Cennete Götüren Ameller
Gönderen Kadir Hatipoglu - Nisan 01 2013 12:40:21

Cennete Götüren Ameller

Hamd, müminleri cennetle vadeden, kâfirleri ise cehennemle tehdit eden Allah’a mahsustur. Allah Teâlâ, kimi cehennem ateşinden uzaklaştırıp cennetine girdirirse, muhakkak ki o kimse büyük bir kazanç elde etmiş olur.

Sonra hamd;

وَاللهُ يَدْعُوآ اِلَى الْجَنَّةِ      

“Allah, izni ile cennete ve mağfirete çağırır.”[1] Sözüyle bizi cennete çağıran Allah’a mahsustur.

 

Evet… İnsanların Rablerini birlemeleri, yalnızca O’na ibâdet etmeleri ve O’na yönelmeleri için vaat olundukları yer cennettir. Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e beyât ederek islâma giren herkesin vaat olunduğu yer de cennettir.

 

Hz.Ebubekir’in (ra) Rasûlullah (sav)’e cennetin birden fazla kapısından nasıl girilebileceğini sorduğu gibi, biz de gücümüzün yettiği kadarıyla cennetin birden fazla kapısından girebiliriz.

Müslüman Kardeşim

Allah Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de cennetlerin özelliklerini şöyle müjdelemektedir:

مَثَلُ الْجَنَّةِ الَّتِى وُعِدَ الْمُتَّقُونَ فِيهَآ اَنْهَارٌ مِنْ مَآءٍ غَيْرِ اَسِنٍ وَاَنْهَارٌ مِنْ لَبَنٍ لَمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُ وَاَنْهَارٌ مِنْ خَمْرٍ لَذَّةٍ لِلشَّارِبِينَ وَاَنْهَارٌ مِنْ عَسَلٍ مُصَفًّى وَلَهُمْ فِيهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ وَمَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْ ْ

 

“Yolunu Allah ve kitabıyla bulanlara vaat edilen cennetin durumu şöyledir: Orada su ırmakları var; bozulup kokmaz, süt ırmakları var; lezzetleri bozulmaz, şarap ırmakları var; içenlere lezzet verir sarhoşluk ve baş ağrısı yapmaz, orada onlar için saf süzme baldan ırmaklar var, her çeşit meyveler var ve Rablerinden bir bağışlanma da var.”[2]

 

اِنَّ الْمُتَّقِينَ فِى جَنَّاتٍ وَنَعِيمٍ

 

            “Yollarını Allah’ın kitabıyla bulmaya çalışanlar, cennetlerde ve nimetler içindedirler.”[3]

Değerli Kardeşlerim

Cennete girmene vesile olacak ilk say; yedi kat göklere ve yere denk olan ve tevhit inancını ifade eden Allah’tan başka hakkıyla ibâdet edilecek hiçbir ilâhın olmadığına, O’nun bir olduğuna ve Muhammed (sav)’in Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna şahadet etmektir.

Her kim, bunu ikrar ederek –İslam’a girer, namazları erkânına göre kılar ve yalnızca Allah’a ibadet ederek O’na hiçbir şey i ortak koşmazsa cennete girer.

 

Nitekim Ubade İbnu's-Sâmit el-Ensarî (radıyallahu anh) hazretleri demiştir ki: "Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm) bu konuda söyle buyurmaktadır:

مَنْ شَهِدَ أن َ لاً إلَهَ إّ اللّهُ وَأنَّ مُحَمَّداً رَسُولُ اللّهِ حرَّمَ اللّهُ تَعَالى عَلَيْهِ النَّارَ

“Kim Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehâdet ederse Allah ona ateşi haram kılacaktır.”[4]

 

Bir başka Hadisi şerifte


مَنْ كَانَ آخِرُ كََمِهِ  َ لاً إلَهَ إّ لاً اللّهُ دَخَلَ الجَنَّةَ

Muâz İbnu Cebel el-Ensârî (radıyallahu anh) hazretleri anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

 

"Kimin (hayatta söylediği) en son sözü Lâ ilâhe illallah olursa cennete gider"[5]

مَنْ قَالَ: رَضِيتُ بِاللّهِ تَعاَلى ربَّاً، وَبِا“سْمِ ديناً، وَبِمُحَمَّدٍ  رسُوً وَجَبَتْ لَهُ الجَنَّةُ

Yine Ebu Sa'îd (radıyallahu anh) hazretleri der ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular:

 

"Kim: ‘Rab olarak Allah'ı, din olarak İslâm'ı, Resûl olarak Hz. Muhammed'i seçtim (ve onlardan memnun kaldım)' derse cennet ona vâcib olur".[6]

 

Şirk Koşmamak

 

من مَاتَ يُشْركُ باللّهِ شيئاً دخل النَّارَ، ومَنْ مَاتَ  يُشْركُ بِاللّهِ شيئاً دَخَلَ الجَنَّةَ

Câbir İbnu Abdillah el-Ensârî (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

 

"İki şey vardır gerekli kılıcıdır!" Bir zat:

 

- Ey Allah'ın Rasûlü! Gerekli kılan bu iki şeyden maksat nedir? Diye sordu: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam):

 

"Kim Allah'a herhangi bir şeyi ortak kılmış olarak ölürse bu kimse ateşe girecektir. Kim de Allah'a hiçbir şeyi ortak kılmadan ölürse o da cennete girecektir" cevabını verdi"[7]

Muhterem Müminler

Cennete Götürecek amellerin biride Selamı Yaymak, Yemek Yedirmek, Akraba Ziyareti Yapmak ve Gece Namazı Kılmak

سُئِلَ رسولُ اللّه: أيُّ ا“سَْمِ خَيْرٌ؟ قالَ: تُطْعِمُ الطَّعَامَ، وَتَقْرَأُ السََّمَ عَلى مَنْ عَرَفْتَ وَمَنْ لَمْ تَعْرِفْ

Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah'a: "İslâm'ın hangi ameli daha hayırlı?" diye sorulmuştu.

 

"Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selam vermen" diye cevap verdi."[8]

 

İslâm'da selâmın, selâmlaşmanın çok önemi var. Çünkü selâmlaşma bir nezaket başlangıcıdır, tanışmanın başlangıcıdır. Müslümanların tanışması lâzım, insanların tanışması lâzım! İnsanlar Hazret-i Âdem’in evlâtları, aynı cinsten varlıklar, çok yüksek varlıklar. İnsanoğlu çok yüksek bir varlık. Elbette yüksekliğine uygun bir yaşam tarzı ve davranışları olması lâzım!

 

Bir kere müslüman müslümanı, insan insanı, insan olması dolayısıyla, hemcinsi olması dolayısıyla, benî Adem, Adem AS'ın evlatları olması dolayısıyla tanıması lâzım, sevmesi lâzım!.. Bu tanımak, sevmek için ilk adım nedir?.. Selâmdır.

 

Selâm, karşı tarafa, "Ben sana karşı iyi duygular besliyorum, senin iyiliğini istiyorum, esenliğini istiyorum. Dünyada ahrette selâmette olmanı istiyorum. Her türlü selâmetin, huzurun, rahatın, refahın, nimetin, ihsanın, ikramın olduğu cennete girmeni istiyorum!" demeye kadar giden çok özlü bir söz ve dini mânâsı çok derin bir söz. Bunun Türkçe'ye başka bir kelimeyle, esenlikle falan tercümesi mümkün değil. Çünkü Arapça'daki ilişkileri bakımından kelimenin arkası, çağrışımları ve bağlantıları, başka hiç bir dilde olmayan genişlikte ve zenginlikte ve önemli.

 

(Esselâmü aleyke) "Selâm senin olsun!" demek, "Sen cennetlik ol!" demeye kadar giden bir mânâ taşıyor. Yâni, "Dârüs-selâm olan cennete gir, orası sana nasib olsun, cennet sana nasib olsun!" demeye kadar giden, çok güzel bir söz...

 

Biride Takvadır.

Takvanın tariflerinden en doğru olan: Allah’tan korkmak, Kur’an’la amel etmek, aza kanaat etmek, yolculuk günü için hazırlanmaktır.

 

Şu da takvanın tariflerindendir:

 

Allah’tan bir nur üzere, Allah’a itaat etmek, sevabını umup azabından korkarak O’na asi olmayı terk etmektir. Yani: Allah’ın Kitabında ve Nebinin sünnetinde geldiği gibi amel etmektir.

 

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

اِنَّ الْمُتَّقِينَ فِى جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ

 

“Şüphesiz muttakiler cennette ve pınarlardadır.”[9]

Cennet, muttakiler için hazırlanmıştır. Yine Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَسَارِعُوآ اِلَى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمَوَاتُ وَاْلاَرْضُ اُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ

“Rabbinizden bir mağfirete, genişliği semalar ve yer kadar olup muttakiler için hazırlanmış olan cennetlere koşun.”[10]

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَنْ يُطِعِ اللهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِى مِنْ تَحْتِهَا اْلاَنْهَارُ وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا اَلِيمًا

“Kim Allah ve Rasulüne itaat ederse, onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar, kim de yüz çevirirse, ona da elim bir azab ile azabeder.”[11]

 

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

 

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

كُلَّ أُمَّتِى يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ إَّ مَنْ أبَى. فقَالُوا: مَنْ يَأبَى؟ قَالَ: مَنْ أطَاعَنِى دَخَلَ الْجَنَّةَ، وَمَنْ عَصَانِى فَقَدْ أبَى

 

"İmtina edenler hariç, bütün ümmetim cennete girecektir!" buyurmuşlardı.

 

"İmtina edenler de kim?" dediler.

 

"Kim bana itaat ederse cennete girer, kim asi olur (itaat etmezse) o imtina etmiş demektir!" buyurdular."[12]

Allah Yolunda Cihat Etmek

 

Cihat: Allah yolunda can ve malla savaşarak(mücadele ederek) olur. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

اِنَّ اللهَ اشْتَرَى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ

“Şüphesiz Allah müminlerden canlarını ve mallarını, karşılığı cennet olarak satın almıştır..” [13]

Allah-u Teâlâ bir başka ayette de şöyle buyuruyor:

يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوا هَلْ اَدُلُّكُمْ عَلَى تِجَارَةٍ تُنْجِيكُمْ مِنْ عَذَابٍ اَلِيمٍ

Ey iman edenler! Sizi hem bu dünyada, hem de öteki dünyada şiddetli bir azaptan koruyup kurtaracak bir alışveriş göstereyim mi size?” [14]

 

تُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِى سَبِيلِ اللهِ بِاَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

“Allah’a ve peygamberine inanır ve Allah yolunda malınız ve canınızla gayret gösterirsiniz. Bu si-zin için en iyi olan harekettir, keşke bilseydiniz.”[15]        

يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِى مِنْ تَحْتِهَا اْلاَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِى جَنَّاتِ عَدْنٍ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

 

“Eğer böyle yaparsanız, Allah günahlarınızı bağışlayacak ve sizi öteki dünyada içinden ırmaklar akan bahçelere ve bu sonsuz mutluluk bahçelerindeki, güzel köşklere sokacaktır. İşte bu büyük bir kurtuluştur.”[16]       

 

Kardeşlerim Tevbe, kendinden önceki günahları siler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
إنَّ رسولَ اللّه  قالَ: كُلُّ بَنِى آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ
“"İnsanoğlunun herbiri hatakârdır. Ancak hatakârların en hayırlısı tevbekâr olanlarıdır."[17]

Allah-u Teâlâ ise:
اِلاَّ مَنْ تَابَ وَاَمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَاُولَئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلاَ يُظْلَمُونَ شَيْئًا
“Ancak kim tevbe eder, iman eder ve salih amel işlerse, işte onlar cennete girerler ve hiçbir şekilde zulme uğramazlar.” buyurmaktadır.”[18]

 

Allah’ın Dini Üzerinde Dosdoğru Olmak

 

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

اِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا فَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

“Rabbimiz Allah’tır diyenler sonra da dosdoğru olanlar için ne korku vardır ne de hüzün. Onlar cennetliktir. İşlediklerinin karşılığı olarak cennette temelli kalacaklardır.”[19]

 

Süfyan bin Abdullah es-Segafi (Radiyallahu Anh) dedi ki:

−Ya Rasulallah! Bana İslam’da senden sonra hiç kimseye sormayacağım bir söz söyle dedim.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

قُلْ : آمَنْت باللَّهِ: ثُمَّ اسْتَقِمْ

−“Allah’a iman ettim de, sonra dosdoğru ol.”[20]

 

Allah İçin İlim Talep Etmek

 

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

« .... ومَنْ سلَك طرِيقاً يَلْتَمِسُ فِيهِ عِلْماً ، سهَّلَ اللَّه لَهُ بِهِ طَرِيقاً إلى الجَنَّةِ

 

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

 

"Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.”[21]

 

Mescid  cami yapmak ve bu yolda yardımcı olmakta cennete götüren amellerdendir.

 

Ebû Hüreyre  radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

            أَحَبُّ الْبِلاَدِ إلى اللَّه مَساجِدُهَا

 

“Allah Teâlâ’nın bir beldede en beğendiği yer oranın mescitleridir.”[22]

 

Amr İbnu Abese (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

مَنْ بَنَى مَسْجِداً لِيُذْكَرَ اللّهُ فيهِ بَنَى اللّهُ لَهُ بَيْتاً في الْجَنَّةِ

 

"Kim içerisinde Allah(ın adı) zikredilsin diye  bir mescid bina ederse, Allah da ona cennette bir ev bina eder."[23]

 

Tabiî ki  Güzel Ahlak cennet için vaz geçilmez bir davranıştır.

 

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

 

مَا مِنْ شئ أثْقَلُ في مِيزَانِ المُؤمِنِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ خُلُقٍ حَسَنٍ،

 

"Kıyâmet günü, mü'minin mizanında güzel ahlâktan daha ağır basan bir şey yoktur.”[24]

 

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

 

“İnsanları en çok cennete girdiren şey Allah korkusu ve güzel ahlaktır.”[25]

 

Birçok şey güzel ahlakın içine girer. Aişe (Radiyallahu Anha)’ya Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ahlakı sorulduğu vakit o:

 

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ahlakı Kur’an idi.” demekle güzel ahlakı özlü bir şekilde ifade etmiştir.

 

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizim tek örneğimizdir. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَاِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz ki sen yüce bir ahlak üzeresin.”[26]

Güzel ahlak nedir ve onu nasıl kazanırız? Bunu öğrenmek için Allah’ın Kitabı’na, Rasulü’nün sünnetine, siretine ve ashabının siretine bakmamız gerekir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ahlakı ve şemailinden bahseden kitapların en değerlisi İmam Tirmizi’nin “Muhtasarı Şemaili Muhammediye” adlı kitabıdır. Okumamız ve okutmamız lazım gelen bir eserdir.

 

Muhterem müminler  Şaka da Olsa Yalanı Terk Etmek  Müslümanlığın icabı ve cennete götüren ameldir.

أنَا زَعِيمُ بَيْتٍ في رَبَضِ الْجَنَّةِ لِمَنْ تَرَكَ الْمِرَاءَ

وَإنْ كَانَ مُحِقّاً، وَبَيْتٍ فِي وَسَطِ الْجَنَّةِ لِمَنْ تَرَكَ الْكَذِبَ وَإنْ كَانَ مَازِحاً، وَبِبَيْتٍ في أعْلَى الْجَنَّةِ لِمَنْ حَسُنَ خُلُقُهُ

 

Ebu Ümâme (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

 

"Ben, haklı bile olsa münakaşayı terk eden kimseye cennetin kenarında bir köşkü garanti ediyorum. Şaka bile olsa yalanı terk edene de cennetin ortasında bir köşkü, ahlakı güzel olana da cennetin en üstünde bir köşkü garanti ediyorum."[27]


  DEVAMI İÇİN TIKLA

[1] Bakara Sûresi: 221

[2] Muhammed Sûresi: 15

[3] Tûr Sûresi:17

[4] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/198-199.

[5] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/204.

[6] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/200.

[7] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/207.

[8] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 10/173.

[9]    Zariyat 15

[10] Âl-i İmran 133

[11] Fetih 17

[12] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/76.

[13] Tevbe 111

[14] Saf 10

[15] Saf 11

[16] Saf 12

[17] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 4/504.

[18] Meryem 60

[19] Ahkaf 13

[20] Müslim, İmân 62. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 61; İbni Mâce, Fiten 12.

 

[21] İbni Mâce, Mukaddime 17

[22] Müslim, Mesâcid 288

[23] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 15/324.

[24] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/343.

[25] İbni Mace 4246

[26] Kalem 4

[27] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 16/391.



islam ve Hayat,Güncel Vaaz ve Hutbeler