmuştur.

Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksa'dan, Mekke'deki Kâbe istikametine çevrilmesinin; Hicret'in ikinci yılında Berat gecesinde vukû bulduğunu kabul etmeleri de bu geceye ayrı bir önem kazandırmıştır. Bu rivayetlerle, Hz. Peygamber'in Şâban ayına ve özellikle bu ayın onbeşinci gecesine ayrı bir önem vererek, onu ihyâ ettiğine dair diğer rivayetleri gözönüne alan İslâm bilginleri, bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevâba vesile olacağını söylemişlerdir.[7]

Üç Aylar'ın sonuncusu olan Ramazan ayı ve onda bulunan Kadir Gecesi'nin ise dinî hayatımızda ayrı bir yeri ve önemi vardır.

Ramazan ayı faziletlerle dolu bir aydır. Ramazan ayı, hayır ayı, yoksullara ve düşkünlere yardım ayı ve bütün anlamıyla Kur'an ayıdır.

Ramazan'ın diriltici özelliği, bütün insanlığı huzura ve saâdete kavuşturmak için yeryüzüne gönderilen Kur'an-ı Kerim'in bu ayda inmeye başlamasında,

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِى اُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَان

“(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır”[8]

Yine bin aydan, yani seksen küsur yıllık bir ömürden daha hayırlı olan Kadir Gecesi'nin[9]

لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍ

" Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır” bu ay içerisinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, İslâm'ın beş esasından biri olan oruç, bu aya tahsis edilmiştir. Ramazan ayının, günahkâr kullar için, yeniden kendine gelme, canlanıp ayağa kalkma ve şeytanın vurduğu prangayı koparma fırsatı verdiğini de Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle belirtir:

 

إِذَا دَخَلَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الجَنَّةِ، وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِ، وَسُلْسِلَتِ الشَّيَاطِينُ

 " Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.."[10]

Böylece Ramazan ayı, diğer aylar içinde bir başka aydır. Sanki yeni bir hayatın başlangıcıdır. Hayatımızın kazandığı ve kazanacağı yeni boyutların filizleneceği önemli bir devredir. İnsanî ve sosyal ilişkilerimizin daha güzel bir hüviyet kazanacağı bir zaman dilimidir.

Ramazan ayının, özellikle Türk toplumunun dinî hayatında müstesna bir yeri vardır. Türkler, Ramazan'ı yılda bir defa gelen önemli bir misafir olarak kabul eder ve hazırlıklarını buna göre yaparlar. Her yıl Ramazan ayı yaklaşırken neşe, hareket ve bir canlılık görülür.

Toplum geleneğimizin canlı ve dipdiri bir tezahürü olarak Ramazan; yıllık takvimimiz içinde hatırı sayılır bir ağırlığa sahiptir.

Ramazan; aylar içinde sultanlıkla taltif edilen bir pâyenin sahibi olarak, kandillerle karşılanıp, bayramlarla uğurlanır. İftar, sahur ve terâvih gibi ibadet neşvesinin ötesinde manalar taşıyan bu merasimleriyle de sultan olmanın ayrıcalıklarını yaşar. Daha kendisi gelmeden önce kandilleri gönderip; sonra kendileri teşrif eden Sultan Ay Ramazan, sosyal iklimde meydana getirdiği değişiklik ve yumuşamayla da müstesnâ bir imtiyaza sahiptir.

Halk arasında "Üç Aylar" diye adlandırılan Recep, Şâban ve Ramazan ayları, Yüce Allah'ın ruhumuza ikram ettiği faziletli ve feyizli bir zaman dilimidir. Yapılan dileklerin dalga dalga Allah'a ulaştığı, dökülen pişmanlık gözyaşlarının günahları silip yokettiği kandiller geçididir. Melekî olduğu kadar şeytânî özelliklere de sahip, günah işlemeye müsait bulunan insanın, günahlarından temizlenmesi için, Üç Aylar bir fırsattır. Kısaca Üç Aylar, günahlardan arınma, sevaplarla bezenme mevsimidir.

Ramazandan önce oruçla buluşanlar, Cuma Namazına koşanlar, namaza başlayanlar, ibadetlerini ziyâdeleştirenler, tevbe ile Allah'a çok yaklaşanlar... gibi manevî kazanç elde edenlerin çokça görüldüğü anlardır Üç Aylar.

Üç Aylar geçmişin muhasebesini yaparak, geleceğe azim ve enerji dolu bir şevkle atılmak için iyi bir imkândır. Hayatımızda adeta otokontrol sisteminin kurulmasına vesile olan mübarek Üç Aylar ve kandiller, dünyevî meşguliyetlerimizden sıyrılıp, yaratılış gayemizi düşünmemiz; yaratan ve yaratılanlarla olan münasebetlerimizi değerlendirmemiz için son derece kıymetli fırsatlardır.

İnsanoğlu, yaşadığı günlerde farklılıklar olmazsa, belli alışkanlıklarıyla hayatını sürdürür. Fakat alışkanlıklarının dışında ve farklı durumlarla karşılaşırsa kendine bir çeki düzen verir. İşte idrak ettiğimiz Üç Aylar ve bu aylar içerisinde bulunan mübarek geceler, Müslümanların hayatındaki mûtad gün ve geceler arasında fazlasıyla sevap kazanacağı kıymetli zaman dilimidir.

Unutulmamalıdır ki, insan bu dünyada nasıl yaşamışsa, kıyamet gününde Allah'ın huzuruna, dünyada işledikleriyle birlikte varacaktır. Götürdükleri iyi ise sevinip mesrûr olacak, kötü ise pişmanlık duyarak mahcûp olacaktır. Ancak bu mahcûbiyetin orada faydası da olmayacaktır. Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:

يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوا اتَّقُوا اللهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللهَ اِنَّ اللهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

 "Ey iman edenler! Allah'tan korkun, herkes yarına ne hazırladığına bir baksın; Allah'tan sakının, çünkü Allah, işlediklerinizden haberdârdır." [11]

İşte kavuştuğumuz mübârek Üç Aylar, Yaratıcımıza, ailemize, çocuklarımıza, milletimize ve bütün insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımızı hatırlatmalı, hata, ihmal ve kusurlarımızdan dönmemize ve gaflet uykusundan uyanmamıza vesile olmalıdır.

Aramızdaki çekişmeleri, tefrika ve ihtilâfları, şahsî menfaat hesaplarını ve basit düşünce farklılıklarını bertaraf etmeli; her zamandan daha çok muhtaç olduğumuz ve Yüce Dinimizin bizden ısrarla istediği; barış, hoşgörü, kardeşlik, birlik ve beraberliğimizin güçlenmesini, insânî ve ahlâkî meziyetlerin yeniden yeşermesini sağlamalıdır.

Bütün Din kardeşlerimizin, Üç Aylarını ve Regaib Kandilini kutluyor, hayırlara vesile olmasını Cenâb-ı Hak'tan niyaz ediyorum. [12]

 

[1] Tevbe, 36

[2] Buharî, Tefsir, Sûre, 8,9, Bed'ül Halk, 2, Meğâzî, 77, Edâhî, 5, Tev hîd, 24; Müslim, Kasame, 29

[3] Aclûnî, Keşf'ül-Hafâ, c.1, s. 423, Hadis No: 1358.

[4] Ahmed b. Hanbel; Müsned, c. 1 s. 259, Keşf'ül-Hafâ, c.1 s. 186, Hadis No: 554.

[5] Tirmizî; Savm, 39, İbn-i Mâce, İkâme, 191, Hadis No: 1389.

[6] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 17/98.

[7] T.D.V. İslâm Ansiklopedisi "Berat Gecesi" Maddesi, c. 5, s. 475, 476.

[8] Bakara, 185

[9] Kadir, 3

[10] Buhari, Savm: 5, İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 9/426.

[11] Haşr, 18

[12] Bu vaaz Diyanet Aylık Dergi (Yıl 1999 Sayı:106) Şükrü ÖZBUĞDAY yazısından hazırlanmıştır.

Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Günün Hadisi
Ana Menü
Tefsir
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Hadis
Kütübüs-Sitte
Riyazuzsalihin
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lüga