Vaaz Kategorileri
İman Konuları
İbadet Konuları
Sosyal Konular
Ramazan Vaazları
Dini Günler ve Geceler
DİB Örnek Vaazları
Kur'an'dan Öğütler
Genel Konular
islam ve Aile
Görev,Sorumluluk,Ahlak
Mevlid-i Nebi Vaazları
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kur'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Kaynaklarıyla İslam Fıkhı Celal YILDIRIM

ONBEŞİNCİ BÖLÜM.. 9

İMAMET. 9

1— NAFİLE NAMAZ CEMAATLE KILINIR MI?. 10

2 — İMAMETE DAHA LÂYIK OLAN : 10

A) Kiracı, Ev Sahibi Ve Bir De Müsafirin Bulunduğu Ev : 11

B) Mahalle Mescidine Giren Daha Yetenekli Kimse : 11

C) Başkasına İmam Olmaya Kim Elverişlidir?. 11

Ç)  İmamın Mezhebi Ayrı Olursa : 12

D) Teyemmüm Edenin Su İle Abdest Alanlara İmamlığı : 12

F) Mestlerini Meshedenin İmam Olması Caiz Midir?. 12

G) Bineği Üzerinde Oturup İmamlık Yapması Caiz Midir?. 12

H) İşaretle Namaz Kılan Kimse İmamlık Yapabilir Mi?. 12

I) Kamburun İmameti : 13

İ) İğri Ayaklının İmameti : 13

J) Nafile Kılan, Farz Kılana Uyabilir Mi?. 13

K) Deli Ve Sarhoşun İmameti : 13

L) Eyleşiğin Yolcuya Uyması : 13

M) Zinadan Doğanın İmameti : 13

N) Erkeğin Kadına İmam Olması : 13

O) Kadınların Cuma Namazı Kılması : 14

P) Kadının Erkeğe İmam Olması Caiz Midir?. 14

Hunsâ'nm İmameti : 14

R) Dilsizin İmameti : 14

S) Okur-Yazar Olmayan  (Ümmî)Nin Ümmîlere İmameti Caizdir. 14

Ş) Ümmiye Uymak Caiz Midir?. 14

T) Piyadenin Süvariye Uyması 15

U) Kazaya Kalan Nafile Namazı 15

Ü) Namaz Kılmaya Yemin Eden. 15

V) Çıplağın İmameti : 15

Y) Pepenin İmameti : 15

Z) Kıraat İlmini Bilmiyenin İmameti : 15

Ummî Olmayanın Umnıiye Uyması : 15

A) Üzerinde Resim Bulunan Elbise : 16

B) Ramazanda Başka Bir Mahallede İmamlık Yapan : 16

C) Açıktan Günah İşleyen İmam : 16

Cami Cemaati İmamı İstemediği Takdirde. 16

Namazı Uzatmamak : 16

İmam Ateşperest Olduğunu İlân Ederse : 17

3 — İMAMA UYMAYA ENGEL SEBEPLER : 17

İmama Uymaya Engel Olan Daha Çok Üç Sebep Vardır : 17

2. Ara Yerde Bir Irmağın Bulunması 18

RADYO YA DA TELEVİZYONDAN NAKLEN VERİLEN BİR NAMAZDA O CEMAATE KATILMAK CAİZ MİDİR?. 18

3. Ara Yerde Kadınlardan Oluşan Tam Bir Saf Fin Bulunması 18

A) MUHAZAT : (Kadınla Erkeğin Aynı Hizada Bulunması) 19

B) İmamla Kendisine Uyan Arasında Bir Duvar Bulunursa : 19

C) Büyük Selatin Cami'lerde Uzakta Durup İmama Uymak : 19

5 — İMÂMIN ARKASINDA NASIL DURULUR?. 19

A) İmamın Arkasında Yalnız Bir Adam.. 19

B) İmamın Arkasında İki Kişi Bulunursa : 20

C) Erkek, Kadın, Çocuk, Hunsâ Ve Ergenlik Çağma Yaklaşan Kızlardan Oluşan Cemaat Nasıl Durur?. 20

D) Kadınların Cemaate Katılması 20

E) Safları Düzenleme : 20

F) Hangi Safta Yer Almak Daha Faziletlidir?. 20

G) Muhazatın Şartlan : 20

6 — MESCİDİ HARAM'DA ERKEK VE KADINLARIN BÎR ARADA NAMAZ KILMALARI : 21

7 — İMAMA UYULAN VE UYULMAYAN HUSUSLAR : 22

A) İmamdan Önce Rükû' Veya Secde Yapmak. 23

8 — NAMAZDA BEŞ ŞEYİ İMAM  TERKEDERSE CEMAAT DE TERKEDER : 23

A) Dört Şey Var Ki, Cemaat Onlarda İmama Uymaz : 23

B) Şimdi İmama Uyulmayan Yerleri Belirtelim : 23

DOKUZ ŞEY VAR Kİ İMAM ONLARI TERKETTİĞİNDE CEMAAT TERKETMEYİP YAPAR : 24

9 — MESBUK : 24

10 — L  H İ K : 26

11— MESBUK YETİŞİLMİYEN KISIMLARIN KAZASINDA ALTI MADDEDE LÂHİK'TEN AYRILIR : 26

12 — İMAMLA CEMAATI ARASINDA İHTİLAFU MESELELER : 27

13 — NAMAZDA ABDEST BOZULMASI : 27

A) Namazda İken Tmamın Abdestinin Bozulması : 28

B) Kadına Gelince : 29

C) Namazda Başkasını  Kendi Yerine İmam  Olarak Geçirmek : 30

D) İstihlâf Nasıl Yerine Getirilir?. 30

E) Mesbuk Bu Durumda Nasıl Hareket Etmelidir?. 30

F) İmam Yerine Birini İşaretle Geçirirken : 30

14 — NAMAZIN HÜKÜMSÜZ KALDIĞI YERLEE : 32

15 — NAMAZI BOZAN VE ONDA İŞLENMESİ MEKRUH OLAN ŞEYLER : 33

B) Namazda Konuşmanın Sınırı Nedir?. 33

C) Bu Konudaki Genel Kaaide Şudur : 33

16 — NAMAZI BOZAN FİİLLER : 36

A) Namazda Bir Şey Yemek Ya Da İçmek : 37

B) Dişler Arasındaki Yiyecek Kırıntısı : 37

C) Dişleri Arasındaki Kanı Yutmak. 37

D) Dıştan Bir Şey Ağıza Alıp Yutmak : 37

E) Namazda Kusmak : 37

F) Namazda Yürümek : 37

H) Namazda İken Göğsü Kıbleden Ayırmak : 38

İ) Namazda At'a Veya Benzeri Bir Bineğe Binmek : 38

J) Hiçbir Özür Yokken İmamın Önüne Geçmek : 38

17 — NAMAZDA AKREP, YILAN VE BENZERÎ ZARARLI BİR HAYVANI ÖLDÜRMEK : 39

Namazda Bir Rükû' Ya Da Secde Fazla Yapmak : 40

18 — NAMAZDA MEKRUH OLAN VE OLMAYAN ŞEYLER : 40

19 — BAŞ AÇIK NAMAZ KILMAK : 42

20 — KISA KOLLU GÖMLEKLE NAMAZ KILMAK : 42

21 — İŞ ELBİSESİYLE NAMAZ KILMAK : 42

22 — NAMAZ KILINAN YERDE  RESİM VE BENZERİ ŞEYLERİN BULUNMASI : 43

23 — NAMAZDA AYNI SÛREYİ TEKRARLAMAK : 44

Namazda Besmeleyi Ve Âmin'i Aşikar Söylemek : 44

Namazda Elbise Çıkarmak Veya Giyinmek : 44

24 — CAMİ' VE MESCİDLERDE ÖZEL YER AYIRMAK.. 45

C) Ateşe Yönelik Namaz Kılmak Mekruhtur : 45

D) İmamın Dışardan Geleni Rükû'da Beklemesi : 46

E) Ağzında Bir Şey Tuttuğu Halde Namaz Kılmak : 46

25 — HAKSIZ YERE ZORLA  ALINMIŞ  TOPRAK  ÜZERİNDE NAMAZ KILMAK : 46

Namazda İken Ana Babadan Biri Çağıracak Olursa. 47

Namaz Kılarken Eşyası Çalımrsa. 47

Fecîr Doğunca Konuşmak Mekruh Mudur?. 47

Mescidlerin Damın Da Hela Yapmak Doğru Olur Mu?. 47

26 — CAMİLERİ SÜSLEMEK : 47

A) Cami'lerin Kapısını Kapah Tutmak : 48

B) Cami Duvarlarına Âyet Yazdırmak : 48

C) Cami' Ve Mescidlerin İçinde Abdest Almak : 48

F) Cami'a Ait Yakıtı Kullanmak : 49

H) Şahsın Yaptırdığı Cami' : 49

İ) Camilerde Namaz Vakitleri Dışında Oturmak : 49

27 — VİTÎR NAMAZI : 49

C) Vâcib Olan Kunut Ne Zaman Okunur?. 50

D) Kunut Gizli Mi Okunur, Aşikâr Mı Okunur?. 50

28 — NAFİLE NAMAZLAR : 51

B) Sünnet Namazların En Kuvvetlisi : 51

C) Sabahın İki Rek'at Sünnetinde Hangi Sûreler Okunur?. 52

D) Sünnet Namazlar Vaktinde Kılmmazsa Kaza Edilir Mi?. 52

28 — KUŞLUK NAMAZI : 52

A) Sünnet Ve Mendup Namazlarla İlgili Hadîsler : 52

B) Öğle Vaktinin Sünneti : 53

C) Kuşluk Namazı Hakkındaki Hadîsler : 53

29 — TAHÎYYETÜ'L-MESCİD : (Camiye Saygı Namazı) 53

Tahıyyetü'l- Mescid Namazı Nasıl Kılınır?. 54

30 - İSTİHARE NAMAZI : 54

31 — TEŞBİH NAMAZI : 54

32 — HACET NAMAZI : 55

33 — GECE KALKIP KILINAN NAMAZ : 55

34 — GÜNDÜZ VE GECE KILINACAK NAFİLE NAMAZLAR : 55

A) Sünnet Ve Nafile Namazları Evde Kılmak : 55

B) Farzdan Sonraki Sünnetler : 56

C) İmam Farzı Kılıp Sünnete Kalkınca : 56

D) Öğle İle Cuma Farzından Önce Kılman Dört Rek'at : 56

E) Vakit Sünnetini Kıldıktan Sonra Alış - Veriş Yapmak : 56

F) Farzı Kıldıktan Sonra Konuşmak : 56

G) Nafile Namazların Her Rek'atinde Kıraat : 56

H) Abdestsiz Nafile Namaza Başlayan : 57

J) İmamların Bu Mesele Hakkındaki İçtihadı Şöyledir : 57

35 — TERAVİH NAMAZI : 58

B) Teravih Namazmin Vakti : 58

C) Tervihalarda Oturulurken Ne Yapılır?. 59

D) Terâvîh Namazının Cemaatle Kılınması, Sünnet-İ Kîfayedir. 59

E) Evinde Cemaat Olup Terâvîh Kılan : 59

F) Ücretle İmam Tutup Terâvîh Kıldırmak : 59

G) Teravihi, Bir İmam Arkasında Kılıp Bitirmek : 60

H) Vakti Çıkmak Suretiyle Kaçırılan Terâvîh : 60

İ) Rek'at Sayısında İhtilaf Edilirse : 60

J) Hatimle Terâvîh Kılmak : 60

K) Teravîh'te Acele Okumak Mekruhtur : 61

L) Hatimle Namaz Kıldıran İman : 61

M) Terâvîh Te Kıraatte Yanılmak : 61

n) Terâvîh'te Kısa Sureleri Okumak : 61

O) Teravih Namazı Oturularak Kılınır Mı?. 61

Ö) Terâvîh'i Üçer Bek'at Halinde Kılmak. 62

36 - FARZ NAMAZA YETİŞMEK : 62

A) Cemaatin Faziletine Ermek : 62

B) Sabahın Sünnetini Kılmadan İkamet Getirilirse. 62

C) Ezan Okunan Cami : 63

D) İmam Rükû'da İken Gelip Namaza Durmak : 63

E) Bayram Namazında İmama Rükû'da Yetişen : 63

F) İmamdan Önce Rükû' Ve Secdeleri, Yaparsa : 63

G) Farz Namaz Kılındıktan Sonra Cami'a Gelen : 64

37 — KAZA NAMAZLARI : 64

B) Cinnet Getiren Kimse Kılamadığı Farzı Kaza Eder Mi?. 64

C) Murteddin Kaza Namazı : 64

D) Dar İ Harp (Gayr-İ Müslim Bir Ülke) De İslâm'a Giren : 64

E) Bayılan Kimse Üzerinde Kalan Kaza Namazı : 64

F) Baş İşaretiyle De Namaz Kılamıyan Kimse : 65

G) Yolculuk Halinde Kazaya Kalan Namazlar : 65

H) Farzın Kazası Farzdır : 65

38 - KAZA NAMAZI İÇİN BELLİ VE BELİRLİ BİR VAKİT VAR MIDIR?. 65

B) Kaza Namazını Cemaatle Kılacak Olursa : 65

C) Kaza Namazları Arasında Tertip : 65

D) Nafile Namaz Kılarken Üzerinde Kaza Olduğunu Hatırlarsa: 66

E) Ergen Olan Çocuk Tertip Sahibi Sayılır Mı?. 66

F) Tertibe Uyulmadığında : 66

G) Vakit Daralınca Tertip Düşer : 66

H) Üzerinde Birden Fazla Kaza Bulunursa. 67

İ) Tertip Ne Zaman Düşer?. 67

J) Altı Vaktin Kazaya Kalması Üstüste Araya Edâ Girmeksizin Mi Olmalıdır?. 68

K) Kaza Namazları İkiye Ayrılır : 68

M) Kazaya Kalan Bir Namazın Üzerinden Altı Vakit Geçerse Ne Olur?. 68

N) Bir Tek Vakit Namazını Unutup Kılmayan : 68

O) Kaza Namazlarını Kılmak Nafile Kılmaktan Af Daldır : 68

P) Kaza Namazlarım Nerede Kılmak Daha Uygun Olur?. 69

R) Başkası Üzerinde Kalan Kaza Namaz Ve Oruçları Tutmak Caiz Olur Mu?. 69

39 — NAMAZ VE ORUÇ KEFFARETİ : 69

40 — YANILMA SECDESİ : (Sücûd-i Sehv) 69

A) Yanılma Secdesi Vâcibdir. 69

B) Yanılma Secdesinin Yeri : 70

C) Yanılma Secdesinin Keyfiyeti : 70

D) Her Namazda Yanılma Secdesi Aynı Mıdır?. 70

E) Yanılma Secdesinden Sonra Oturmak Vâcib Midir?. 70

F) Yanılma Secdesi Konusunda Genel Kaaide Şudur : 70

41 — NAMAZIN VÂCİBLERİ : 71

A) Farzların Son İki Rek'atinde Hiçbir Şey Okumazsa : 71

C) İkinci Rek'atte, Birinci Rek'atte Okuduğu Süreden Bir Önceki Sûreyi Okumak  71

D) Kıraati İlk İki Rek'atte Okumak : 72

E) Namazda Belli Ve Belirli Tertibe Uymak : 72

F) Ta'dîl-İ Erkâna Riâyet Etmek : 72

G) Üç Ve Dört Rek'atli Namazlarda Birinci Teşehhüde Oturmak. 72

H) Birinci Ve İkinci Oturuşlarda Teşehhüd'ü Terketmek : 72

J) Son Oturuşta Teşehhüdü Unutup Okumuyacak Olursa : 73

K) Oturacağı Yerde Ayağa Kalkarsa : 73

L) Teşehhüdden Sonra Kaç Rek'at Kıldığında Tereddüt Ederse : 73

M) Vitir Namazında Kunût'u Terketmek : 73

N) Bayram Tekbirlerini Terketmek : 73

O) Yanılma Secdesini 74

Ö) Aşikâr Okunacak Yerde Gizli,  Gizli Okunacak Yerde  Aşikâr Okumak : 74

P) Ne Kadar Okunursa Yanılma Secdesi Gerekir?. 74

R) İmama Gereken Yanılma Secdesi Cemaate De Gerekir. 74

S) Mesbuk Olan Kimse, Yanılma Secdesinde İmama Uyar Mı?. 74

T) Beşinci Rek'ate Kalkan : 75

U) Namazın  Sonunda Icşehhüd Miktarı Oturmadan Kalkmak : 75

Ü) Yanılma Secdesini De Yamlarak Yapmadan Selâm Verirse : 76

V) Vitir Ve Teravih Namazlarında Kıraat : 76

Y) Rek'at Sayısında Şüpheye Düşmek : 76

Z) Vakit Namazını Kılıp Kılmadığında Şüpheye Düşerse : 76

A) Sabah Namazında Şüpheye Düşerse : 76

B) Vitir Namazında Şüpheye Düşmek : 77

42 — TİLÂVET SECDESİ : 77

B) Tilâvet Secdesinin Hükmü : 78

C) Tilâvet Secdesi, Kur'ân'da 14 Yerde Vardır. 78

D) Tilâvet Secdesinin Vâcib Olabilmesi İçin : 78

E) Tilâvet Secdesi Kimlere Vâcibdir?. 78

F) Sarhoş İken Secde Âyetini Okursa : 79

G) Kadın Namazda Secde Âyetini Okursa : 79

H) Nafile Namaz Kılarken Secde Âyetini Okursa : 79

İ) Okunaksızın Sadece Secde Âyetini Yazmak : 79

K) Sağır Kimse Secde Âyetini Okursa : 79

L) İmam Secde Âyetini Okursa : 79

Cemaatle Kılman Namazda,Cemaatten Biri Secde Âyetini Okursa: 80

M) Namazda Secde Âyetini Okumak : 80

N) Namaz Secdesi Tilâvet Secdesi Yerine Geçer Mi?. 80

O) Tilâvet Secdesinde Saf Bağlanır Mı?. 80

Ö) Aynı Mecliste Aynı Secde Âyeti Tekrar Okunursa : 81

P) Namaz İçinde Gerekli Olan Tilâvet Secdesi : 81

R) Aynı Rek'atte Secde Âyetini Tekrarlamak : 81

S) Kerahet Vaktinde Secde Âyetini Okumak : 82

Ş) Tilâvet Secdesinin Şartları : 82

Tilâvet Secdesinin Rüknü : 82

T) Tilâvet Secdesini Bozan Sebepler : 82

U) Tilâvet Secdesinin Sünnetleri : 82

Ü) Tilâvet Secdesinde Müstehab Olan Şudur : 82

Y) Secde Âyetinin Bulunduğu Sûreyi Okuyup Onu Terketmek : 83

43 — ŞÜKÜR SECDESİ : 83

A) İşte Şükür Secdesi'nin Hikmeti Budur : 83

B) Şükür Secdesi Ne Zaman Niçin Yapılır?. 83

C) Camilerde Namazdan Sonra Şükür Secdesi Yapmak : 83

44 — HASTA OLAN KİŞİNİN NAMAZI : 84

B) Hasta Bir Süre Ayakta Durabiliyorsa : 84

C) Oturarak Namaz Kılmak İsteyen Hasta Nasıl Oturur?. 85

D) Yere Secde Yapamıyan Kimse Yüksekçe Bir Şey Üzerine Secde Edebilir Mi?  85

E) Ayakta Namaz Kılarken Aniden Hastalanan : 85

F) Hastalığından Dolayı Oturarak Namaz Kılan : 85

G) Baş İşaretiyle Namaz Kılarken : 85

H) Komaya Yakın Bir Duruma Giren Hasta : 86

İ) Terkedilen Bu Namazların Kazası Gerekir Mi?. 86

J) Hastalığından Dolayı Kıbleye Yönelemiyen : 86

K) Altındaki Döşek Necis Olursa, Hasta Ne Yapar?. 86

I) Hasta Üstündeki Elbiseyi Devamlı Necis Yaparsa : 86

M) Bayılan Ya Da Cinnet Getiren Kimse : 86

N) Bir Zorba Ya Da Canavardan Korkup Bayılan Kimse : 87

O) Bir Gün. Bir Geceden Fazla Uykuda Kalan Kimse : 87

P) Hasta Kimse Vakit Girmeden Namaz Kılabilir Mi?. 87

R) Düşman Korkusundan Ayakta Duramıyan Kimse : 87

S) Basık Bir Ev Ya Da Çadırda Ayakta Durma İmkânı Yoksa : 87

Ş) Hastalığında Kılamadığı Namazları Sıhhatına Kavuştuğunda Nasıl Kaza Eder?  87

T) Cuma Günü Camiye Gidemeyip Evinde Hasta Yatan Kimse : 88

45 — SEFERİ NAMAZ : (Yolculuk Halinde Beş Vakit Namaz) 88

B) Seferi Namazla İlgili Âyet : 88

D) Ne Kadarlık Bir Mesafede Namaz Kısaltılır?. 88

F) Katedilecek Mesafenin Seferi Sayılabilmesinin   Asil İllet   Ve Ölçüsü Nedir?  89

H) Seferde Dört Rek'atli Namazda Kıraati Terketmek : 90

İ) Seferde Namazı Kısaltmak Mutlaka Gereklidir : 90

J) Sünnet Namazlar Kasredilir Mi?. 90

K) Seferde Sünnet Namaz Terkedilebilir Mi?. 90

I) Yolculuğa Çıkılırken Ne Zaman Seferi Durumu Başlar?. 91

M) Seferden Dönüşte Kendi Beldesine Girerken : 91

N) Seferi Sayılabilmek İçin : 91

O) Seferi Konusunda Niyet Ehli Olması Gerekir : 91

Ö) Nerelerde İkaanıete Niyet Getirmek Sahih Olur?. 91

P) Askerlerin İkaamet Durumu : 91

R) Belli Bir Yerde Mesken Tutmayanlar : 92

S) Hacıların Yolları Üzerindeki Bir Ülkede Kafileyi Beklemesi : 92

Ş) İki Yerde 15 Gün Kalmaya Niyet Edilirse : 92

Ü) Esir, Bulunduğu Yerden Kaçıp Bir Yerde Gizlenirse : 93

V) İslâm Askerleri Bir Ülkeyi Fethedip İstilâ Ederlerse : 93

Y) Seferî Konuda Tabiî İle Metbuun Durumu : 93

Z) Vaktin Evvelinde Seferi Bulunur Da   Sonra Vakit Çıkmadan İkaamete Niyet Getirirse : 94

A) Eyleşik İken Öğle Namazını Kılıp Vakit İçinde Sefere Çıkan : 94

C) Seferi Olan Kimse Eyleşik Olanlara Namaz Kıldırırsa : 94

D) Cuma Günü Sefere Çıkılır Mı?. 95

E) Seferi Olan Kimse Kendi Beldesine Dönüp Girince : 95

F) Kaç Türlü Vatan Var?. 95

H) Yolcu Olan Kimse Namazı Geciktirebilir Mi?. 95

46 — ŞEHİR DIŞINDA HAYVAN ÜSTÜNDE NAMAZ KILMAK : 95

A) Hayvan Üstünde Şöyle Namaz Kılınır : 96

B) Hayvan Üstünde Nafile Namaz Cemaatle Kılınır Mı?. 96

C) Hayvan Üstünde Namaz Kılarken, Onu Sürebilir Mi?. 96

47 — OTOBÜS, OTOMOBİL VE UÇAKTA NAMAZ KILMAK : 96

B) Gemide Namaz Kılmaya Gelince : 97

48 — CUMA NAMAZI : 97

B) Kitap (Kuran) Da Cuma. 98

Sünnette Cuma : 98

C) İcmâ ' : 98

D) Cuma Namazı Farz-I Ayn'dir. 98

E) İşçi Ve Me'mur Cumayı Terkedebilir Mi?. 99

G) Kendisine Cuma Vâcib Olmayanlar : 99

H) Cumanın Edasının Şartlan : 100

Seferi Olanlar Cuma Günü Şehre Girerlerse : 100

J) İslâm Halefesi Hac Mevsiminde Minâ'da Bulunursa : 100

K) Bir Beldede Birden Fazla Cami'cle Cuma Kılınması : 100

49 — ZÜHR İ ÂHİRİN NİYETİN.E GELİNCE : 101

A) Zühr'i Âhirin Kılınmasına Lüzum Var Mıdır?. 101

B) Cuma Günü Fazla Yağmurlu Olursa : 102

C) Hükümdar Kadın Olursa : 102

Ç) Yalnız Hutbeye İzin Vermek : 103

D) İmam Görevden Alındığı Takdirde : 103

E) Küffarm İdaresi Altında Bulunan İslâm Memleketi : 103

F) Cuma Namazında İmama Uyduktan Sonra Uyuyan Kimse : 103

G) Hutbenin Birtakım Farzları Ve Sünnetleri Var : 103

H) Hatip Hutbeyi Cami'de Hiç Kimse Yokken Okursa : 104

I) Hutbenin Sünnetleri : 104

İ) Hutbenin Minber Üstünde Okunması : 105

J) İkinci Hutbede Dualar Yapılırken : 105

Sesi Duyulmuyacak Kadar Alçaltmak Doğru Mudur?. 105

L) Hutbede Hulefa-İ Îlâşidîni Hayır Ve Dua İle Anmak : 105

M) Hatip Hutbeye Çıkınca Artık Ne Konuşma, Ne De   Namaz Vardır : 105

N) Hatipten Uzakta Ve Ona Yakın Yerde Olanlar : 106

O) Namazda İşlenmesi Haram Olan Şeyler Hutbede De Haramdır: 106

Ö) Hutbe Okunurken Hatibe Yönelmek : 106

P) Camilerde Yardım Toplamak : 106

R) Hutbe Okunurken Nasıl Oturulur?. 106

S) Cuma Namazına Başlarken Sabah Namazını Kılmadığını   Hatırlarsa : 107

Ş) Bir Şey Elinde Tutup Ona Dayanarak Hutbe Okumak Caiz Mi?. 107

T) Cuma Namazı Köle, Hasta Ve Yolcularla Kılınabilir Mi?. 107

U) Îmamla Birlikte Tekbir Getirmiyen Cemaat : 107

V) O Halde Fabrika,Askerî Garnizon Ve Benzeri Yerlerde Cuma Sahih Olur Mu?  108

Y) Hiç Bir Özrü Olmadığı Halde Öğle Namazını Cumadan   Önce Kılan Kimse : 108

Z) Öğleyi Kıldıktan Sonra Gelip Cuma Namazı İçin İmama Uyan Kimse : 108

A) Cuma Namazına Teşehhüd Veya Yanılma Secdesince Yetişen: 108

B) Cuma Günü İlk Ezan Okununca : 109

C) Ezan Okununca Cami'a Sür'atli Yürüyerek Mi Gidilir?. 109

Ç) Hatip Minbere Çıkıp Oturunca : 109

D) Cuma Namazı İki Rek'attir : 109

Cuma Camii Fazla Kalabalık Ve Sıkışık Olunca : 109

E) Cuma'ya Çıkan Kimse Temiz Elbisesini Giyinir : 109


ONBEŞİNCİ BÖLÜM

 

İMAMET

 

Cemaatle namaz kılmak, İslâm'ın insanlara, açmış olduğu geniş bir rahmet kapısıdır. Özellikle değişen hayat şartları ve çoğalan nü­fus ile şehirlerin alabildiğine büyümesi karşısında mü'minlerin bir­biriyle görüşme, sohbette bulunma, biraraya gelip din ve dünya işle­rini çözme imkânları azalmıştır. Bir de emeklileri düşünecek olur­sak, belli bir hayat düzeyinden kopup toplum arasında yalnızlığa itil­mişe benziyor. Bütün bu boşlukları cami ve cemaat doldurmaktadır. Günde beş vakit camiye gelmek hem ruha bir ferahlık ve zindelik kazandırır, hem birçok sıkıntıları atma imkânını verir, hem de mü'­minlerin görüşme ve tanışma, dertleşme ve fikir alış-verişinde bu­lunmasın sağlar.

a) Dostlarımdan biri bana gelip dedi ki

—  «Hocam, çocuklarım genç yaşta öldü. Şimdi biz bir karı koca olarak yalnız kaldık. Emeklilik maaşım bana yetiyor. Elimde hay­li taşınmaz malım var. Bunları «Emeklilerin tanışma, görüşme ve vakitlerini değerlendirmesine yanyacak bir te'sis» kurmaya harca­mak istiyorum. Çünkü emekli olunca yalnızlığa itilmiş bir halimiz var.»

Kendisine dedim ki :

—  «Bunca masrafa gerek yok. Her mahallede    böyle bir te'sis vardır.»

Bunun üzerine dostum hayretle sordu :

—  «Hani nerede, ben göremiyorum?!»

—  «Evet, dedim, göremiyorsunuz. Çünkü uğramıyorsunuz.    Ca-mi'lerimiz sizin bu arzunuzu en mükemmel ölçü ve anlamda karşı­lamıyor mu? Günde beş vakit Allah'ı bilip O'na kulluk görevini yap­mak isteyen tertemiz Müslüman kardeşlerimiz burada toplanmazlar mı?  Onların araşma katılman    sana çok şey kazandırır, fakat hiç kaybın olmaz.

İşte cami ve cemaatin önemi ve değeri! İslâm'ın en son ve en mü­kemmel din olmasına alâmet ve ölçülerinden-biri de işte sözünü et­tiğimiz cami ve cemaattir.

İmamın arkasında saf bağlayıp aynı ibâdeti aynı disiplin içinde birarada yerine getirmek, hem ruha, hem bedene sağlık ve huzur kazandırmaz mı? Aynı zamanda bize itaati, birliği, beraberliği, aynı davaya yönelmeyi öğretmez mi? Bundan daha iyi eğitim olur mu? Özellikle bugünkü dünyamızda.

Biz burada önce cemaatle namaz kılmanın faziletiyle ilgili ha­dîslerden bir kısmını nakletmek istiyoruz... Bununla, Resûlüllah (A. S.) Efendimizin buna ne kadar önem verdiğini anlatmak arzusunda­yız.

b) 1. «Cemaatle kılman namaz, yalnız başına kişinin kıldığı namazdan yirmi yedi derece üstündür.»[1]

2. Adamın cemaatle kıldığı namaz, evinde, sokak ve çarşısın­da yalnız başına kıldığı namazdan yirmi beş derece üstündür.»

A'mâ bir adam Resûlüllah CA.S.) Efendimize gelerek dediki :

—  «Ey Allah'ın Peygamberi! Elimden tutup beni Mescid'e geti­ren kimsem yoktur.»

A'ma bu sözüyle Mescid'e gelmeyip evinde namaz kılmak isti­yordu. Resûlüllah (A.S.Î Efendimiz ona ruhsat verdi. A'mâ ayrılıp gitmek üzere iken Efendimiz onu çağırdı ve sordu :

—  Namaz için yapılan daveti (ezan'ıî işitiyor musun?»

—  O, «evet», dedi.

—  «O halde davete icabet etmeğe çalış!» buyurdu.[2]

«Kim yarın (kıyamet günü) Müslüman olarak Allah'a kavuşmak istiyorsa, şu namazları, onlara davet yapıldığı yerde muhafaza et­sin (beş vaktin farzım camilerde cemaatle kılsın). Çünkü Allah si­zin peygamberinize sunen-i hûda'yı (doğru yolu gösterici sün­netler) meşru' kılmıştır. Şüphesiz ki sözü edilen namazları davet edildiği yerde (cemaatle) kılıp muhafaza etmek sünen-i hüdâ'-dandir. Cemaatten, geri kalıp evinde namaz kılan şu kimse gibi evi­nizde namazları kılacak olursanız, peygamberinizin sünnetini ter-ketmiş olursunuz. Peygamberinizin sünnetini terkedecek olursanız sapıtırsınız.»[3]

Râvî diyor ki :

Biz cemaatle namaz kılmaktan geri kalanları gördük, nifakı bi­linen münafıklar idi. Resûlüllah (A.S.) bize sünen-i hüdâ'yı öğ­retti : İçinde ezan okunan Mescidde cemaatle namaz kılmak bu sün­nettendir. -

Ebû Derdâ (R.A.) de diyor ki

Resûlüllah CA.S.) Efendimizin şöyle buyurduğunu işittim :

«Bir köy ya da çölde üç kişi bulunur da onlar arasında (cemaat­le) namaz kılınmazsa, herhalde şeytan onlara üstünlük sağlar. Aman siz cemaate gerekli olun. Çünkü kurt ancak sürüsünden ayrı­lan koyunu yer.»[4]

Bunun içindir ki fakîhlerimiz, cemaatle namaz kılmak, Müekked Sünnettir, demişlerdir. Hattâ meşayihten bir kısmı bunun vâcib ol­duğunu iddia etmiştir. Sünnet denilmesi, sadece sünnet ile vâcib ol­duğundandır. Nitekim El-Bedayi' sahibi diyor ki : «Cemaatle namaz kılmak, ergen, âkil, hür erkeklerden kudreti olanlara vâcibdir. An­cak cemaati kaçırdığı takdirde, onu başka bir mesciddeki cemaatle kılmaya çalışmaz, yakın olur da yetişirse bu yararlı olur.» ,.

c) O halde cemaat ancak bir takım özürlerden dolayı terkedil-melidir. Müekked Sünnet olduğunda hiç şüphe yoktur. Vâcib oldu­ğu ise ihtilaflıdır. Hasta, kötürüm, çok yaşlı, eli ayağı kesik, felçli ve benzeri durumda olan kimselere cemaat sünnet değildir. Ebû Hanî-fe'ye göre a'mâya da sünnet değildir.

Yine sahih olan tesbit ve görüşe göre : Cemaat yağmur, fazla çamur, şiddetli soğuk ve zifiri karanlıktan dolayı terkedilebilir.[5]

Gece şiddetli Rüzgardan dolayı da terkedilebilir. Gündüz ise rüz­gar -şiddetli kasırga durumunda olmadıkça- özür sayılmaz. Bunun gibi, dışarı çıktığı takdirde alacaklısı kendisini tutukluyacak veya hareket eden kafileden geri kalmak endişesi varsa, veya tabii ihtiya­cını gidermesi gerekiyorsa, o takdirde cerntVati terkedebilir.

Hasta bakıcılık yapmakta olan veya malının çalınmasından, evi-i ne hırsız girmesinden korkan kimse de cemaati bırakabilir. Yemek hazır olmuşken, ezan okunursa, yemeğe karşı istekli durumda ise, ce­maate gitmeyip sofraya, oturur. [6]

Namaz kılınan mescid'in belli imamı ve cemaati bulunuı ma­halle halkı orada cemaatle namaz kılıyorsa, o takdirde o mescidde ikinci bir ezanla cemaatin tekrarı mubah değildir. Ama ezan oku-maksızın ikinci kez cemaat olup namaz kılmakta bir beis görülme­miştir. Bunda icmâ' vardır. Yol üzerinde olan camilerde de durum böyledir.[7]

Cuma dışında birden fazla kimse bulunursa, bu cemaat kabul edilir. İsterse bu 'bir kişi, âkil olan bir çocuk olsun.[8]

 

1— NAFİLE NAMAZ CEMAATLE KILINIR MI?

 

Çağrışım üzere, yani birbirini çağırmak suretiyle olursa, bu mek­ruh sayılmıştır. El-Asıi kitabında Sadrüş-Şehîd diyor ki : «Mescid'in bir nahiyesinde ezansız ve ikaametsiz kılacak olurlarsa kerahet yok­tur.»

al Şemsa'l-Eimme Helvanı diyor ki : Nafile namazın cemaatle kılınmasında imâmdan başka üç kişi bulunursa, bu mekruh sayılma­mıştır. Dört kişi olursa, meşâyih bu konuda ihtilaf etmiştir. Sahih olan görüş, dört ya da fazla cemaat olursa, mekruh sayıldığıdır.[9]

Bu konuyu Nafile Namazlar bölümünde biraz daha detaylı açık­lamaya ve fukahamn farklı görüşlerini nakletmeğe çalışacağız. (İn-şaallah)[10]

 

2 — İMAMETE DAHA LÂYIK OLAN :

 

İmamet, şerefli hizmetlerden biridir. Dinimizdeki yeri oldukça önemlidir. Çünkü ResûlüUah (A.S.) Efendimizin, namaz farz kılın­dıktan sonra aralıksız sürdürdüğü bir görevdir.

Bu makamı işgal edene İMAM denir. İmam; önder, lider, ileri gelen, sözsahibi gibi, anlamlar taşır. O halde Müslüman Cemaatin önüne geçip namaz kıldıran kişinin her yönüyle buna lâyık olması gerekir. Gerek cemaatle namaz kılmak, gerekse bir kişinin Öne ge­rekir. Gerek cemaatle namaz kılmak, gerekse bir kişinin öne ge­çip namaz kıldırması, cemaate önderlik etmesi çok yüce maksatlara, feyizli amaçlara yöneliktir. İmamın bunu her haliyle idrâk etmesi ilk hatıra gelen bir husustur.

Bunun için İslâm Şeriatı imam olacak kişide bir takım vasıfla­rın bulunmasını dinî bir prensip olarak öngörmüştür

1. Namaz hükümlerini daha iyi bilmesi;    cemaatin durumuna göre namazı uzatıp ya da kısa surelerle hafif tutarak Sünnete uy­ması,

2. Kıraatin farz, vâcib ve sünnet miktarım yerine getirmesi,

3. Dinî hükümleri hafife almaması, Sünnete bağlı bulunması,

4. Açıktan günah işlememesi, söz ve davranışlarıyla halka ör­nek olması,[11]

5. İbâdet, özellikle namaz konusunda geniş ve detaylı bilgiye sahip bulunması, [12]aranılan vasıflardır.

Bu sıfatlarda iki kişi eşit durumda olursa kıraat ilmini ve na­maz konusunu daha iy bilen tercih edilir. [13]Bu hususta da eşit olurlarsa, günahlardan daha çok sakınan, helâl ve haram sınırlarına daha çok bağlı bulunanı tercih edilir. Bunda da eşit durumda olur­larsa, daha yaşlı olanı öne geçer.[14] Yaşıt oldukları takdirde; ah­lâkı daha güzel olan öne geçer. Bunda da eşit olurlarsa, daha soylu olanı öne geçer. Bunda da eşit olurlarsa, yüzü dab,a güzel olanı öne geçer.[15]

Bütün bu sıfatlarda daha ileri durumda bulunanın tercih nede­ni, cemaatin çoğalmasını ve imamın onlar üzerinde olumlu te'sir bı­rakmasını sağlamaktır. Cemaatin nefret ettiği bir kişinin imamlık görevini yürütmesinin hiçbir anlamı yoktur. Ancak mecbur kalındı­ğında, böylesine imkân verilebilir.[16]

O halde sözü edilen bütün sıfatlarda eşit durumda olan iki kişi arasında kur'a çekilir veya cemaatin. tercihine uyulur.

Bir evde misafir bulunan bir cemaat namaz kılmak istedikleri zaman, aralarında hükümdar ya da kaadı yoksa, o takdirde ev sa­hibinin imam olması daha uygundur. Ancak namaz kıldıracak ka­dar bilgi ve kıraati yoksa, o takdirde cemaatten birini seçip öne ge­çirmesi afdaldır. Ev sahibi bîrini seçmediği takdirde, kendine bu hu­susta güvenebilen ve yukarıda belirtilen sıfatlardan bir kısmını ta­şıyan kişi öne geçip namaz kıldırır.[17]

 

A) Kiracı, Ev Sahibi Ve Bir De Müsafirin Bulunduğu Ev :

 

Bir evde sözü edilen üç kimse bir araya geldiklerinde, bunlar­dan kiracının öne geçip namaz kıldırması daha lâyıktır.[18]

 

B) Mahalle Mescidine Giren Daha Yetenekli Kimse :

 

Mahalle mescidine görevli imamdan daha bilgili ve yetenekli bir kimse gelecek olursa, yine de görevli imamın öne geçip namaz kıldırması daha uygundur.[19]

Dilsizin dilsizlere imameti caizdir; ümmîye ise imametinin caiz olmadığı çoğu fıkıhçılar tarafından söylenmiştir. Ümmînin dilsize imametinin caiz olduğu ise kabul edilmiştir. Şeyhülislâm bunun evlâ olduğunu belirtmiştir.[20]

Cünüplükten dolayı teyemmüm edenin, abdestsizlikten dolayı teyemmüm edene imameti daya uygundur.[21]

Cemaatin bir bölümü camiin dış yazlık kesiminde, bir bölümü de camiin içinde bulunurken ezan okunur, yazlık bölümündeki ce­maat önlerine geçen, imama, içeridekiler de önlerine geçen başka bir imama uyup namaz kılacak olurlarsa, ilk başlayanların nama­zında kerahet yoktur.

Fıkıhta ve İslâm'a göre düzenli yaşamada eşit durumda olan iki adamdan biri Kur'ân'ı ve kıraati daha iyi bilir. Ama cemaat onu değil de diğerini öne geçirip imam yaparsa, hepsi de uygun olmaya­nı yaptıklarından isabet işlemiş sayılırlar. Böyle değil de cemaatin bir kısmı kıraati daha iyi bileni, bir kısmı da diğerini imam yapmak isterse, çoğunluk hangi tarafta ise ona göre sonuca varılır.[22]

Mahallede yalnız imamlık yapabilecek bir kişi bulunursa, onu imamlığa mecbur etmeğe kimse yetkili değildir. Dilerse bu hizmeti yapar. Yapmadığı takdirde günahkar olmaz.[23]

 

C) Başkasına İmam Olmaya Kim Elverişlidir?

 

Hidâye sahibi Merğînani bu konuda diyor ki :

«Havai meşreb ve bir de bid'at ehli olan kimsenin arkasında namaz kılmak caizdir. Ama Ra'/izUer, Cehmiyye, Kaderiyye ve Mü-şebbihe Mezheplerine bağlı olanlar arkasında namaz kılmak caiz de ğildir. Bunlar gibi, «Kur'ân mahlûktur» diyen kimsenin de arkasın­da namaz kılınmaz.»[24]

Bunu özetliyecek ve genel bir kaaideye bağlıyacak olursak şöyle demeliyiz : Hava-i meşreb, bid'atçi ve benzeri kimseler bu durumla­rından dolayı tekfir edilmiyorlarsa, arkalarında namaz kılmak caiz­dir. Ne var ki kerahetle caizdir. Sahih olan da budur.

Mi'rac'ı inkâr eden, eğer Mekke'den Beytü'l-Makdis'e olan gece yolculuğunu kabul etmiyorsa, küfre saptığından arkasında namaz kılmak caiz değildir. Ama Beytü'l-Makdis'teıı öte tarafa olan kısmı inkâr ederse, kerahetle caiz olur. Çünkü Kur'ân, Peygamber Efendi­mizin Mi'racmı Mekke'den Beytü'l-Makdise kadar olan bölümüyle açıklamaktadır.

Bid'atçi ile açıktan günah işleyenin arkasında namaz kılan kim­se cemaat sevabına erse de takva sahibi bir imamın arkasında kıl­dığı namazın sevabına hiçbir zaman erişemez.[25]

 

Ç)  İmamın Mezhebi Ayrı Olursa :

 

Şafiî Mezhebine bağlı bulunan imam arkasında Hanefi Mezhe­bine bağlı kimsenin namaz kılması caizdir. Ancak İmamın Hanefi Mezhebinin bu husustaki içtihadını bilip ona riâyet etmesi gerekir. Buna birkaç örnek verelim : Abdest aldıktan sonra bir yerinden akı­cı ölçüde kan akmamış olması, kıbleden fahiş biçimde dönmemiş bu­lunması gibi. Durgun az su ile abdest almamış olması, elbisesini meniden yıkaması da bu cümledendir.

Bütün bunlarla beraber Şeyhülislâm Hâherzade diyor ki : «Şa­fiî Mezhebine bağlı bulunan kimse bütün bunları bilmiyor olsa bile yine de arkasında namaz kılmak kerahetle caizdir.»[26]

İmama uyan kimse, Şafiî Mezhebiyle Hanefi Mezhebi arasında­ki farkları bilir, fakat imamı bilmezse, çoğu fakihlere göre namazı caizdir. En sahih olan da bu görüştür. [27]

 

D) Teyemmüm Edenin Su İle Abdest Alanlara İmamlığı :

 

Bu konuda farklı ictihad ve görüşler vardır : İmam Ebû Hanîfe ile İmam Ebû YusuTa göre, caizdir. Ancak su ile abdest alanların yanında su bulunursa, o takdirde teyemmüm edene uymaları caiz olmaz. [28]Cenaze namazında ise -görüş farkı olmaksızın- caizdir.[29]

e) Özür sahibi olan birkaç kişinin, özürleri aynı şey ise birbir­lerine uymaları caizdir. Özürleri değişikse, caiz değildir.[30]

Bunun gibi bir özrü olan, iki özrü olan kimseye uymaz. Meselâ : İmam olacak kimse hem devamlı yelleniyor, hem de idrarım tutamı­yor, ona uyacak olan kimse ise sadece idrarını tutamıyorsa, o tak­dirde iki özürlünün imam olması caiz değildir. [31]

 

F) Mestlerini Meshedenin İmam Olması Caiz Midir?

 

Giydiği mestleri şartlarına uygun mesheden kimsenin imamlık yapmasında hiçbir sakınca yoktur. Bunun gibi bedenindeki yara üze­rindeki sargıyı meshedenin de yarası olmayanlara imameti caizdir. Vücudundan kan aldıranın aldırmıyanlara imamlığı caizdir, şu şartla ki, neşter vurulan yerden kan çıkmıyacağmdan emin olması ge­rekir. [32]

 

G) Bineği Üzerinde Oturup İmamlık Yapması Caiz Midir?

 

Yolculuk halinde ya ölüm tehlikesinden, ya da yerdeki çamurun fazlalığından bineklerinden inme imkânını bulamayanlar, birbirle­rine uyup o vaziyette namaz kılabilirler. Ama bir kısmı inme imkânı bulmuşsa, o takdirde bineğinden inemiyen onlara imamlık yapamaz. [33]

 

H) İşaretle Namaz Kılan Kimse İmamlık Yapabilir Mi?

 

Bir hastalıktan dolayı baş işaretiyle rüku' ve secdelerini yapan kimsenin yine kendisi gibi olanlara imameti caizse de sıhhatli" kişile­re yapması caiz değildir.

Çıplak kimsenin kendisi gibi olanlara imameti caizse de giyinik olanlara caiz değildir. [34]Bununla beraber çıplakların cemaatle değil, kendi başlarına namaz kılmaları daha uygundur. Ancak ce­maat olup kılacak olurlarsa, oturarak ve imamın da -kadınlarda ol­duğu gibi- cemaatin ortasında durarak kılmaları gerekir.[35] Bu­nunla beraber imam olacak kimsenin öne geçmesi de caiz görülmüş­tür. [36]Fakat herhal-u kârda çıplakların cemaatle namaz kılma­ları mekruhtur. Ayrı ayrı ve birbirinden biraz dağınık durum ala­rak kılmaları daha iyidir.[37]

Ayakta duranın, rükû ve secdeleri yerine getirebilen fakat otu­rarak namazını kılabilene uyması sahihtir. Rükû' ve secdeleri baş işaretiyle yerine getirene uyması ise sahih değildir. Bunun gibi otu­rarak namazını kılabilen iki kişiden biri rükû ve secde yapabiliyor. Diğeri yapamayıp baş İşaretiyle yerine getiriyorsa, rükû1 ve secdele­ri yapabilenin diğerine uyması sahih değildir.[38]

 

I) Kamburun İmameti :

 

İyice kambur olan kimse ayakta durabilen kimse gibi imam olabilir. Kamburluk imamete engel sayılmamıştır. Fukahadan bazı­sına göre, kamburun ayakta durma vaziyetiyle rükû'a varma duru­mu arasında bir fark varsa imameti caizdir, hem bunda ittifak vardır. îki durumu arasında fark yoksa, İmam Ebû Hanîfe ile İmam Ebû Yusuf'a göre yine caizdir. Müfta bih olan da bu görüştür.[39]

 

İ) İğri Ayaklının İmameti :

 

İmamın bir ayağında eğrilik bulunur da ayakta dururken daha çok sağlam ayağı üzerine tutunursa, imameti caizse de ayakları sağ­lam olan ehil bir kişinin imamlık yapması daha iyidir.[40]

 

J) Nafile Kılan, Farz Kılana Uyabilir Mi?

 

Farza nisbetle zayıf sayılan nafilede bazı kolaylıklar vardır. On­lardan biri de nafile namaza niyet eden kimsenin, farz kılan kimse­ye uymasının caiz sayılmasıdır. Bunun aksi caiz değildir. Örneğin öğle farzını kılan kimseye, öğle sünnetini kılmak isteyenin uyması gibi. Farz kılan son iki rek'atte bir şey okumasa bile yine de nafile kılana imameti sahihtir.

Bu durumda namaz kılınırken imamın namazı bozulur ve yeni­den kılmaya başlarsa, nafile kılanın da namazı bozulmuş sayılır ve o da üzerine vâcib olan o nafileyi tekrar sözü edilen imama uyarak kılabilir.[41]

 

K) Deli Ve Sarhoşun İmameti :

 

Deli ve sarhoşun imameti caiz değildir. Ancak deli bazen iyile­şip bazen bozuluyorsa, iyileştiği zaman imamlık yapması sahih olur.[42]

Fukahadan bazısı bu görüşe muhalif kalmış ve delinin kendine gelme haliyle dengesiz hali arasında bu konuda bir fark yoktur, de­miştir. Ama fukahanm çoğu birinci görüşü benimsemiştir.[43]

 

L) Eyleşiğin Yolcuya Uyması :

 

Eyleşik durumda olanın yolculuk halinde bulunan kimseye, hem vakit namazında, hem vakit dışında kaza edilen namazlarda uyma­sı sahihtir. Bunun gibi yolculuk halinde bulunan eyleşik durumda olana vakit içinde ve dışında uyması caiz ve sahihtir.

Eyleşik durumda olan ikindi farzının iki rek'atini kıldıktan hemen sonra güneş batar ve tam bu sırada yolculuk halinde bulunan kimse gelip ona uyarsa, yolcunun namazı sahih olmaz. [44]

 

M) Zinadan Doğanın İmameti :                                             

 

Bedevi (çölde yaşayan) nm, iki gözü kör olanın, kölenin, zıha-dan doğanın ve açıktan günah işleyenen imameti caizse de halkın yani cemaatin onlara karşı isteksizliği dikkate alınarak mekruh sa­yılmıştır. Hem imam olacak kimsenin cidden cemaate önderlik ya­pacak ahlâk ve meziyette olması gerekir. [45]

 

N) Erkeğin Kadına İmam Olması :

 

Genellikle erkek kadına imam olabilir. Buna cevaz verilmiştir. Ancak bu durumda erkeğin imamete niyet getirmesi gerekir. Aksi halde ona uyan kadının namazı sahih olmaz.

Halvette erkeğin yabancı kadınlara imam olması doğru değildir. Ancak kendisine halvette uyan kadınların tamamı veya bir kısmı imamın yakın akrabası, yani nikâhı haram sayılanları olursa, o tak­dirde imamete niyet getirmek şartiyle sahih olur. Tahavî ise, kadın­lardan bir kısmı imamın mahremi bile olsa, halvette namaz kılma­ları mekruhtur, demiştir. Şerhinde bilhassa bu konu açıklanmıştır. [46]

 

O) Kadınların Cuma Namazı Kılması :

 

Cuma namazında kadınların cami'a gelip imama uymaları sa­hihtir, isterse imama imamete niyet getirmemiş olsun. îki bayram narnazmdaki hüküm de böyledir. En sahih olan da budur.[47]

 

P) Kadının Erkeğe İmam Olması Caiz Midir?

 

Erkeğin kadına uyup namaz kılması caiz değildir. Bunun istis­nası yoktur.

Kadının kadınlara imameti -cenaze, namazı hâriç- bütün namaz-larda mekruhtur. Bununla beraber kadın kadınlara imam olacak olursa, önlerine geçmeyip birinci saffm tam ortasında, durup kıldı­rır. Öne geçecek olursa,' namazları bozulmaz. [48]Ne varki kadın­ların yalnız başlarına namaz kılmaları daha uygundur. [49]

 

Hunsâ'nm İmameti :

 

Huıısa  (hem erkeklik, hem dişilik organı bulunan) nm kadmlara imameti, önlerine geçecek olursa caiz, ortalarında duracak olur­sa, onun namazı bozulur. Çünkü bu durumda muhazat meydana gel­miştir. Erkek hakkındaki hüküm bu hususta hunsa hakkında da ay­nen câridir.[50]

Hunsâ'nm erkeklere imameti caiz değildir.

Ergen olmaya yakın çocuğun, kendi akranına imameti caizdir.

Teravih ve mutlak sünnetlerde de sözü edilen çocuğun erkeklere imametini Belh fukahası caiz görmüşse de.[51] Muhtar olan kavle göre bütün namazlarda onun imameti caiz değildir. [52]En sahih olan da budur. El-Muhit ve Bahr-i Râik sahipleri de aynı görüştedir­ler. [53]

 

R) Dilsizin İmameti :

 

Dilsizin, dilsiz olmayana uyma imkânı olsa bile yalnız başına namaz kılması caizdir. Ancak kıraat farizasını yerine getiren imama uyması daha uygundur. [54]

 

S) Okur-Yazar Olmayan  (Ümmî)Nin Ümmîlere İmameti Caizdir.

 

Ümmînin arkasında bir ümmî, bir de okumasını bilen kimse du­rup namaz kılacak olurlarsa, İmam Ebû Hanîfeye göre hepsinin na­mazı bozulmuştur. Yeniden kumaları gerekir. İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed'e göre yalnız okumasını bilenin namazı bozulur.

Ümmî, namaz kılmakta olan kaaria (okumasını bilene) hazır olur da ona uymadan yalnız başına namaz kılarsa, en sahih görüşe göre namazı sahih değildir,

Okumasını bilen kimse camiin dışında, ya da yakınında bulun­duğu halde ümmî kimse camiin içinde yalnız başına namaz kılarsa, fukahanm hepsine göre namazı sahihtir. Okumasını bilen kimse üm-mînin kıldığı namazı değil başka bir namaz kılıyorsa, bu durumda ümmînin namazı caizdir. Hattâ namaza başlamamış bile olsa, oku­masını bilenin başladığı başka namazı bitirmesini beklemesine ge­rek yoktur; yalnız başına kılabilir. Bunda âlimlerin görüş birliği var­dır.

İmam Timurtaşî, ümmî konusunda şöyle demiştir .Okumasını bilmiyen kimsenin gece gündüz renmeye çalışması, hiç olmazsa namaz kılacak kadar ezberlemesi gerekir. Aksi halde Allah katında ma'zur sayılmaz.

 

Ş) Ümmiye Uymak Caiz Midir?

 

Okumasını bilenin ümmiye ve dilsize uyup namaz kılması sâhih değildir. Bunun gibi ümmînin dilsize uyması da caiz görülmemiştir. Avret yerleri örtülü olanın, çıplağa uyması da böyle[55]

 

T) Piyadenin Süvariye Uyması

 

Lâhikın lahika, piyadenin   süvariye uyması caiz değildir. Bunun gibi öğle namazını kılmak istiyenin ikindi namazını kilona uyması veya bir gün önceki öğle namazının kazasını yerine getir­mek isteyenin bugünün öğle namazını kılana uyması veya cuma kıl­dırma -yine öğle namazını- kaza niyetiyle uyması caiz değildir. Be-llirtilen hususların aksi de caiz görülmemiştir. Farz kılanın nafile kı­lana, adak namazı kılanın yine adak namazı kılana uyması da caiz değildir. Ancak herbiri diğerinin namazını adamışsa, o takdirde bir­birlerine uymaları caizdir. [56]                                                          

 

U) Kazaya Kalan Nafile Namazı

 

Bozduğu nafile namazı kaza etmek isteyenin yine bozduğu na­fileyi kaza edene uyması caiz değildir. Ancak ikisi aynı nâfilöye iş­tirak edip aynı durumda bozarlarsa, o takdirde birbirlerine uymala­rı sahih olur. [57]

 

Ü) Namaz Kılmaya Yemin Eden

 

Namaz kılmaya yemin edenin yine aynı ölçüde yemin edehe uy­ması sahihse de adayanın yemin edene uyması sahih değildir. Bunun aksi sahihtir, yani yemin edenin adayana uyması caiz görülmüştür. Şu şartla ki her ikisi de aynı namazı adamış veya yemin etmişse.[58]

Lâhik : Namaz esnasında abdesti bozulup abdesl almaktan başka bir şeyie meşgul olmayan, tekrar gelip imrıma uyarak namazını tamamlamaya çalı­şan kimsedir. [59]

 

V) Çıplağın İmameti :

 

Çıplak durumda olan kimse, çıplaklarla giyiniklerden meydana çelen cemaate imam olursa, hem imamın, hem çıplak bulunan cenaatin namazı sahih, giyiniklerin ise fâsiddir, yani namazları sahih almamıştır, onların yeniden kılması gerekir. Bunda icma' vardır.

Necis Elbiseyle Namaz Kılmak :

Sıhhati yerinde olup necis bulunan elbisesini temizleme imkânı olmayanın, devamlı hades halinde olan özürlüye uyması caiz değildir.[60]

 

Y) Pepenin İmameti :

 

Pepe olanın kendisi gibi pepe olana uyması sahihtir. Şu şart­la ki ya-nlarında pepe olmayan imamlık yapacak yetenekte bir kim­senin bulunmaması gerekir. Aksi halde kıldıkları namaz sahih de­ğildir. [61]

 

Z) Kıraat İlmini Bilmiyenin İmameti :

 

Kıraat ilmini bilmediğinden, durulmıyacak yerde duran, durul­ması gerekli yerde durmayan, namaz kıldırırken sık sık öksüren, boğazına gıcık arız olup gayr-i. tabii ses çıkaran, (T) veya (F) harf­lerini tekrarhyarak konuşan kimselerin imameti uygun değildir. Harfleri sıkıntı çekerek mahreçlerinden çıkarabilenin ise imameti caizdir.[62]

 

Ummî Olmayanın Umnıiye Uyması :

 

Okumasını bilen kimse nafile namaz bile olsa ümmiye uymaz. Hattâ uyduğu nafile namazı sonradan kaza etmesine bile gerek yok­tur. Çünkü başlamış sayılmaz. Sahih olan da budur.

Kadına, çocuğa, abdestsize, cünübe uyan kimsenin durumu, üm­miye uyanın durumu gibidir.

Bu hususta genel bir kaide verelim :

«İmamlık yapanın durumu kendisine uyanların durumuna eş ve­ya onun üstünde olursa, hepsinin namazı caizdir. Daha aşağı olur­sa, imamın namazı sahih, ona uyanmki gayr-i sahihtir.» [63]Ancak bu kaideden istisna edilecek husus da var : İmam ümmi, ona uyan ise, okumasını bilen olur; veya imam dilsiz, or.a uyan ümmi olursa, bu durumda imamın da namazı sahih değildir.[64]

Fakîlı Ebû Abdillah Cürcani bu konuda diyor ki :

-Dilsiz ile ümmînin namazının belirtilen durumda sahih olma­ması, arkasında okumasını bilen kimsenin bulunduğunu bildiği tak­dirdedir. Bu, İmam Ebû Hanife'nin görüşüdür.' Arkasında böyle bir kimsenin bulunduğunu bilmediği takdirde, İmameyn'e göre namazı sahihtir.»

Zahir Rivayet'te ise, bu iki durum arasında, yani arkasında oku­masını bilen kimsenin olup olmadığını bilse, de bilmesede de fark et­mez, her iki halde de namazı sahih sayılmaz.

Ne var ki İmam Ebû Hanîfe'nin ictihad ve görüşünde kolaylık vardır. Bu bakımdan onunla amel etmek daha uygundur, diyebiliriz.

İki kişi aynı anda iftitah tekbiri getirip her biri diğerine imam olmaya niyet ederse, ikisinin de namazı tamdır. Birbirine uymaya niyet ederlerse, ikisinin de namazı fâsiddir.[65]

 

A) Üzerinde Resim Bulunan Elbise :

 

Üzerindeki elbisede bazı canlı cansız varlıkların şekilleri bulu­nan kimsenin cemaate İmam olmasında bir sakınca görülmemiştir. Ancak dikkatleri bu hususa çekme endişesi bulunduğundan, böyle bir elbiseyi mümkünse giymemesi veya üzerinde böyle bir elbise bu­lunmayan kimsenin imam olması evlâdır.[66]

Bunun gibi parmağındaki yüzüğün üzerinde veya cebinde taşı­dığı altın ya da başka bir maden! veya kağıt para üzerinde resim ve şekil bulunduğu halde namaz kılan kimsenin, namazı sahihtir.[67]

 

B) Ramazanda Başka Bir Mahallede İmamlık Yapan :

 

İmamlığa ehil olan adam, ramazanda kendi mahalle camiinde değil de başka bir mahalle camiinde namaz kıldınyorsa, yatsı vakti girmeden kendi mahallesinden ayrılması uygun olur. Vakit girdik­ten sonra ayrılırsa kerahet işlemiş sayılır.[68]

 

C) Açıktan Günah İşleyen İmam :

 

Açıktan günah işleyen ve gayr-i ahlâki davranışları olan imamın cuma günü cemaatin önüne geçip namaz kıldırması halinde ce­maat onu bu görevden men'etme gücüne sahip değilse, çoğu âlimle­re göre, sadece cuma namazında ona uyulur. Başka vakit namazla­rında cemaat başka bir cami1 a gidip namaz kılabilir. Bu durumda cemaat günahkâr olmaz.[69]

 

Cami Cemaati İmamı İstemediği Takdirde

 

Cami cemaati, namazı doğru kıldıramadığı veya kendisinden da­ha ehil kişi bulunduğu için imamı istemiyor ve arkasında namaz kıl­maktan gıcık duyuyorsa, o takdirde adı geçen imamın imamlık yap­ması mekruhtur. Ama imam bu göreve başkasından daha ehil ise, haysiyet kırıcı, utanç verici açıktan bir günahı da görülmüyorsa, ce­maat istemese bile imamlık yapmasında kerahet yoktur.

Nitekim Resûlüllah (A.S.) Efendimiz : «Müslüman olduktan son­ra her iyi ve kötünün arkasında namaz kılın ye her iyi ve kötünün cenaze namazım kılın.» buyurmuştur. Bu, İslâm Birliğini sağlamaya yönelik bir emirdir. Riâyet edilmesinde, çok büyük yararlar vardır. Ancak her hal-u kârda imamın ağırbaşlı, mesleğine bağlı, bilgisini artıran, cemaatle iyi geçinmesini bilen, saygınlığını koruyan bir kimse olması her zaman için aranılan hususlardır.[70]

 

Namazı Uzatmamak :

 

Cemaatle kılman namazların, cemaatin hastalık, özür, yaşlılık ve iş durumları dikkate alınarak uzun tutulmaması Sünnete uygun olur. Resûlüllah (A.SJ Efendimizin sabah namazını -ağlamakta olan çocuğun sesini işittiği için- Muavvazeteyn'le kıldırdığı bilinen hu­suslardandır. Hattâ namazı uzun tutan bir imamdan kendisine şikâ­yet edildiğinde şöyle buyurdukları en sahih kaynaklarımızda nakle­dilmektedir :

«Ey insanlar! Sizler bıkkınlık veriyorsunuz. Sizden kim namaz kıldıracak olursa, namazı hafif tutsun. Çünkü cemaat arasında has­ta, zayıf ve ihtiyaç sahipleri vardır.»[71]

Bunun için fukahada, cemaatle kılman namazı uzatmak mekruh­tur, demişlerdir. [72]Bu kurala uyularak imamın Sünnet miktarını aşmaması gerekir. Özellikle cemaatinin durumunu çok iyi bilmesi ve namazını ona göre bir ölçüye bağlaması uygun olur.[73]

 

İmam Ateşperest Olduğunu İlân Ederse :

 

Bir adam cemaate bir iki ay namaz kıldırdıktan sonra ateşperest, ya da putperest olduğunu söylerse, durum ne olur? Önce islâm'a gir­meğe zorlanır; sonra da o güne kadar onun arkasında kıldıkları na­maz caiz kabul edilir ve imamın bu iddiası kabul edilmez. Ancak İs lâm Cemaatine bir bakıma hakaret ettiğinden iyice dövülür.

Bunun gibi, abdestsiz kıldırdığını iddia ederse :

İmam bir iki ay namaz kıldırdıktan sonra cemaatine, «Ben size bugüne kadar abdestsiz namaz kıldırdım» derse, bu sözü kabul edil­mez. Ancak ihtiyaten kılman namazlar iade edilebilir. Edilmediği tak­dirde bir şey gerekmez. «Elbisemde necis bulunduğu halde size na­maz kıldırdım» dese, yine de hüküm belirtilen ölçü ve anlamdadır.[74]

Bu kaaidenin ışığı altında, imamın bir müddet namaz kıldırdık­tan sonra kâfir olduğu veya deli ya da kadın veya hunsa veya ümmi ya da İftitah Tekbiri getirmeden ya da cünüp veya abdestsiz bulun­duğu halde namaz kıldırdığı ortaya çıkarsa, cemaatin namazı tamam sayılır. Ancak ihtiyaten iade etmeleri uygun olur.[75]

Namazda kıraat konusu çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu ne­denle gerek kıraat bahsinde, gerekse imamet bahsinde sık sık bu ko­nuya değindik. Tesbit edebildiğimiz kadarıyla meseleleri kitabımıza nakletmeye çalıştık. Her şeye rağmen ilgili bütün meseleleri topla­mak ya da hatırlamak mümkün değildir, sanırım.[76]

 

3 — İMAMA UYMAYA ENGEL SEBEPLER :

 

Her yerde her zaman imâma uymak mümkün değildir. İslâm Fık­hı bunun sahih olması için bir takım ölçüler ve prensipler koymuş­tur. Herhalde imama uyup cemaat halinde namaz kılmanın çok derin

ve anlamlı hikmetleri vardır. Bunun için müekked sünnet olduğu tes. bit edilmekle beraber vâcib olduğunu söyliyenler de olmuştur. [77]

 

İmama Uymaya Engel Olan Daha Çok Üç Sebep Vardır :

 

1. İmamla ona uyan arasında umuma ait, araba ve benzeri va­sıtaların gelip geçtiği yol.[78]

Bu tarife göre, yol dar olur, gelip geçen araba ve benzeri şeyler bulunmazsa, o takdirde imama uymaya engel "bir neden sayılmaz. Çünkü namazın huzurunu bozacak, imamla cemaat arasına başka şeylerin girmesiyle cemaatten amaç ve gaayeyi yok edecek bir engel kalmamış oluyor.[79]

Bununla beraber yol geniş olur da imama uyan saflar yolu tama­men saf halinde doldurup açık yer bırakmıyacak olurlarsa, o takdir­de de imama uymaya engel bir sebep kalmamış demektir.

İmam umuma ait yol üzerinde namaz kıldırmak için durursa ar­kasında saf bağlayan cemaat yolu uzunlamasına tutmuşsa, bakılır. Bir araba geçecek kadar açıklık kalmışsa, iktida sahih olmaz, yani imamla cemaat arasındaki açıklık bu Ölçüde olursa, imama uymaları sahih olmaz. Bunun gibi birinci saf ile ikinci saf, ya da ikinci saf ile üçüncü saf arasında da belirtilen ölçüde bir açıklığın kalmaması ge­rekir. Aksi halde iktida sahih olmaz.[80]

Açık yerlerde, kır ve bayırlarda, iktidaya engel olan açıklık ise, iki saf sığabilecek kadar bir mesafenin boş tutulmasıdır. O halde açık havada, çöl, tarla ve mer'alarda imamla cemaat arasında belirtilen ölçüde bir boşluk kalırsa, iktida sahih olmaz. Ancak Bayram nama­zının kılındığı açık yerlerdeki namazlarda sözü edilen açıklığın bu­lunması, iktidanm sıhhatma engel sayılmaz. Cenaze namazı kılman yerlerdeki durum hakkında farklı görüşler vardır. En-Nevazil'de bu tür namazgahların mescid gibi kabul edilmesi o hükmü taşımasıdır, bu hususta. Çünkü sözü edilen yerler Özellikle cenaze namazına, ya da bayram namazına ayrılmıştır. O halde mescid hükmünü bir bakı­ma almaktadır. [81]

 

2. Ara Yerde Bir Irmağın Bulunması

 

Irmaktan maksad, ancak, köprü, kayık ya da at arabasıyla geçilebilecek kadar büyük olması söz konusudur. [82]O halde imamla ce­maat arasında büyükçe bir nehir bulunur da içinde vapur, kayık ve benzeri şeylerle geçit yapılırsa, iktida sahih olmaz. Ama bu ölçünün altında olur, kayık, vapur ve benzeri şeylerle geçmeğe gerek görül­mezse, o takdirde iktidaya engel sayılmaz. Muhtar olan da budur. Cevahirü'l-Ahlatı'de bu görüşün daha sahih olduğu belirtilmiştir.[83]

Büyük câmi'lerin içinden bu ölçüde bir ırmak ya da akar geçer­se, iktidaya engel sayılmaz.[84]

Yukarıda sözü edilen büyük nehrin üzerinde genişçe bir köprü bulunur da bağlanan saflar imamla cemaat arasını doldurursa, yine engel sayılmaz, yani bu durumda imama uyup namaz kılmak sahih olur.

İmamla kendisine uyanlar arasında büyükçe bir havuz bulunur­sa, iktida sahih olur mu? Havuz, bir ucuna düşen necaset diğer ucu­na ulaşmayacak kadar büyükse, yani bir ucu çalkandığı zaman diğer ucu hareket etmiyorsa, o takdirde iktida sahih olmaz. Bunun aksi bir durum varsa, sahih olur.[85]

 

RADYO YA DA TELEVİZYONDAN NAKLEN VERİLEN BİR NAMAZDA O CEMAATE KATILMAK CAİZ MİDİR?

 

Yukarıda belirttiğimiz gibi, imama uyup namaz kılabilmek için İslâm bir takım şartlar ve prensipler koymuştur. En azından imam­la kendisine uyanlar arasında umuma ait, arabaların gelip geçece­ği kadar genişlikte bir caddenin, ya da büyükçe bir ırmağın bulun­mamasıdır. Boş bir arazide ise, ara yere üç saf girecek kadar bir açıklığın bulunmamasıdır.

O halde Mısır'da, ya da Suudi Arabistan'da cemaate namaz kıl­dırmakta olan bir imama radyo ya da televizyon vasıtasiyle uymak sahih değildir. Çünkü belirtilen şartlar gerçekleşmemiştir.

Bunun gibi evi cami'a yakın olup da imamın ya da tekbirleri inti­kal ettirenin sesini duyan bir kimse cami'a gitmeden bulunduğu yer­de imama uyabilir mi? Bunun cevabı açıktır : Arada umuma ait genişçe bir yol ya da büyük bir ırmak bulunuyorsa, o takdirde sahih değildir. Böyle bir engel yoksa, evi cami'a bitişik vaziyette bulunu­yor, iktidaya engel başka bir şey de mevcut değilse (aradaki kaim ve yüksekçe bir duvardan dolayı tekbir seslerini duymaması bu cüm­ledendir) , imama uymasında bir sakınca yoktur. Ne var ki câmi'a gi­dip uyması daha faziletli ve cemaat ruhuna daha uygundur.[86]

 

3. Ara Yerde Kadınlardan Oluşan Tam Bir Saf Fin Bulunması

 

İmamın arkasında kadınlardan oluşan tam bir saf varsa, bun­ların arkasında erkeklerden oluşan bütün safların o imama uyması sahih olmaz.[87] Bu vaziyette namaz kılacak olurlarsa, hepsinin de (yani erkeklerin) namazı fâsid sayılır. Aradaki kadınlar tam bir saf değil de daha az miktarda olursa, gerideki safların hepsinin nama­zı bozulmaz. Bu husus muhazat konusunda açıklanacaktır.

Camiin arka kısmındaki yüksekçe gölgelik yerde veya mahfilin­de bulunan erkeklerin önlerine gelecek şekilde aşağıda kadınlardan meydana gelen bir saf varsa, iktida sahih olmaz. Birkaç kadın bu­lunuyorsa, muhazat hükmü câridir. Örneğin : Üç kadın bulunursa, arkalarında yer alan erkek saflarından aynı hizaya gelen üçer kişi­nin namazı fâsid olur. Kadınlar tam bir saf ise, gerideki bütün saf­ların namazı bozulur.

Ama aşağıdaki kadınlar mahfildeki ya da gölgelikteki erkekle­rin ön kısmına değil de tam hizalarında bulunuyorsa, erkeklerin ik-tidası sahih olur. Çünkü aradaki yükseklik onların aynı hizada ol­masını kapatmaktadır.[88]

Bunun aksine :

Gölgelikte ya da mahfilde kadınlar bulunur, aşağıda da hem on-larm seviyesinde, hem gerilerinde erkekler saf bağlarsa; bu takdir-de iktida sahih olur. Çünkü kadınlar görünmüyecek biçimde yukarı­da saf olmuşlardır, aradaki yükseklik muhazatın gerçekleşmesini bir bakıma engellemektedir.[89]

 

A) MUHAZAT : (Kadınla Erkeğin Aynı Hizada Bulunması)

 

İmâmın arkasında mescidde bağlanan saffın yarısı erkek yarısı kadın bulunursa, iktida sahih olur olur mu? İktidanın sahih olduğu­nu söylerken, erkeklerin saffmm sonunda kadınlardan taraf bulu­nan -ara yerde bir sütre ya da açıklık yoksa- erkeğin namazı bozu­lur. Diğerlerinin namazı tamamdır. Namazı bozulan erkek diğerle­rine göre bir sütre ya da bir duvar anlamındadır. Çünkü aynı safta bulunan kadınlarla erkekler arasında bir kişi sığabilecek kadar bir açıklık bulunur veya bu ölçüde bir sütre ya da duvar yer alırsa, ik­tidanın sıhhatına engel olmaz. [90]

 

B) İmamla Kendisine Uyan Arasında Bir Duvar Bulunursa :

 

Yukarıda kısmen buna dokunmuş ve bir açıklama yapmıştık. Konuya önemine binaen tekrar dönmek ihtiyacını duyduk. İmamla ona uyan cemaat arasında bir duvar bulunur da cemaat istediği va­kit hemen duvarı aşıp imama ulaşma imkânına sahip değilse, o tak­dirde iktida sahih olmaz; isterse imamın tekbir seslerini işitebilsin. O halde evinde durup cami'deki imama uymak isteyen kimse, hem aradak yol ve nehir gibi engelleri, hem de sözü edilen duvar ve ben­zeri engellen dikkate almalıdır.[91]

Ama duvar küçük ölçüde olur, cemaatin imama erişmek istedi­ğinde bir engel arzetmezse veya arayerde bir pencere ya da kapı bu­lunursa, o takdirde iktida sahih olur. Bunun gibi aradaki açıklık bir kapı ya da pencere biçiminde değil de küçük bir delik şeklinde ise, imanım, tekbir sesleri rahatlıkla duyulur veya imam oradan görüle-biliyorsa, yine de iktida sahih sayılır.[92]

İmamla cemaat arasındaki duvarda kapalı bir kapı bulunursa iktida sahih olur mu? Bu hususta farklı görüşler varsa,da, en sahih kavle göre, kapı gidip gelmek, girip çıkmak ve irtibat sağlamak için konulduğundan kapalı da tutulsa, yine iktida sahihtir.[93]

 

C) Büyük Selatin Cami'lerde Uzakta Durup İmama Uymak :

 

Büyük salatin cami'lerde, ne kadar büyük olursa olsun, ara yer­de saf bulunmasa bile en gerilerde durup mihraptaki imama uymak caizdir.[94] Ancak ne var ki, bu kerahetle birlikte caizdir. Çünkü sünnet olan husus, cemaatin ara yerde boşluk bırakmamasıdır.

Cami'a yakın evinin damına çıkıp imama uyması -imamın tekbir seslerini duysa ya da onu görebilecek durumda olsa, yine de sahih değildir, ancak camiin avlu duvarının başında olursa, o takdirde sa­hih sayılır.[95]

Kendi eviyle cami' arasındaki duvar üzerinde durur, imamın tek­bir seslerini işitir veya hareketlerini görebilirse, o takdirde iktida sahih olur. Camiin dışındaki dükkânın üzerinde durup imama uy­mak isterse, dükkân cami'a bitişik olmakla birlikte saflar birbirini takip ediyor, arada açıklık bulunmuyorsa, o takdirde sahih sayılır.[96]

Dükkân cami'a bitişik değil, ya da oradan imamın tekbir sesleri duyulmuyor veya imam görülemiyorsa veyahut ara yerde boşluk varsa, o takdirde iktida sahih değildir.[97]

 

5 — İMÂMIN ARKASINDA NASIL DURULUR?

 

İslâm Dini ibâdeti âdetten ayırmak için ona bir resmiyet vermiş ve kendi doğrultusunda disipline etmiştir. Cemaatle namaz kılınır­ken imanım ve arkasındaki cemaatin yer alması ve gelişigüzel dağı­nık bîr durumda ortaya çıkmaması için bazı kurallar konulmuştur. Onlara dikkat etmek bir bakıma sünnettir.[98]

 

A) İmamın Arkasında Yalnız Bir Adam

 

Ya da temyiz çağma gi­ren bir çocuk bulunuyorsa, muhtar olan görüşe göre,   imanım tam sağ gerisinde durur. Ancak bu en çok dört beş parmak kadar bir ara­lıkta bulunmalıdır. Daha fazla geride durmak caizse de adaba, bazı­sına göre istihbaba uygun değildir.

Arkadaki bir kişi imamın sol tarafında durursa, adaba aykırılık içinde caizdir.[99]

İmamın tam arkasında durursa, caizdir. Bunda kerahet olup ol­madığı üzerinde farklı görüşler varsa da sahih olanı, kerahetle ca­izdir.[100]

 

B) İmamın Arkasında İki Kişi Bulunursa :

 

Cemaat sadece iki kişi olursa, bunlar imamın tam arkasında du­rurlar. Birisi çocuk ta olsa yine de böyledir.

Biri erkek, diğeri kadın olursa erkek imamın sağ gerisinde, ka­dın da o erkeğin tam arkasında durur                                           

Cemaatin ikisi erkek birisi kadın olursa, erkekler imamın tam arkasında, kadın da o iki erkeğin arkasında durur.

İmamın arkasında sadece iki erkek bulunur da biri imamın saiğ gerisinde diğeri sol gerisinde durur, imam da onların arasında yer alırsa, caizdir. Bunda kerahet olmadığı kabul edilmiştir.                

Açık bir arazide iki kişiden biri imam, diğeri cemaat olup na­maz kılmaya başlarken imama uyan kimse onun sağ gerisinde du­rur ve tam bu sırada üçüncü bir adam gelip onu geriye doğru çe­kerse, caiz our mu? İlk sağda duran adam iftitah tekbiri getirmiş olsun olmasın, üçüncü adamın onu geriye doğru çekmesiyle nama­zı bozulmaz. Ancak çekildiğinin nedenini bilmez de bu arada ko­nuşur ya da üç hareket gösterirse namazı bozulur. [101]Sahih olan da budur.

 

C) Erkek, Kadın, Çocuk, Hunsâ Ve Ergenlik Çağma Yaklaşan Kız­lardan Oluşan Cemaat Nasıl Durur?

 

Erkekler imamın tam gerisinde, çocuklar onların gerisinde, hun-salar onların gerisinde, kadınlar hunsaiarm gerisinde ve ergenlik ça­ğma yaklaşan kızlar da en geride durup imama uyarak namazları­nı kılarlar.[102]

 

D) Kadınların Cemaate Katılması

 

Genellikle genç kadınların cemaate katılması mekruh sayılmış­tır. Yaşlı kadınların ise, akşam, yatsı ve sabah namazlarında cema­ate katılmasında kerahet görülmemiştir. Ancak toplum yapısı bozu­lur, ahlâksızlar çoğalır, mal, can ve namus güvenliği kalmaz. Devle­tin gücü zaafa uğrarsa, o takdirde genç ve yaşlı bütün kadınların cemaate katılması mekruhtur.  [103]Muhtar olan görüş te budur.

Cuma günleri kadınların camilerde -müsait yer bulunduğu tak­dirde- vaaz dinlemeleri için gelmelerinde bir beis görülmemiştir. An­cak cami'a giderlerken onları rahatsız edenler bulunur ve devlet kuvvetleri de bunu önleyecek durumda olmazsa, o takdirde gitme­meleri hayırlı olur. [104]

 

E) Safları Düzenleme :

 

Cemaatle namaz kılınırken safların çok düzgün tutulması ve ara yerde boşluk bırakılmaması sünnettir. Öyleki omuzlar birbirine do­kunacak, ayaklarını hat üzerinde yer almış olacak.

Bu durumda imamın da tam orta yere gelecek biçimde önde yer alması sünnettir. Cemaatin sağ ya da soluna gelecek biçimde ön­de durursa Sünnete uymamış olur.[105]

Cemaat arasından imamın tam arkasında duracak kimsenin de ehil olması, imamın abdesti bozulduğunda veya benzeri bir durum meydana geldiğinde hemen imamlığa geçecek yetenekte bulunması uygun olur.[106]

 

F) Hangi Safta Yer Almak Daha Faziletlidir?     

 

Fukahamn hemen hepsine göre, birinci safta yer almak daha af-daldır. Böylece sırasıyla ta gerilere kadar fazilet derecesi kademeli biçimde sürüp gider. Bu bakımdan ikinci safta yer bulamaz da birin­ci safta bir açıklık görürse, ikinci saffı açıp oraya geçer.[107]

İmama uymada en faziletli yer, ona en yakın olanıdır. Ama ima­mın sağında yer almak daha afdaldır. Bu bakımdan cami'a erken gi­dip imamın sağında yeralmak sevap bakımından daha üstündür.[108]

 

G) Muhazatın Şartlan :

 

Kadınla erkeğin cemaatle namaz kılınırken aynı hizada bulun­masına muhazat denir. Erkeğin namazının bozulması için bu konu­da bazı şartlar vardır :

1. Aynı hizada duran kadının iştiha çağma gelmiş olması,

Burada yaş sözkonusu değildir. En sahih olan da budur. O hal­de iştiha çağına gelmemiş bir kız temyiz çağında bile olsa, erkeğin namazının bozulmasına neden teşkil etmez. Çünkü bu konuda esas olan, iştiha çağında bulunmasıdır.[109]

2. Kılınan namazın rükû ve secdeleri olan türden bulunması.

O halde cenaze namazında muhazat sözkonusu değildir. Ama imâ ile kılman bir namazda, rükû ve secdenin mevcudiyeti imâ ile yerine getirildiğinden muhazat sözkonusudur.

3. Kılınmakta olan namazın İftitah Tekbiri ve eda bakımından bir ortaklık arzetmesi,                                                                   

Yani kadınla erkeğin beraber aynı namaza ve aynı imama niyet getirerek İftitah Tekbiri getirmeleri gerekir. Aksi halde muhazat gerçekleşmez. O halde biri imama uyarak, biri de kendi başına kıl­mak niyetiyle tıtitah Tekbirini birlikte getirseler, muhazat gerçek­leşmemiş olur. Çünkü eda bakımından değişik durumları vardır.

İmama birinci rek'atte yetişen kimsenin îftitah Tekbiri imamın İftitah Tekbirine bina edilmiş ve edası da imamın edasına hakikaten bina edilmiştir. Lâhik'in (yani namazın başında imama uyup orta­sında abdesti bozulan ve namazı bozacak bir söz ve davranışta bu­lunmadan hemen abdest alıp tekrar aynı imama gelip yetişen kim­senin) de durumu böyledir. Ama ikinci ya da üçüncü rek'atte imama yetişen mesbuk ise böyle değildir ; İftitah Tekbirini İmamın İftitah Tekbirine bina etmişse de geriye kalan rek'atlerde münferid sayılır. O halde mesbuk yetişemediği rek'aleri kılarken kadın da yetişeme­diği rek'atleri erkekle birlikte aynı hizada kılacak olurlarsa, muha­zat gerçekleşmemiş olur.[110]

4. Kadınla erkeğin aynı yerde bulunması,

O halde erkek bir boy yüksekliğindeki yerde, kadın da aynı hi­zada fakat aşağıda durup aynı imama uyarak namaz kılsalar muha­zat gerçekleşmemiş olacağından erkeğin namaz; bozulmaz. Ama aradaki yükseklik bir boydan daha az olursa o takdirde erkeğin na­mazı bozulur.

5. Kadınla erkek arasında bir sütun ve benzeri engelin bulun­maması,

O halde aynı hizada duran erkekle kadın arasında, sütun, duvar ve benzeri bir engel bulunursa, o takdirde muhazat gerçekleşmemiş olur. Yani erkeğin namazı bozulmaz. [111]

Bunun gibi arada böyle bir engel bulunmaz da bir adanı sığacak tadar açıklık bulunursa, yine de muhazat gerçekleşmediğinden er-teğin namazı bozulmaz.

6. Aynı hizada durup aynı imama uyan kadının, namazın ken­disinden sahih sayılacak   nitelikte olması,

O halde deli ya da aşırı derecede sarhoş bir kadının erkekle aynı hizada durup namaz kılması erkeğin namazını bozmaz. Çünkü bu durumda olan kadının kıldığı namaz sahih değildir.[112]

7. İmamın namaza niyet getirirken     kadınlara da imametlik yaptığına niyet etmiş olması,

O halde imam namaza başlarken böyle bir niyet-getirmemişse, gelip ona uyan kadınların namazı sahih olmayacağından muhazat ta gerçekleşmemiş olur. îmam niyet getirip namaza durduktan son­ra bu hususu hatırlıyarak «kadınlara da imam oldum» diye içinden geçirse bile kadınların uyması sahih olmaz. Çünkü imamın tam na­maza niyet ederken bunu içinden geçirmesi gerekirdi.

8. Muhazat'm bir rükün devam etmesi,

O halde kadın ya ayakta kıraat tamamlanıncaya kadar veya rü­kû' .da rükû' bitinceye kadar erkeğin yanında durup namaz kılarsa, sağında, solunda ve arkasında duran birer kişinin namazı bozulmuş olur.

9. Kadın ve erkeğin her ikisinin de yöneldiği cihetin bir olması,

O halde karanlık bir gecede cemaat olup imama uyan kadın ve erkekten her biri ayrı bir cihete yönelerek namaz kılarsa muhazat gerçekleşmediğinden erkeğin namazı bozulmaz.

10. Muhazatta muteber olan, bacakla topukların aynı hizada bulunmasıdır. O halde kadının topukları erkeğinkinden geride olur­sa erkeğin namazı bozulmaz. Çünkü muhazat gerçekleşmemiştir.

Erkekle aynı hizada duran kadının yabancı ya da erkeğin çok yakını olması arasında bir fark yoktur. Önemli olan bu konuda ka­dın unsurudur. [113]

 

6 — MESCİDİ HARAM'DA ERKEK VE KADINLARIN BÎR ARADA NAMAZ KILMALARI :

 

Hacc mevsiminde Mescidi Haram'da erkek ve kadınların karı­şık vaziyette namaz kılmasında muhazat gerçekleşiyor mu? Gerçek-leşiyorsa, erkeklerin namazı bozulmuş sayılır mı?

Gerek imama uyanın imamın önünede durup namaz kılması, gerekse kadınla erkeğin aynı hizada durup aynı imama uyarak ay­nı namazı kılmaları hakkında mezhep imamlarının görüş ve ictihad-lan farklıdır.

a) Mâliki, Hanbelî ve Şafiî mezheplerine göre, kadınla erkeğin yanyana durup namaz kılması, iki tarafın da namazını bozmaz. Ancak bunda kerahet vardır. Kabe'de ise bu kerahet de kalkar. Çün­kü bu iki cinsin orada ayrı ayrı yerlerde durup namaz kuması çok zor, hatta bazen imkânsızdır. O halde sözü edilen üç mezhep te muhazat  hükmü yoktur.[114]

O halde hacc mevsiminde Hanefî Mezhebine bağlı bulunan ka­dın ve erkekler ayrı ayrı yerlerde namaz kılma imkânı bulamadık­ları takdirde bir arada -sözü edilen üç mezhebe uyarak namaz kıla­bilirler. Bu bir fetvadır.

b) Cemaatin imamın önüne geçip namaz kılmasına gelince :

Bu konuda da mezhep imamlarının görüş ve ictihadları farklı­dır : Hanefî, Şafîi ve Hanbelî Mezheplerine göre, imama uyan kim­se imamın önüne geçerek namaz kılacak olursa, hem imamet hem namaz hükümsüz olur. Üç imam bu konuda müttefiktirler.

c) Mâlikîler ise buna cevaz vermişlerdir. Bu mezhebe göre, is­ter hacc mevsiminde Kabe'de, ister normal zamanlarda ve diğer yer­lerde olsun cemaatin imamın gerisinde, durması şart değildir. Ancak cemaat ön tarafta bulunursa kerahet vardır. Zaruri hallerde, örne­ğin Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî'de çok kalabalık bir cemaa­tin bulunması ve yerin dar olması bu kerahetin kalkmasına sebep teşkil eder.

Şafiî ve Hanefîlere göre, Mescid-i Haram'da Kabe'ye yönelirken cihetleri değişik olduğu takdirde, cemaatin imamın önüne geçmesi sahih kabul edilir. Hem imamet, hem namaz bozulmaz.

Şâfiîler müstesna diğer üç mezhebe göre, cemaatle imamın aynı hizada bulunması kerahetsiz sahihtir. Safîlere göre, ancak zarurî hallerde sahih olabilir. [115]

d) Muhazatta kadın bir ve birden fazla olunca hüküm nedir?

Muhazatta sadece bir kadın bulunursa, biri sağında, biri solun­da biri de tam arkasında olmak üzere üç erkeğin namazı bozulur. Sahih olan da budur. Fetva da buna göre verilmiştir.[116]

İki kadın olursa,

Biri sağda, biri solda, ikisi arkada olmak üzere dört erkeğin na­mazı bozulur.

Üç kadın olursa,

Biri sağda, biri solda, en son saffa varıncaya kadar arkalarında her saftan üç erkeğin' olmak üzere namazları bozulur. Bu konuda en açık olan görüş ve ictihad budur. Dört ya da beş kadın bulunursa aynı ölçüye göre erkeklerin namazı bozulur. Kadınlar tam bir saf ha­linde ise imamdan başka geride bulunan, yani kadınların arkasında bulunan bütün saflardaki erkeklerin namazı bozulur.

Hanefîlerin muhazat konusunda sıraladıkları bir şart daha var ki onu ancak bazı kitaplar almıştır. Aynı hizada duran kadına er-keğin, geri çekilmesi için ona işaret etmesi... Kadın bu işarete rağ­men geri çekilmezse, o takdirde erkeğin namazı bozulmaz.[117]

 

7 — İMAMA UYULAN VE UYULMAYAN HUSUSLAR :

 

imama uyan kişilerin hemen her hususta imama uyması şart de­ğildir. Öyle yerler var ki cemaat oralarda, imama uymaz veya uyma­yabilir. Bunlara birkaç örnek verelim :

a) îmama birinci teşehhüdde yetişen kimse henüz teşehhüdü tamamlamadan imam üçüncü rek'ate kalkarsa, o teşehhüdü tamam­layıp öylece kalkar. Muhtar olan görüş budur,

b) İmama son teşehhüdde yetişen kimse henüz teşehhüdü ta­mamlamadan imam selâm verecek olursa, yine muhtar olan kavle göre, tamamlar öylece selâm verir. Bu iki durumda da imama uyan kimse teşehhüdü tamamlamadan imama uyarsa, yine de caizdir.

Bu durumda imam selâm verdikten sonra konuşacak olsa bile yine teşehhüdünü tamamlamaya çalışan cemaatin namazı bozulmuş olmaz. Ama imam, kendisine teşehhüdde uyan kimse henüz teşeh­hüdünü tamamlamadan kasden abdestini bozarsa, o kimsenin na­mazı da bozulmuş olur. Ama kasıt yoksa, bozulmuyacağma dair fet­va verenler olmuştur.[118]

İmam birinci oturuşu tamamlayıp ayağa kalktığında arkasında cemaat henüz teşehhüdü okumamış veya tamamlamamışsa tamam­layıp öylece kalkmalar uygun olur. Rüknü kaçırmaları endişesi ha­linde yanda bırakıp kalkabilirler. Ama cemaat teşehhüdü unutmuş-sa, bu durumda ayağa kalkmayıp onu tamamlarlar. Ayağa kalktık­tan sonra unuttuklarını hatırlarlarsa, teşehhüdü okumayanların geri dönüp oturmaları ve teşehhüdü yerine getirdikten sonra kalkmaları gerekir. Bu durumda imamla birlikte rüknü kaçırma endişesi olsa da yine böyle yapmaları sıhhatlidir.[119]

Cemaat henüz teşehhüdden sonra dua ya da Salâvatı okumadan imam selâm verecek olursa, artık bunları bırakır da imamla birlik­te selâm verir.

Bunun gibi imam rükû.' ya da secdelerden başım kaldırdığında cemaat henüz üç teşbihi getirmemiş veya tamamlamamışsa, bunları tamamlamak için beklemeyip imamla birlikte başını kaldırır. Çün­kü teşbihleri getirmek sünnettir.[120]

 

A) İmamdan Önce Rükû' Veya Secde Yapmak                

 

Cemaat bütün rükünlerde imama uyar. İmamdan önce rükû' ve­ya secdeleri yapıp başını kaldıracak olursa, iadesi gerekir. Aksi hal­de namazı noksan kalacağından kazası vâcib olur.

İmam secdeyi uzatır da cemaat onun kalktığım sanarak başını secdeden kaldırır, fakat imamın ikinci secde yaptığını zannederek he­men secdeye varırsa, bu sadece birinci secde yerine geçer; ikinci bir secde daha yapması gerekir. İmamın ikinci secde yaptığını sandığı için o da ikinci secde niyetiyle secdeye varırsa, bu sadece ikinci sec­de yerine' geçer, birinci secdeyi iade etmesi gerekir.

Bunun gibi imam henüz ikinci secdeye varmadan cemaat ikinci secdeyi yapıp başını kaldırırsa, caiz olmaz, bu bakımdan o secdeyi iade etmesi gerekir. Aksi halde'namazı bozulur.[121]

 

8 — NAMAZDA BEŞ ŞEYİ İMAM  TERKEDERSE CEMAAT DE TERKEDER :

 

Yukarıda imama uyulan ve uyulmayan yerleri belirttik. Şimdi de beş şey var ki'imam onları namazda terkederse cemaat de terke-der, hususunu belirtelim :

1. Bayram tekbirleri,

2. Üç ve dört rek'atli namazlarda birinci oturuş,

3. Tilâvet secdesi,

4. Yanılma secdesi,

5. Kunût duası.

Cemaat de mutlaka bunları terketmek zorunda değildir. İmam ile birlikte rükû'a yetişeceğini kestiren kimse imamın bejirtilen hu­suslardan birini terketnıesine bakmayıp onu yerine getirebilir. An­cak rükû'u kaçıracağını kestiriyorsa, o takdirde terketmesi gerekir.[122]

 

A) Dört Şey Var Ki, Cemaat Onlarda İmama Uymaz :

 

Namazda genellikle imama uymak vâcib, ona uymamak ya da Ondan önce rükünleri yerine getirmek haramdır. Nitekim Resûlüllah (A.S.) Efendimiz : «İmam ancak kendisine uyulması için öne geçer. O halde imama muhalefet etmeyin; o tekbîr getirince siz de tekbîr getirin. O rükû'a varınca siz de varın. O, rükû'dan kalktığında se-miallahu ıimen hamideh dediğinde siz allahümme rebbe-nâ leke'l-hamd deyin. o secde edince siz de secde edin. O oturup namaz kıldığında siz de oturun.» buyurmuştur.[123]

Ahmed bin Hanbel'in tesbit ettiği bir rivayette ise şöyle buyur­muşlardır :

«İmam ancak kendisine uyulması için öne geçer. O halde o tek­bîr getirdiğinde siz de tekbir getirin, o tekbir getirmeden siz getirmeyin. O rükû'a vardığında siz de rükû'a varın, ama ondan önce rükû'a varmayın. O secde ettiğinde siz de secde edin. O secde etmedikçe sa­kın secde etmeyin.»[124]

Bu konuyla ilgili diğer iki hadîste de şöyle buyurulmuştur :

«Sizden biriniz başını imamdan önce secdeden kaldırarak başı­nın eşek başına çevrilmesinden veya Allah'ın onun suretini eşek su­retine döndüreceğinden endişe duymaz mı?»[125]

Hadîsteki bu benzetmeden maksad, kişinin bu tutumuyla ahmak­lığını ortaya koymasını ifade etmektir.

«Ey insanlar! Doğrusu ben sizin imamınızım. Bu bakımdan ne rükû', ne secdelerde, ne ayakta dururken, ne oururken, ne de namaz­dan ayrılırken benim önüme geçmeyin, (yani bunları benden önce yapmayın, ancak bana uyarak bunları yerine getirin).»[126]

 

B) Şimdi İmama Uyulmayan Yerleri Belirtelim :

 

1. İmam kıldırdığı namazda bilerek bir secde fazla yaptığında,

2. Bayram tekbirlerinde Eshab-ı Kirâm'dan bize kadar gelen ölçüyü aştığında, yani fazla tekbir getirdiğinde veya başka bir cüm­le ilâve ettiğinde,

3. Cenaze namazında dört tekbir yerine beş tekbir getirdiğinde,     

4. Unutarak beşinci rek'ate kalktığında imama uyulmaz.

İmam beşinci rek'ati secdeyle bağlamadan önce hatırlar da dö­nüp oturursa, cemaat onunla birlikte selâm verir. Şayet beşinci rek'­ati secdeyle bağlarsa, cemaat artık" onu beklemez, selâm verip na­mazdan çıkar.

Ama imam son oturuşu yapmadan beşinci rek'ate unutarak kalkar ve onu secdeyle bağlarsa, hem imamın, hem cemaatin na­mazı bozulmuş olur.[127]

 

DOKUZ ŞEY VAR Kİ İMAM ONLARI TERKETTİĞİNDE CEMAAT TERKETMEYİP YAPAR :

 

1. İftitah tekbirinde imam ellerini kaldırmadığı takdirde cema­at kaldırır. İmamın bir sünneti terketmesinden dolayı cemaat terket-mez.

2. İmam Sübhaneke'yi unutup terkettiğinde,    henüz   Fatihayı okuyorsa, cemaat Sübhaneke'yi okur. İmam Sureyi okumaya başla­mışsa, artık cemaat de onu terkeder. Bu, İmam Muhammed'e göre­dir.

3. İmam rükû' tekbirini   terkettiğinde   cemaat onu terketmez, çünkü bu tekbirleri getirmek te sünnettir.

4. İmam  secde tekbirlerini terkettiğinde cemaat keza  terket­mez. Çünkü bu tekbirler de sünnettir.

5. İmam rükû' ve secdelerdeki teşbihleri    söylemeyip terketti­ğinde cemaat terketmez. Zira bu teşbihleri sözü edilen yerlerde yeri­ne getirmek sünnettir.

6. İmam .Rükû'dan   kalktığında   Semiallahu Limen.Hamî-Deh söylemeyi terkederse, cemaat terketmeyip söyler.   Bu da sün­nettir.

7. İmam Teşehhüd'ü okumayıp terkederse, cemaat okur.   Çün­kü teşehhüd miktarı birinci oturuşta beklemek vâcib, ikinci oturuş­ta farzdır. Ama Teşehhüd'ü okumak vâcibdir.

8. İmam namaz sonunda selâm vermeyi terkedip kalkarsa, ce­maat selâm verip öylece namazdan çıkar. Çünkü bu da vâcibdir.

9. Teşrik tekbirlerini imam terkederse,    cemaat    terketmeyip getirir. Bu da vâcibdir.                                              

Bu konuda bir mesele daha var :

Cemaat imamdan önce rükû' ya da secde yapar, ama henüz ba­şını kaldırmadan imam ona yetişirse, cemaatin yaptığı bu rükû' ve secdeler kerahetle caizdir.[128]

 

9 — MESBUK :

 

İmama ikinci ya da üçüncü ve dördüncü rek'atte yetişip uyan kimseye mesbuk denir. Haliyle bunun durumu, namazın başında imama uyanların durumundan farklıdır. Bu bakımdan mesbuk için bazı hükümler vardır :

1. Aşikâr okunan namazlarda imam kıraat rüknünü yerine ge­tirirken mesbuk ona uyarsa, bu durumda Sübhaneke'yi okumaz. Sa­hih olan da budur. [129]Ancak imam selâm verdikten sonra o yeti­şemediği rek'atleri kılmaya kalktığında önce Sübhaneke'yi okur, son­ra da kıraat için Euzü-Besmele çeker.[130]

Ama gizli okunan namazda Sübhaneke'yi okur. Sahih olan da budur.[131]

Mesbuk, imama rükû' veya secdede yetişirse, kendine göre şu öl­çüyü kullanır : Ayakta Sübhaneke'yi okuduktan sonra imama yeti­şeceğini kestiriyorsa, okuyup öylece rükû'a veya secdeye varır. Kes-tirmiyorsa, okumadan hemen imama bulunduğu rükünde tabi' olur.

Rükû' veya secdede imama yetişemiyen kimse, artık o durumda rükû' ve secde yapmaz, sadece imama tabi' olup devam eder.

Mesbuk, Teşehhüd'de imama yetişirse, artık Sübhaneke'yi oku­madan hemen oturur, sadece îftitah Tekbîr'i getirir ve oturmak için de ayrı bir tekbir alır.[132]

2. Mesbuk imama yetiştiği rek'atten   itibaren imamla   birlikte kılar. îmam selâm verdikten sonra, o yetişemediği rek'atleri kalkıp yalnız başına kılarak namazını tamamlar.[133]

O halde mesbuk gelip imama uyduktan sonra imamın devam et­tiğine değil de yetişemediği kısmı kılmaya başlarsa, namazı bozu­lur. En sahih olan görüş te budur. Gerçi Müteahhirîn'den bir kısmı mesbukun böyle yapmasına cevaz vermiştir, ama birinci görüş da­ha isabetlidir. En zahir olan kavi de budur.[134]

3. Mesbuk son rek'atte teşehhüd   miktarı    oturduktan   sonra imam selâm vermeden ayağa kalkıp yetişemediği rek'atleri kılmaya başlamaz. Ancak aşağıda belirtilen durumlarda kalkabilir :

a) İmamın selâm vermesini beklediği takdirde mestlerinin  me-sih süresinin -dolacağından endişe ettiğinde,

b) Vaktin çıkmasından endişe ettiğinde,

c) Cuma namazı ise, ikindi vaktinin girmesi   çok yakın oldu­ğunda,

d) Bayram namazı ise, öğle vaktinin girme endişesi mevcut ol­duğunda,

e) Sabah nam'azı ise, güneşin doğmasına pek az bir zaman kal­dığında,

f) Abdestinin bozulacağına kanaat getirdiğinde, artık ne ima­mın selâmını, ne de yanılma secdesini yapmasını bekler.

Bunlar gibi, selâm vermeyi beklediğinde.önündeki cemaatin kal­kıp onun secde mahallinden geçme tehlikesi bulunduğunda da ima­mı beklemeyip ayağa kalkar.

Bütün bunlarla beraber hiçbir sebep olmadığı halde imamın se­lâm vermesini beklemeyip ayağa kalkarsa, namazı kerahetle caiz­dir. Ancak bu kerahet tahrirnîdir.[135]

Mesbuk, teşehhüd miktarı oturmadan kalkacak olursa, namazı caiz olmaz. Teşehhüd miktarı oturduktan sonra kalkıp yetişemediği rek'ati kılar ve selâmda imama yetişirse, iukahadan bazısına göre namazı bozulur, bazısına göre bozulmaz. İkincilerin görüşüyle fetva verilmiştir. Sahih olan da budur.[136]

4. Mesbuk, imamın iki tarafa selâm vermesini    bekler öylece kalkıp yetişemediği rek'ati kılar. Sahih olan budur.[137]

5. Mesbuk, teşehhüdde imamla birlikte Et-Tehiyyat'ı okur, fa­kat diğer, duâ ve salâvatı okumaz, susup   imamın selâm vermesini bekler. Arzu ederse Et-Tehiyyat'm sonundaki Kelime-i Şehadeti tek­rarlar.[138]

Fukahadan bazısına göre, mesbuk bu durumda Et-Tehiyyat'ı ağır ağ*r okur da imamın selâm vermesine kadar boş durmamış olur.[139]

6. Mesbuk, yanılarak imamdan önce veya onunla birlikte se­lâm verecek olursa   yanılma secdesi gerekmez.   Ama imamdan he­men sonra selâm verirse, o takdirde kendisine yanılma secdesi gere­kir. Muhtar olan da budur.[140]

Ama imamla birlikte yanılarak değil, öyle olduğunu sanarak se­lâm verirse namazı bozulur, iadesi gerekir.

Unutup imamla birlikte selâm verdikten sonra namazının bozul­duğunu sanarak kalkıp tekrar kıbleye yönelerek tekbir getirirse, na­mazdan çıkmış olur.[141]

7. Mesbuk yetişemediği rek'atleri kılmaya kalktığında önce kı­raati yerine getirir ve bu ölçüye göre teşehhüde cturur. Meselâ : Ak­şam namazının son rek'atine yetişen kimse, imam selâm verdikten sonra kalkıp kıraati de yerine getirerek bir rek'at kılıp teşehhüde oturur, sonra kalkıp yine kıraatle bir rek'at daha kılar ve tekrar te­şehhüde oturup Et-Tehiyyat'ı okuyup gerekli duaları yaptıktan son­ra selâm verir.

Öğle namazının son rek'atinde yetişen kimse, imam selâm ver­dikten sonra kalkıp bir rek'at kıraatle kılıp Et-Tehiyyata oturur. Son­ra kalkıp üçüncü rek'ati kıraatle, dördüncü rek'ati kıraatsiz veya sadece Fatiha okuyarak kılar ve öylece teşehhüde oturup namazını tamamlar.

Öğlenin sadece iki rek'atine yetişen -kimse, imam selâm verdik­ten sonra kalkıp iki rek'ati kıraatti olarak üstüste kılar ve öylece te­şehhüde oturup namazını tamamlar. Yatsı ve ikindi namazlarında da durum aynıdır. Akşam namazında yetişemediği iki rek'atten bi­rini - kıraatsiz kılacak olursa, namazı bozulur. Öğle, ikindi ve yatsı namazlarmdaki durum da böyledir. Yetişemediği iki rek'atten biri­ni veya ikisini kıraatsiz kılarsa namazı bozulmuş olur.

İmam ilk iki .rek'atten birinde unutup okumadığı kıraati üçüncü veya dördüncü rek'atte yerine getirirse, mesbuk yine yetişemediği son iki rek'ati kıraatle kılar; aksi halde namazı bozulur.

8. Mesbuk yetişemediği rek'atleri kılarken arlık münferid sayı­lır. Ancak şu dört meselede değil :

a) Bu durumda ne kendisinin bir başkasına, ne de başkasının ona uyması caiz değildir. Halbuki yalnız başına namaz kılanın du­rumu böyle değildir. Mesbuk bu hususta ondan ayrılır. Bir mesbuk diğer bir mesbuka uyarsa, uyanın namazı bozulur.[142]

İmam namaz sonunda kendisine yanılma secdesi gerektiğini sa­narak bu secdeyi yapar, mesbuk da ona uyar ve sonra yanılma sec­desi gerekmediği anlaşılırsa, sahih olan görüşe göre, mesbukun na­mazı bozulmuştur. Çünkü münferid bulunduğu yerde iktidada bu­lunmuştur. Ama Fakîh Ebû Leys diyor ki, zamanımızda cemaatin çoğu da incelikleri bilmediğinden mesbukun böyle bir durumda na­mazının bozulmadığına hükmedebiliriz.

Bununla beraber mesbuk yapılan yanılma secdesinin gereksiz olduğunu bilmezse, namazı bozulmaz. Fetva buna göredir.[143]

İmam beşinci rek'ata kalktığında mesbuk da ona uyarsa, bu du­rumda imam dördüncü rek'atm sonunda teşehhüd miktarı oturmuş-sa, mesbukun namazı bozulur. Oturmamışsa, bozulmaz. Ama imam bu fazla rek'ati secdeyle bağladığı takdirde yine mesbukun namazı bozulur. Tabii bu durumda imamın da namazı bozulmuş sayılır, ia­desi gerekir.[144]

b) Mesbuk yeniden namaza    başlamaya niyet getirip    tekbîr alırsa, namaza yeni başlamış sayılır,    önce kıldığı kısım hükümsüz kalır. Ama yalnız başına namaz kılanın durumu böyle değildir.

c) Mesbuk yetişemediği rek'atleri kılmaya    kalktığında, ima­mın üzerinde yanılma secdesi bulunuyor, yani mesbuk ona tabi' ol­madan bu secde ona gerekmiş de olsa, mesbuk kalktığı rek'ati sec­deyle bağlamamışsa dönüp imamla birlikte yanılma secdesi yapar. Kalktığı rek'ati secdeyle bağlamışsa artık dönmeyip namazına   de­vam eder ve sonunda kendisi yanılma secdesi yapar. Ama yalnız ba­şına namaz kılan kimse böyle    değildir; başkasının yanılmasından dolayı ona yanılma secdesi gerekmez.

d) Mesbuk teşrik tekbirlerini yerine getirir. Bunda ittifak yar­dır. Ebû Hanîfe'ye göre, münferide vâcib değildir. [145]

9. Mesbuk yanılma secdesinde   imama tabi' olur, ama   selâm, tekbîr ve telbiyede tabi' olmaz. Eğer teslim ve telbiyede ona uyarsa namazı bozulur. Tekbîrde tabi' olur ve kendisinin de mesbuk oldu­ğunu bilirse namazı bozulmaz.  [146]Tabii bu tekbirden kasdımız, Teşrik Tekbirleridir.

10. Mesbuk yetişemediği    rek'ati kılmaya kalktığında,  imam kendisine Tilâvet Secdesi gerektiğini hatırlar da secde yapacak olur­sa, eğer mesbuk başladığı rek'ati secdeyle bağlamamışsa, dönüp ima­ma uyarak onunla birlikte Tilâvet Secdesin? ve bundan dolayı gere­ken yanılma secdesini imamla birlikte yapar, sonra kalkıp namazını kaza eder, yani yetişemediği rek'atleri tamamlar. Şayet bu durum­da dönüp imama uymuyacak olursa, namazı bozulur. Kalktığı rek'­ati secdeyle  bağladıktan sonra dönüp sözü edilen secdede imama uyarsa, yine de namazı bozulur. Uymuyacak olursa, yine fukahanın çoğuna göre namazı bozulmuş sayılır.[147]

Eğer bu durumda imam Tilâvet Secdesine dönmezse, mesbukun namazı tamamdır.

İmam namaz sonunda farz olan secdelerden birini unutup yeri­ne getirmediğini hatırlar ve onu kaza etmeğe yönelirse, mesbuk bu durumda ona uysun uymasın namazı bozulmuş sayılır. Eğer kalktığı rek'ati secde ile bağlamışsa, ister dönüp imama uysun, ister uyma­sın, bütün rivayetlere göre namazı bozulmuştur.

Bu konuda genel kaaide şudur :

Mesbuk infirad yerinde imama iktida eder veya iktida yerinde infirad yaparsa namazı bozulur.[148]

 

10 — L  H İ K :

 

Namazın başlangıcında imama uyan, ortalarında ya bir uyukla­madan, ya da abdest bozulmasından, veya çok kalabalık ve sıkışık­lıktan ayakta kalıp rüku1 ve secde yapamamasından dolayı namazı bırakıp, gerekiyorsa yeniden e.bdest alarak tekrar imama gelip yeti­şen kimseye denir.

İmam yanılma secdesi yaparken lâhik gelip ona uyarsa, onunla birlikte bu secdeyi yapmaz, önce kaçırdığı kısmı kaza eder. Mesbuk ise böyle değildir. O, imama uyar, onunla birlikte secde eder.

Lâhik abdest alıp gelince önce kaçırdığı kısmı kaza eder, ancak bunu kıraatsiz yapar, sadece imamm durduğu kadar durur ve son­ra rükû' ve secdeleri yerine getirir. Fazla ya da az bir miktar ayak­ta duracak olursa, namazına bir zarar vermez.[149]

Lâhik, imamla birlikte namaza başlama Tekbiri aldıktan sonra, imam bir rek'at kılmcaya kadar o uyursa, uyanınca önce kaçırdığı rek'ati kılar, sonra imama uyup devam eder. Ancak uyanınca kaçır­dığı rek'ati değil, imamı takip eder,, yani ona uyup namazı sürdürür­se, imam sslâm verdikten sonra o kalkıp kaçırdığı bir rek'ati kıla­bilir. Buna cevaz verilmiştir.[150]

 

11— MESBUK YETİŞİLMİYEN KISIMLARIN KAZASINDA ALTI MADDEDE LÂHİK'TEN AYRILIR :

 

1. Muhazatta, yani kadınla erkeğin aynı hizada yanyana durup imama uyup namaz   kılmalarında,

2. Kıraatte,

3. Yanılma secdesinde,                                               

4. Birinci oturuşta (imam unutup birinci oturuşu yerine getirmemişse),

5. Selâm getirilecek yerde imamm gülmesi hususunda,

6. İmamın  ikaamete niyet getirmesi halinde,   (mesbuk kalkıp başladığı rek'ati secdeyle bağlamışsa)..

Yukarıda Mesbuk ve Lâhik hakkında verilen bilgi ve açıklama­yı dikkate aldığızda Mesbuk'un belirtilen altı maddede lâhik'a uy­madığını rahatlıkla anlarsınız.

İmam bir rek'at kıldıktan sonra bir kimse gelip ona uyar ve he­men uyur, imam namazı bitirinceye kadar o uykuda kalır ve bu sı­rada uyanırsa, önce uyuduğunda kaçırdığı üç rek'ati kıraatsiz kılar ve imama uymaklığı sağlamak için oturur, sonra kalkıp ilk yetişe­mediği birinci rek'ati kıraatle kılıp tamamlar.[151]

îmam bir rek'at kıldıktan sonra o, gelip imama uyar ve bu arada uyuklar, iki rek'at kılmmcaya kadar uykusu devam eder, sonra uya­nır, fakat bir rek'atte imama yetişip yetişmediğinde şüphe ederse, şüphe ettiği rek'ati namazın sonunda yerine getirir. [152]

 

12 — İMAMLA CEMAATI ARASINDA İHTİLAFU MESELELER :

 

a) Cemaatle namaz kılındıktan sonra imamla cemaat arasında rek'at sayısında farklı iddialar ortaya çıkarsa, imam «dört rek'at kıl­dırdım» dediği halde, cemaat,    «Hayır, üç rek'at kıldırdın»    derse, imam kesinlikle dört rek'at kıldırdığını biliyorsa, o takdirde onun sö­züne itibar edilir ve kılınan namaz iade edilmez. Ama imamın bu hususta kesin bilgisi yoksa,   şüphe ya da ihtimalle konuşuyorsa,   o takdirde cemaatin sözüne itibar edilerek namaz yeniden kılınır.

b) Cemaat bu konuda ikiye ayrılır, kimi dört kıldırd., kimi üç kıldırdı derse, bu takdirde imam hangi kısmı tasdik ederse, ona gö­re amel edilir. îsterse imamla birlikte olan bir şahıs olsun... [153]

c) Cemaat rek'at sayısında ihtilâf    eder, imam hiç bir tarafı doğrulamaz, sadece kıldırdığı namazı yeniden kıldıracak olursa, ce­maatin ona uyması sahih olur.[154]

d) Cemaatten biri üç rek'at kılındığını biri de dört rek'at kılın­dığını kesinlikle söyler, imamla geri kalan cemaat şüpheye düşerse, hiç birine yani imamla geri kalan cemaate bir şey gerekmez. Kılman namaz tamam kabul edilir. İade etmek imama müstehab değildir. Ama noksan kıldığını kesinlikle bilen kişiye iade etmesi gerekir.

e) İmam üç rek'at kıldırdığını kesinlikle bilir cemaatten   biri de dört rek'at kıldığını kesinlikle ifâde ederse, imamm o namazı ce­maatine yeniden kıldırması gerekir. Ancak dört rek'at kıldığını ke­sinlikle söyleyene iade gerekmez.[155]

f) Cemaatten sadece birisi noksan kılındığını kesinlikle söyler, imamla diğer cemaat bu hususta şüpheli olurlarsa, vakit müsaitse iade ederler, çünkü bu ihtiyata daha uygundur. İade etmedikleri takdirde bir şey gerekmez. Ancak doğruluğuna ve âdil olduklarına ina­nılan iki kişi noksan kılındığını söylerse, o takdirde iade etmeleri ge­rekir. [156]

g) İmam cemaate namaz kıldırdıktan sonra ayrılıp gider; ce­maatten bir kısmı kılınan namazın öğle namazı olduğunu, bir kısmı da ikindi namazı olduğunu söylerse, vakit öğle ise öğle namazı, ikin­di ise ikindi namazı olarak kabul edilir. Öğle ya da ikindi vakti ol­duğunu ayırd etmekte zorluk olursa, kılman namaz her iki gurup için de caiz sayılır. [157]

 

13 — NAMAZDA ABDEST BOZULMASI :

 

Namaz esnasında abdesti bozulan kimse ne yapar? Dinimiz bu konuda kolaylık getirmiştir. O halde namazda abdesti bozulan kim­se için iki yol vardır : Dilerse, namaza aykırı harekette bulunmadan yakın birmesafedeki sudan abdest alıp kaldığı yerden namazını ta­mamlar. Dilerse abdest aldıktan sonra o namazı yeniden kılar. Ama yeniden kılması daha faziletli sayılmıştır. Kadın erkek bu meselede eşittir. Bu daha çok yalnız başına namaz kılan için böyledir. Cemaat­le kılan kimsenin kaldığı yerden başlaması daha uygun olur. Çün­kü cemaatin faziletine erişme hususu vardır. Sahih olan da budur.[158]

Ancak namazı kıldığı yerden kılabilmek için bu meselenin cevâ-zıyla ilgili bir takım şartlar vardır :

a) Meydana gelen hadesin abdesti gerektirmesi,

b) Nadir olaylardan olmaması,

c) Hadesin meydana gelmesinde   şahsın   ihtiyar   ve irâdesinin bulunmaması, yani ihtiyarı dışında meydana gelmesi,[159]

O halde namazda iken kasden idrarını akıtır, ya da büyük ab-destini bozar veya yellenir ya da buna benzer bir fiili kasden mey­dana getirirse, artık alacağı abdestle kılmakta olduğu namazı kaldı­ğı yerden değil, yeniden kılması gerekir. Çünkü kasde dayalı abdest bozma namazı bozmuş sayılır.

Kasden yapmaz da ancak meydana gelen hades guslü gerekti­rirse, o takdirde de namaz bozulmuştur, yeniden kılması gerekir.

Bunun gibi, meydana gelen hades, bir insanın fiiliyle sa, yine o namazın iadesi lâzımdır. Ebû Yusuf bu görüşe muhalefet etmiştir. Ona göre kaldığı yerden kılabilir. Çünkü kendi fiiliyle değil başkasının fiiliyle hades vaki olmuştur.

Elinde olmayarak ağız dolusu kusuntu gelirse, abdest alıp kıl­makta olduğu namazı kaldığı yerden tamamlar. Ancak bu arada ko­nuşmaması gerekir.

Namaz kılarken kendi fiili olmaksızın abdesti bozacak bir du­rum meydana gelirse, meselâ : Atılan bir taş başını yarıp kan akma­sına neden olur veya hariçten birisi onun yüzündeki yaraya doku­narak irin akmasına sebep olursa, bu takdirde namaz bozulmuştur. Abdest alıp yeniden kılması gerekir. Bu, yukarıda belirttiğimiz gibi İmam Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed'e göredir.[160]

Namaz kılarken damdan düşen .bir taş başını yarıp kan akması­na neden olursa, bu taş oradan geçen bir kimsenin yürümesinden do­layı düşmüşse, o takdirde namazı iade etmesi gerekir. Taş kendili­ğinden düşmüşse, abdest alıp kaldığı yerden kılıp tamamlayabilir.

Bunun gibi ağacın altında namaz kılarken düşen bir meyve kan akmasına neden olursa, bu takdirde abdest alıp namazı kaldığı yer­den kılabilir. Dilerse yeniden kılar.

Ama namaz kılarken ayağına bir diken batması veya alnını sec­deye korken yine keskin bir taş ya da dikenin batması sebebiyle kan akarsa, bunda adamın kasdi olmasa bile yine de o namazı iade etme­si gerekir. Çünkü daha önce namaz kılacak yere dikkat edip ona göre durmalıydı. Namazda iken sivrisineğin ya da başka bir haşerenin ısırmasıyla çıkıp akan kan abdesti bozduğu gibi namazı da bozmuş sayılır, yeniden kılması gerekir.

Namazda iken aksınr yada öksürürken yellenirse, abdesti bo­zulduğu gibi namazı da bozulur; abdest alıp yeniden kılması gere­kir. Sahih olan da budur.[161]

Kadın namaz kılarken tenasül cihazına yerleştirdiği bez kendi­liğinden ıslak bir vaziyette düşerse^ imamların ittifakıyla kadın ab­dest alıp o namazı kaldığı yerden tamamlayabilir. Ama bezin düşmeşini kendi hareketiyle sağlamışsa, o takdirde o namazı yeniden kılması gerekir. Ebû Yusuf'a göre, bu durumda da kaldığı yerden tamamlayabilir.[162]

Namaz kılarken vücudundaki kanlı bir çıban patlar da kan ya da irin akacak olursa, abdest alıp kaldığı yerden namazım tamamla­yabilir.

Vücudundaki çıbanı sıkar veya dizindeki çıban rükû'a eğildiğin­de ellerinin dokunmasıyla patlar ve kan akarsa, yemden abdest alıp bozulan namazı iade etmesi gerekir.[163]

Namazda bayılır veya cinnet getirir ya da kahkaha ile gülerse, abdest alıp yeniden namaz kılması gerekir. Bunun gibi namazda uyur veya ihtilâm olursa abdest alıp yeniden namaz kılar. Bu, istih-sanî bir hükümdür.

Namazda iken elbisesine dirhem miktarı idrar serpilirse, abdest alıp yeniden namazını kılması gerekir. Zahir rivayet budur.[164]

d) Şartlarından biri de, ahdesti bozulunca hemen ayrılması,

Aksi halde bir rükün miktarı ya yerinde bekler, ya da bir rükün eda edip öylece aynhrsa, namazı da bozulmuş sayılır. Yeniden kıl­ması gerekir. Bu durumda abdest almaya giderken veya dönerken Kur'ân'dan bir şeyler okursa, namazı yine de bozulur; iade etmesi vâcib olur. Sahih olan da bu görüştür.[165]

Abdest almaya giderken ve ondan dönerken teşbihte bulunursa, bu namazı bozmaz, kaldığı yerden tamamlayabilir. En sahih olan gö­rüş ve ictihâd budur.[166]

 

A) Namazda İken Tmamın Abdestinin Bozulması :

 

İmam namaz kıldırırken, rükû'da abdesti bozulur, fakat o yine Semiallahu limen hanıidehu, diyerek başını kaldırır veya secdede abdesti bozulur, o bir rükün edâ etmeyi dileyerek Allahu Ekber di­yerek başım kaldırırsa, hem kendisinin, hem cemaatin namazı bozulmuş olur. Ama bir rüknü yerine getirmeyi dilemeden böyle yapar­sa, farklı iki görüş vardır.[167]

İmam secdede iken abdesti bozulur ve o da Allahu Ekber di­yerek başını kaldırırsa, namazı bozulmuş olur. Tekbir getirmeden kaldırırsa namazı bozulmaz, yerine bir adam geçirerek namazın ta­mamlanmasını sağlar.[168]

Uyukluyarak abdesti bozulur ve bir müddet sonra uyanırsa, ye­niden abdest alıp namazı kaldığı yerden tamamlar. Ama uyandıktan sonra az da olsa bir süre beklerse, namazı bozulur. Yeniden iadesi gerekir.[169]

e) Şartlardan biri de, abdesti bozulduktan sonra namaza aykı­rı bir fiilde bulunmaması,

O halde namazda abdesti bozulduktan sonra yürüyüp abdest al­manın dışında başka bir harekette bulunur veya konuşur, güler ve­ya bir şey yer ya da içerse namaz bozulur. Abdest aldıktan sonra ye­niden kılması gerekir.

Namazda abdesti bozulduktan sonra yeniden abdest alırken av­ret yeri açılırsa, namazı bozulur, yeniden kılması gerekir.[170]

Ancak abdest alırken elde olmayan sebeplerle avret yeri açılır ve bundan sakınması mümkün olmazsa, Kaadı Ebü AH En-Nesefîye göre, namazı-bozulmaz, kaldığı yerden tamamlayabilir.[171]

 

B) Kadına Gelince :

 

Namazda abdesti bozulduktan sonra abdest almak için kolları­nı sıvadığında namazı bozulur. Çünkü kollar avrettir. Sahih olan da budur.

Abdest almak için kuyu, yakında; çeşme ise uzakta olursa, en az külfetli olanı seçer. Ancak kuyudan su çekerek abdest alırsa, sahih olan şudur ki, namazını yeniden kılar.   Muhtar olan kavi de budur.

Namazda abdesti bozulduktan sonra çok yakın olan evine git­meyip ondan biraz daha ötede olan çeşmeye giderek abdest alan kimsenin namazı bozulmuştur, yeniden kılması gerekir. Ama çeşmeyle evi arasında iki saf sığacak kadar az bir mesafe bulunursa, o takdir­de namazı kaldığı yerden tamamlayabilir.

Evinde su bulunduğunu unutarak biraz öteki çeşmeye kadar uzanıp abdest alırsa, aradaki mesafe belirttiğimizden fazla da olsa, namazı kaldığı yerden tamamlayabilir.[172]

Abdest aldıktan   sonra namaz kılmaya gelirken başını meshet-mediğini hatırlar da dönüp bunu yerine getirdikten sonra namazı kaldığı yerden tamamlayabilir. Ancak gelip namaza durduktan son­ra bunu hatırlarsa, artık başını m esnettikten sonra o namazı yeni den kılar.[173]

Abdesl alıp ayrıldıktan sonra elbisesini unuttuğunu hatırlıya-rak geri dönüp alırsa, artık namazı hükümsüz olmuştur, yeniden kıl­ması gerekir.[174]

Abdesti mescidde namaz kılarken bozulur ve mescid içindeki su kabından abdest aldıktan sonra o kabı tek eliyle tutup namaz kı­lacağı yere taşırsa, namazı bozulmamış sayılır ve kaldığı yerden ta­mamlayabilir. Ama iki eliyle tutup taşıdığı takdirde namaz bozul­muştur, yeniden kılması gerekir.[175]

Abdest almak için kilitli bulunan evini, açar, abdest aldıktan sonra hırsızlık endişesiyle kapıyı tekrar kilitleyip öylece namazı ta­mamlamaya gelirse, kaldığı yerden kılabilir. Böyle bir endişe olma­dığı halde kilitlerse, artık o ilk namaz bozulmuştur, yeniden kılma­sı gerekir.[176]

Namazda iken namaza mâni' olacak kadar necaset elbisesine dokunur, onu yıkarsa, bu necaset kendi bünyesinden meydana gelen bir necasetse namazı kaldığı yerden tamamlayabilir. Hariçten do-kunmuşsa, namazı bozulmuştur, yeniden kılması gerekir. İmam Ebû YusuTa göre, hariçten de dokunmuş olsa, yine de namazı kaldığı, yer­den tamamlayabilir.

Elbisesine namazda iken necaset dokunursa, hemen oracıkta el­bisesini değiştirme imkânı varsa değiştirip namazı kaldığı yerden

tamamlar. Necaset dokunan elbiseyle namazın az bir bölümünü ye­rine getirecek olursa, namaz bozulmuş sayılır. Namazı olduğu yer­de bırakır da bir süre o vaziyette beklerse, hüküm yine böyledir.[177]

Namazda iken abdesti bozulduğu için abdest almak üzere ayrı­lır ve bu esnada kasden abdest bozacak bir fiilde bulunursa, artık o namaz bozulmuştur, yeniden kılınması gerekir.[178]

f) Şartlardan biri de, semavi bir hades arız olduktan sonra geç­miş bir hadesin ortaya   çıkmaması,

Buna bir misal verelim : Ayağında mest bulunduğu halde na­maz kılarken abdesti bozulur, yeniden abdest almak için ayrıldığın­da mestlerin süresi dolarsa, artık o namazı yeniden kılması gerekir. Sahih olan da budur.[179]

Bunun gibi teyemmümle namaz kılarken abdesti bozulduğu için yeniden abdest almak üzere ayrılır ve bu sırada suya raslarsa, na­mazı bozulmuş sayılacağından onu yeniden kılması gerekir.[180]

g) Şartlardan biri de, cemaat halinde namaz kılarken abdesti bozulmuşsa, yeniden abdest aldığında   -imam namazı bitirmemişse-gelip imama uyması gerekir. İmam namazı bitirmişse, artık  dönme­sine gerek yoktur. Şayet dönüp eski yerine gelirse, namazı bozulmuş olur, yeniden kılması gerekir.

İmam henüz namazı bitirmemişse, muktedi abdest aldıktan son­ra eski yerine gelmesine gerek yoktur, ara yerde bir engel yoksa, bu­lunduğu yerden imama uyup namazını tamamlar.[181]

Yalnız başına namaz kılarken abdesti bozulduğu, için yeniden abdest alan kimse, dilerse namazı evinde tamamlar, dilerse ilk na­maz kıldığı yere döner. Dönmesi afdaldır.[182]

Bu konuda imam da münferid gibidir. Abdesti bozulduğunda ye­rine birini geçirip kendisi abdest aldıktan sonra, yerine bıraktığı imam namazı bitirmişse o artık dönmeyip olduğu yerde namazını ta­mamlar. Bitirmemişse, dönüp ona uyarak namazını tamamlar.[183]

h) Namazda abdesti bozulduktan sonra üzerinde kazaya kal-nış bir namazı hatırlamaması gerekir.

Abdesti bozulan kimse tertip sahibi olur da abdest aldığında ka­saya kalmış bir namazı hatırlarsa, ilk başladığı namaz bozulmuş sa­yılır, vakit dar değilse önce kazaya kalmış namazı, sonra o namazı yeniden kılar.[184]

i) Şartlardan biri de, abdesti bozulan kimse imam olursa, ye­rine imamete elverişli olmayan bir kişiyi geçirmemesi gerekir. Me­selâ : Yerine imanı olmak üzere bir kadını geçirirse, namazı bozul­muş olacağında.n abdest aldıktan sonra yeniden kılması gerekir. Bu durumda1 cemaatin de namazı bozulur.[185]

 

C) Namazda Başkasını  Kendi Yerine İmam  Olarak Geçirmek :

 

Fıkıhta buna istih1âi denir. Kaldığı yerden tamamlanması caiz olan her namazda istihlâf caizdir. Tamamlanması sahih olma­yan yerlerde ise caiz değildir.

Başladığı namazda imam olmaya elverişli sayılan herkes, ab­desti bozulduğu takdirde yerine yine imamlığa elverişli bir kimseyi geçirmesi   uygundur. Bunun aksi ise uygun değildir.[186]

 

D) İstihlâf Nasıl Yerine Getirilir?

 

Abdesti bozulan imam hafif eğilir, elini burnun üzerinde tutup bir kanama intibahım vererek -cami'de ise dışarı çıkmadan, açık ha­vada ise, safları aşmadan- birini işaretle yerine geçirir.[187]

İmam abdesti bozulunca, camiin içindekilerden değil, cami dı­şındaki saflardan bir adamı yerine geçirirse -saflar birbirine bitişik te olsa- bu istihlâf caiz olmadığından cemaatin namazı bozulur. Bu, İmam Ebû Hanîfe ile İmam Ebû Yusuf'a göredir. İmamın namazının bozulup bozulmadığı ihtilâf konusudur; en sahih olan kavle göre, onun da namazının bozulduğudur.[188]

Ayrıca bu konuda, imamın mesbuk olan bir kimseyi yerine ge çirmemesi daha uygundur. Şayet geçirecek olursa, caizdir. [189]

 

E) Mesbuk Bu Durumda Nasıl Hareket Etmelidir?

 

Namazda abdesti bozulan imam yerine mesbuk olan bir adamı geçirirse, mesbuk imamın kaldığı yerden namazı devam ettirir, se­lâm verilecek yere gelince, müdriklerden birini yerine geçirir, müd­rik selâm verirken mesbuk ayağa kalkıp yetişemediği rek'atleri ka­za eder.

Şayet mesbuk imamın namazım tamamlayınca bu arada kasdeıı güler veya konuşur ya da abdestini bozaı^sa, cemaatin hepsinin na­mazı bozulmuş olur. Sahih olan da budur.[190]

 

F) İmam Yerine Birini İşaretle Geçirirken :

 

Rükû1 da kalmışsa, elini dizlerine koyarak, işarette bulunur. Sec­dede kalmışsa, elini alnına koyarak işarette bulunur. Kıraatte kal­mışsa, eliyle ağzına işaret ederek kaldığı yeri bildirir.[191]

Üzerinde sadece bir rek'at kalmışsa, bir tek parmağını göstere­rek işarette bulunur, iki rek'at kalmışsa iki parmağını, üç rek'at kal­mışsa üç parmağını göstererek işarette bulunur. Üzerinde Tilâvet Secdesi varsa, bir parmağını alnına koyarak işarette bulunur. Bu arada aynı parmağını diline de götürerek müstahlefe anlatmaya ça­lışır. Üzerinde yanılma secdesi bulunuyorsa, parmağım kalbinin üze­rine koyarak işarette bulunur.

Tabiatiyle bütün bu işaretler, halîfe olan kişi durumu yani na­mazın nerede kaldığını bilmediği takdirde yapılır. Şayet halîfe olan adam biliyorsa, buna   ihtiyaç yoktur.[192]

Dört rek'atli namazda gelip imama uyan kimseyi, abdesti bozul­duğundan imam kendi yerine onu geçirir. O da imamın kaç rekat kıl­dırdığını bilmezse, o takdirde ihtiyatlı davranarak her rek'atinde te­şehhüde oturmak suretiyle dört rek'at.kılar.[193]

Abdesti bozulan imam lâhik olun kimseyi yerine geçirirse, o tak­dirde lâhik önce üzerinde kalan rek'atleri kılmak için cemaate işa­rette bulunur. Onu tamamlayınca bu kez cemaatle birlikte kalan kısmı tamamlıyarak selâm verir. Böyle yapmaz da önce imamın kalİığı yerden başlayarak tamamlar, selâm verme yerine gelince lâhik ra da mesbuk olmayan bir kimseyi kendi yerine işaret edip geçirir, ı kimse selâm verip namazı tamamlarken lâhik kalkıp arada kaçır-iığı kısmı kılar ve öylece namazını tamamlarsa, buna da cevaz ve­rilmiştir.[194]

İmam namaz kıldırırken abdesti bozulur, yerine bir kimseyi ge­tirmeyip camiin bir köşesindeki sudan abdest alarak gelip kaldığı yerden namazı cemaate kıldırarak tamamlarsa "ve cemaat te o ab­dest almaya gittiğinde onu olduğu yerde beklerse, bu kâfi gelir, hep­sinin de namazı sahih sayılır. Ama imam yerine birini koymadan cami' dışına çıkarsa, cemaatin namazı bozulur. îmam ise abdest alıp kaldığı yerden kendi namazını yalnız başına tamamlayabilir.[195]

Abdesti bozulan imam yerine bir kimseyi geçirmeden ayrıhr ve henüz -cami'den çıkmadan cemaatten bir adam kendiliğinden öne geçip namazı kıldırırsa caiz olur. îmam cami'den çıktıktan sonra adam onun yerine geçip kıldırırsa, hem kendisinin hem cemaatin namazı bozulur.[196]

İmamın arkasında, yalnız bir kişi bulunduğu halde abdesti bozulursa, artık ister onu yerine geçirmeye niyet etsin, ister etmesin o adam namazı kalan yerden tamamlar.

Abdesti bozulan imam kendi yerine bir adam geçirirken, cema­at te başka bir adama işarette bulunarak imamın yerine geçip na­maz kıldırmasını isterlerse, imamın ta'yin ettiği kimseye uyularak namaz tamamlanır. Ancak imam henüz niyet edip yerine bir adam geçirmeden cemaat birine işaretle imam olmasını arzu ederlerse, o takdirde cemaatin ta'yin ettiği kimse imam olur.

îmam kendi yerine bir kimseyi geçirmez, fakat cemaat bu konu­da ikiye ayrılır, bir kısmı bir adamın imam olmasını arzu ederken, bir kısmı da başka bir adamın olmasını arzu ederse, ekseriyetin iste­diği kimse imam olur. İki taraf eşit durumda olursa, hepsinin de na­mazı bozulur.

Abdesti bozulan imamın yerine geçmek için iki adam birden dav­ranırsa, ilk davranan, yani imamın yerine ilk geçebilen kimse imam olur. İkisi ayni anda davranıp öne'geçer ve cemaatten bir kısmı birine, bir kısmı da diğerine uyarsa ekseriyette olan tarafın namazı sahihtir. Diğer tarafın namazı bozulur. İki taraf eşit sayıda olursa, bir tercih yapılmayıp hepsinin namazı bozulmuş sayılır.[197]

İmam en son saflardan birinden bir adamı yerine geçirmek için işarette bulunur, o da henüz öne geçmeden hemen imamlığa niyet getirirse, önündeki saflardaki cemaatin hepsinin namazı bozulmuş olur. Sağ, sol ve arkasındaki cemaatin ise namazı sahih sayılır.

Bu durumda geri saftan imamlığa geçirilmek istenen adam ima­mın yerine doğru ilerlerken imam cami'den çıkmış olur, o da henüz imamlığa niyet getirmemiş ve imamın yerine ulaşmamışsa, hepsinin de namazı bozulmuş olur.[198]

Gerek yeni ta'yin edilen imamın, gerekse cemaatin namazının sahih olmasının şartı, abdesti bozulan imam cami'den çıkmadan ye­rine geçirdiği adamın imamlığa niyet getirmesidir. [199]Bu konu­da genel kaaide budur.

Abdesti bozulan imamın, yerine geçirdiği adam imamlık yapmak istemediğinden bir başkasını kendi yerine işaret edip geçirirse, ab­desti bozulan imam bu durumda henüz cami'den çıkmamışsa, caiz olur. Çıkmışsa, o takdirde hepsinin namazı bozulmuş sayılır.

Arkasında hiç kimse bulunmadığı halde abdesti bozulur, henüz yerinden ayrılmadan bir adam gelip ona uyduktan sonra yerinden ayrılırsa, o adam onun yerine geçmiş sayılır. Buna cevaz verilmiş­tir.[200]

g) İmam namaz kıldırırken kıraati ya utandığından, ya da duy­duğu endişeden veya unuttuğundan tamamlıyamazsa, yerine bir başkasını geçirebilir. Eğer bu durumda namaz caiz olacak kadar oku-muşsa, hemen rükû'a gider ve namazı- kıldırmaya devam eder, bir başkasını yerine geçirmez. Geçirecek olursa.namazı bozulur. Çünkü buna gerek yoktur. [201]

İmam kıraati tamamen unutur, hiçbir şey okuyamazsa, o takdirde başkasını yerine geçirmesi sahih olmaz. Bunda icma' vardır.[202]

h) Seferi olan imamın abdesti bozulunca yerine seferi olma­yan kimseyi geçirirse, cemaatten seferi olanların namazı dört rek'at olarak tamamlamaları gerekmez.

Yalnız başına namaz kılarken abdestinin bozulduğunu sanarak abdest almak için yerinden ayrılıp carni'den çıkar ve o sırada ab­destinin bozulmadığını anlarsa, namazı bozulmuştur, yeniden kılma­sı gerekir. Çünkü camiin dışına çıkmıştır. Camiin dışına çıkmadan abdestinin bozulmadığını anlarsa, geri dönüp kaldığı yerden nama­zını tamamlayabilir.[203]

Ancak bu durumda olan kimse abdestsiz îıtitah Tekbirini getir­diğini veya mestlerinin mesih müddetinin sona erdiğini veya gördü­ğü serabı su zannedip teyemmümünün bozulduğunu, veya öğle na­mazını kılarken sabah namazını kılmadığını veya üzerinde gördü­ğü kırmızılığın necis olduğunu sanarak namazı bırakırsa, cami dışı­na çıkmış olsun olmasın, mutlaka namazı bozulur. Yeniden kılması gerekir. Ev, cenaze namazı kılınan yer, açık havada namazgah ola­rak kullanılan yer ve çöldeki mevcut saflar cami hükmündedir. Ya­ni buralardan birinde namaz kılarken yukarıdaki hususlardan biri meydana gelirse, namazı bozulur. O hususların dışındaki nedenle namazı bırakır ve sonra abdestinin bozulmadığını anlarsa, evden dı­şarı veya cenaze namazının kılındığı yerin, çölde ise safların bulun­duğu sınırın dışına çıkmadan bunu anlarsa, dönüp kaldığı yerden tamamlayabilir. Bu sınırların dışına çıkarsa namazı bozulmuş olur.

Yalnız basma namaz kılıyorsa, secde yerinin dışına çıkmasıyla namazı bozulur. Sağ, sol ve arka taraflardan da bu ölçüde uzaklaş­masıyla aynı hüküm gerekir.[204]

Bu konuda kadının kendine ait namaz yerinden ayrılmasıyla namazı bozulur. Çünkü bu onun için mescid hükmündedir. Nitekim itikâfa da ancak burada girebiliyor.

Namazda iken abdestinin bozulacağından endişelendiği için na­mazı bırakıp ayrılır ve hemen sonra abdesti bozulursa, artık o nama­zı yeniden kılması gerekir.[205]

 

14 — NAMAZIN HÜKÜMSÜZ KALDIĞI YERLEE :

 

1. Sabah namazı kılınırken güneş doğarsa,

2. Cuma namazı kılınırken ikindi vakti girerse,

3. İyileşen yaranın üzerindeki sargı düştüğünde,

4. Özürlü olanın özrünün ortadan kalktığı vakit,

5. Namazda abdesti bozulduğunda yerine bir ümmiyi geçirdi­ğinde,

6. Baş işaretiyle rükû'  ve  secdelerini yapan kimse, namazda iken rükû' ve secde yapmaya güç bulduğunda,

7. Ayağındaki mestlerin mesih müddeti sona erdiğinde,

8. Mestleri geniş olduğunda fazla bir hareket göstermeden na­mazda iken onları ayağından çıkardığnda,

9. Ummî olan kimsenin namazda iken bir sûre öğrenmesi ve­ya hatırlaması,

10. Çıplak bir vaziyette namaz kılarken elbise bulursa,

11. Teyemmümle namaz kılarken su bulur ve onu kullanmaya imkânı olursa,

12. Tertip sahibi bulunduğu halde namaz kılarken üzerinde ka­zaya kalan bir namazı hatırlarsa, kılmakta olduğu namaz hüküm­süz kalır.

Hükümsüz kalan bu namazlar nafileye dönüşmez, ancak şu üç mesele müstesna :

a) Üzerinde kazaya kalan namazı hatırladığında,

b) Sabah namazı kılarken güneş doğduğunda,

c) Cuma namazı kılarken ikindi vakti girdiğinde, kılmakta ol­duğu namaz nafileye dönüşür.[206]

Namazın hükümsüz kaldığı on iki yer, daha çok meşhur riva­yetlerle tesbit edilenidir. Gayr-i meşhur rivayetlerde ise buna birkaç mesele daha ilâve edilmiştir :

a) Necaset dokunmuş bir elbiseyle namaz kılarken onu yıka­yacak su bulduğunda,

b) Kaza namazı kılarken kerahet vakti girdiğinde,

c) Câriye baş örtüsüz namaz kılarken hürriyetine kavuşturu­lur ve o anda örtünecek bir şey bulamazsa, kılmakta olduğu namaz hükümsüz kalır.

Bütün bu saydıklarımız en geç teşehhüde oturup selâm verme­den önce veya yanılma secdesi yapılırken meydana gelirse belirtti­ğimiz hüküm câri olur. Bu durumda namazı bozulan imam ise, onun­la birlikte cemaatin de namazı bozulur.

Üzerinde yanılma secdesi bulunduğu halde onu yapmadan selâm verir ve sözü edilen hususlardan biri meydana gelirse, namazı bozul­maz. Ama bu durumda üzerinde kalan yanılma secdesini yapacak olursa, namazı hükümsüz kalır.

Cemaat imamla birlikte namazın sonunda teşehhüd miktarı oturduktan sonra imam henüz selâm vermeden onlar selâm verir ve sonra yukarıda sıraladığımız hususlardan biri imamda meydana ge­lirse, cemaatin namazı tamamdır, imammki bozulmuştur. Bunun gi­bi, imam namaz sonunda yanılma secdesi yapar, fakat cemaat yap­maz da sonra imama sözü edilen hususlardan biri arız olursa, yine sadece imamın namazı hükümsüz kalmış olur.[207]

 

15 — NAMAZI BOZAN VE ONDA İŞLENMESİ MEKRUH OLAN ŞEYLER :

 

Namaz, mü'minin Allah (C.C.) huzurunda edep ve saygı maka­mında durup kulluğunu anlayarak ilâhî kudret ve azameti, rahmet ve inayeti yudum yudum tadmaya, duymaya has bir makamdır. O halde bu makamda sadece Allah ve Resulünün belirleyip bize sun­dukları ölçü ve anlamda hareket edebilir ve ona göre kelime kulla­nabiliriz.

a) Hazret! Aişe Validemiz (R.A.)  diyor ki :

«Resûlüllah (A.S.) Efendimiz bizimle oturup konuşur ve bizden birimiz gibi olurdu. Ama ezan okunmaya başlayınca bir anda değişiverir, o kadar ki ne biz Onu tanıyormuşuz, ne de O bizi tanıyormuş gibi bir hava meydana gelirdi.»

Sevgili Peygamberimizin torunu Hz. Hasan (R.A.) camiin önü­ne gelince rengi değişir, kendisine bir ürperti hasü olurdu. Sebebi sorulduğunda ise şu cevabı verdiği pek meşhurdur : «Allah huzuru- . na çıkıp kulluk görevimi yerine getireceğim. Bunun derin anlamını düşünerek o huzura lâyık ibâdette bulunabilecek miyim? diyerek en­dişelenmekteyim.»

Namazı bozan şeyler sözlü ve fiilî olmak üzere ikiye ayrılır.

a) Namazda unutarak, yanılarak, bilerek az veya çok olsun ko­nuşmak namazı bozar, yeniden kılınmasını gerektirir. İmamın yap­tığı hatayı düzeltmek için de olsa hüküm yine böyledir. Meselâ: İmam oturacağı yerde ayağa kalkar, oda ona «otur!» derse veya ayağa kal­kacağı yerde oturursa, o da ona «kalk!» derse, namazı bozulur. Be­lirtilen hususta konuşulan şey az olsun, çok olsun fark etmez.

Ancak teşehhüd miktarı oturduktan sonra belirtilen ölçü ve an­lamda bir konuşmada bulunacak olursa, namazı bozulmaz. [208]

 

B) Namazda Konuşmanın Sınırı Nedir?

 

Konuştuğu yanındakiler tarafından duyulmasa bile, kendisi işi­tecek seste ise yine de namazı bozulur. Kendisi de işitmiyecek ka­dar sessiz bir konuşma ise namazı kerahetle caizdir.

Namazda uyuklarken veya uyumuş vaziyette iken ağzından ba­zı kelimeler çıkacak olsa, bu irâde dışında olmasına rağmen namazı bozar. Muhtar olan görüş te budur. 

b) Namazda selâm vermek veya verilen selâmı almak -bile bi­le yapılıyorsa- namazı bozar. Ama selâm vermekle namazın bo-zulmuyacağmı sanıyor veya unutarak selâm veriyorsa, namaz bo­zulmaz. Ancak unutarak verdiği selâm namazdan çıkma selâmı olursa hüküm böyledir. Başkasına selâm vermek ya da almak niye­tini taşıyor ve unutularak ağzından çıkıyorsa, çoğu âlimlere göre bu da namazı bozar. Çünkü bir adama selâm vermek, ister kasden, is­ter yanılarak, ister unutarak olsun mutlaka namazı bozar.

Mesbuk (namaz ortalarında imama gelip uyan) imamla bera­ber selâm vermesi gerektiğini sanarak selâm verirse, bu kasden ve­rilmiş bir selâm kabul edilir ve namaz bozulmuş,;sayıhr. [209]Ama üzerinde kaza edilecek rek'atleri düşünmediği için yamlarak selâm verirse, bu onun namazını bozmaz. Çünkü yamlarak verilen selâm namazın bozulmasını gerektirmez.[210]

Yatsı farzım kılarken Teravih zanniyle iki rek'atin sonunda; öğ­le farzını kılarken cuma zanniyle yine ikinci rek'atin sonunda; mu­kim (yerleşik) olduğu halde dört rek'atli namazı kılarken seferi ol­duğunu sanarak ikinci rek'atin sonunda selâm verecek olursa, kıl­dığı namazı iade etmesi gerekir.

Ama ikinci rek'atin sonunda dört rek'at kıldığını sanarak selâm verirse, namaz bozulmaz, devam edip tamamlar. Ne var ki bu du­rumda namazın sonunda yanılma secdesi yapması gerekir.[211]

 

C) Bu Konudaki Genel Kaaide Şudur :

 

Namazda yamlarak verilen selâm, namazın aslına taalluk edi­yorsa, bozulmasını gerektirir. Onun vasfına taalluk ediyorsa, bozul­masını gerektirmez.[212]

Namazda bir adama selâm vermeyi dileyerek Es-Selâm der ve namazda olduğunu hatırlıyarak gerisini söylemezse, yine de namazı bozulur.[213]

c) Selâm niyetiyle el sıkışmak da namazı bozar. Çünkü böyle yapmak konuşmak anlamına gelir.

Verilen selâm baş işaretiyle de alınmaz. Aksi halde namaz bo­zulmuş olur. Namaz kılarken kendisinden bir şey istenilir, o da «evet» anlamına gelir şekilde işarette bulunur veya «hayır» anla­mına gelen bir işaret verirse namazı bozulmaz. Bütün bunlar söz söylemek yerine geçmez. [214]Ne var ki o namaz kerahetle kılınmış olur.

Yanında aksıran adam «Yerhamukellah» derse namazı bozul­maz, ama kerahet işlemiş olur.[215]

Kendisi aksınr ve «Yerhamukellah» derse, namazına bir zarar vermez. Ama başkası onun aksırmasına karşılık «Yerhamukellah» der, oda ona «Amîn!» diye karşılık verirse, namazı bozulur.[216]

Yanındaki adam aksırdığmda, o «El-Hamdu Hilali» derse, namaz bozulmaz. Çünkü bu bir cevap anlamına gelmez. Ama ona cevap vermeyi düşünerek söylerse, sahih olan kavle göre namazı bozulur.

Yanyana namaz kılan iki adamdan biri aksırır, namaz dışında­ki başka bir adam «Yerhamukellah» der ve bunlarda «Amîn!» der­lerse, aksıranm namazı bozulur, diğerinin değil. Çünkü bu durumda o duâ etmiş sayılmaz.[217]

Namazda iken, namaz dışında bulunan bir kişiye emir vermek ya da onu bir şeyden men'etmek için bir âyet okursa veya Allahı zikrederse, namazı bozulur. Ama bunları okurken namazda olduğu­nu hatırlatmak isterse, namazı bozulmaz.

Nitekim Resûlüllah (A.S.) Efendimiz bir hadîslerinde şöyle bu­yurmuşlardır -.

«Doğrusu bu namazda insan sözlerinden bir söz söylemek uy­gun olmaz Çünkü namaz ancak tesbîh, tekbîe ve Kur'ân okumak­tır.»[218]

e) İmam yanılır ve henüz diğer rükne geçmeden önce cemaat­ten biri Sübhanellah diyerek fetihte bulunabilir. Kıraatte takılıp ka­lır ve namaz caiz olacak kadar okumamışsa, yine fetihte bulunma­sında bir sakınca yoktur. Ama farzedelim ki imam birinci teşehhü­de oturmadan kalkmak ister de hayli kalktıktan sonra ayakta dur­maya yakın bir vaziyet alırsa, artık Sübhanellah demekte bir yarar yoktur. Son teşehhüde oturmadan kalkar ve tam ayakta duracak va­ziyet alsa bile yine de Sübhanellah demek uygun olur. Çünkü son teşehhüd farzdır.[219]

Namazda imamdan başkasına fetihte bulunursa namazı bozu­lur. Meğerki bu kıraatle ilgili olur da fetih maksadiyle değil, sırf ti­lâvet niyetiyle okursa, o takdirde namazı bozulmaz.[220]

Namaz kılan kimse yanılır da namaz kılmayan bir kimse fetih­te bulunur ve o da ona uyarsa namazı bozulur.[221]

îmaraa fetihte bulunmanın bir takım şartları var mıdır? Fuka-hadan bazısı bu konuda birkaç şart belirlemişlerdir.

a) Fetihte bulunanın bununla fetha niyet etmemesi,

b) îmamın caiz olacak kadar kıraat yapamaması,

c) İmamm kıratte yanıldıktan veya tutulup kaldıktan hemen sonra başka bir süre veya âyete geçmemiş bulunması gibi.

FaKat bu konuda en sahih olan tesbit ve fetva, bunların hiç bi­rinin şart olmaması ve yapılan fethin bir sakınca taşımam asıdır. Yani belirtilen şartlara uyulmuyarak fetih yapılırsa, ne imamın, ne de fetih yapanın namazı bozulur. Sahih kavi budur.[222]

Ancak muktedinin bu hususta acele etmesi mekruhtur. İmam takılıp kaldığında onun hatırlıyabilmesini biraz beklemek uygun olur. Çoğu ilim adamlarımıza göre, imama hatırlama fırsatı verme­den fetihte bulunmak mekruhtur. Çünkü muktedi bu durumda ihti­yaç olmadığı halde tilâvette bulunmuş sayılır

îmam kıraatte takılıp kaldığında cemaatin fetih yapmasını bek­lemez, namaz caiz olacak kadar okumuşsa hemen rükû'a gider. De­ğilse başka bir âyete geçer. Bunun aksi mekruh olur.[223]

Kıraatte takılıp kalan imamı namaz dışındaki bir adam fetihte bulunarak uyarırsa, imam ona uymaz. Yine namaz caiz olacak ka­dar okumuşsa rükû'a gider. Değilse başka bir âyete geçer. Aksi hal­de namazı bozulur.[224]

f) Namazda kötü bir haber işittiğinde İnna Lillah... der ve­ya iyi bir haber işittiğinde El-Hamdu Lillah der ve bununla ce­vap vermek isterse namazı bozulur. Ama bununla namazda olduğu­nu bildirmek isterse, bilîcma namazı bozulmaz.[225]

Yapılan sahih rivayete göre, Abdullah oğlu Câbir (R.A.) diyor ki : Resûlüllah (.A.S.) Efendimiz Beni Mustahk'a doğru yola çıkmış­tı beni bir yere gönderdi. Dönüp geldiğimde kendileri devesinin üze­rinde namaz kılıyordu. Geldiğimi söylediğimde eliyle namaz kıl­dığını işaret etti. Ben iyice anlamadığım için tekrar konuştuğumda yine işarette bulundu. Namazımı bitirince bana dönerek şöyle bu­yurdu : «Gönderdiğim hususta ne yaptın? Namazda olduğum için sana cevap veremedim.»[226]

g) Suheyb (R.A.) de diyor ki :

«Resûlüllah (A.S.) Efendimiz namaz kıldığı bir sırada yanından geçiyordum, selâm verdim. Eliyle namazda olduğunu belirtmek için işarette bulundu.»

Ashabdan diğer bazı' zatlar da bu konuda Resûlüllah'm parma­ğıyla işarette bulunduğunu rivayet etmişlerdir. İmam Tirmizî bu ri­vayetlerin sahih olduğunu kaydetmiştir.

îmamın yanıldığım hatırlatmak için Sübhanellah demek erkek­lere mahsustur. Kadınlar ise sağ ellerini sol ellerinin üzerine vura­rak uyarıda bulunurlar.

Nitekim ya imamı uyarmak, ya da gelmekte olan a'mâyı tehli­keden korumak için namazda olan kimse erkek ise Sübhanellah der, kadın ise, belirttiğimiz şekilde yapar. Sehl bin Sa'd Es-Sâidî (R.A.) diyor ki, Resûlüllah (A.S.)  Efendimiz bu konuda şöyle buyurdu :

«Namazda önemli bir husus ile karşılaşan kimse, Sübhanellah desin. El çırpmak kadınlara, teşbih, te erkeklere mahsustur.»[227]

Namaz kılarken hayretini uyandıracak ya da dikkatini çekecek bir haber işittiğinde «Sübhanellah» veya «Lâ ilahe illallah» ya da «Allahu Ekber» der ve bununla işittiği haberi cevaplamayı düşünür­se namazı bozulur. Bu, îmam Ebû hanîfe ile İmam Muhammed'e gö­redir. Cevap kasdetmiyorsa, namazı bozulmaz.

h) Namazda iken akrep ya da yılan ve benzeri bir haşere so­kar da o da «Bismillah» derse, yine iki imama göre namazı bozulur.

İmam Ebû Yusuf'a göre bozulmaz. Çünkü Besmele insanların sözünden değildir. Fetva bu görüşe göredir.[228]

Namazda iken ay'ı görür de «Benhn de senin de Rabbin Allah'dır» derse, namazı bozulur. İki imamın içtihadı bu doğrultudadır.

Hasta bir kimse namaz kısarken secdeye varırken, secdeden kal­karken duyduğu acıdan ve sıkıntıdan dolayı Bismillah derse,, nama­zı bozulmaz. Fetva buna göredir.

Yine namazda «AHahümzne Salîî Alâ Muhammed'in» veya «Al-lahu Ekber» der ve bununla birine cevap vermeyi kasdetmezse, na­mazı bozulmaz. Ama Peygamber (A.S.)'ın ismini işttiğinden dolayı salâvat getirirse nemacı bozulur.

Bir adam ve ma muhammedün illâ resulün... ya da ma kâne muhammedcn eba ahadîn mîn ricaliküm âyetini okur, namaz­da olan bir diğeri buna karşılık Salâvat getirirse namazı bozulmaz. Bunun gibi şeytan isminin geçtiği bir âyet okunur, namazdaki adam bunu işitince «Lainehullah — Allah ona lanet etsin derse, namazı bozulmaz.                  

Namazda iken kafasında şiir hazırlayıp içten okur veya bir hut­be plânlayıp kalbinden geçirirse, namazı kerahetle caiz olur. [229]Namazda diline «evet» ya da «hayır» kelimeleri gelirse, öteden beri böyle bir âdet edinmişliği varsa, namazı bozulur. Değilse bozul­maz.[230]

Namazda insanlardan istenmesi mümkün olmayan ölçü ve an­lamda duâ eder,/ meselâ «Allahım, bana afiyet ver», «Allanın*, beni aıfet», «Allahım! bana haccetmeyi nasibet», gibi dualarda bulunur­sa namazı bozulmaz. Ama insanlardan da istenmesi mümkün olan biçimde duâ yaparsa, namazı bozulur. Meselâ : «Allhım! beni do­yur», «Allahım! borcumu öde», «Allahım! evlenmemi sağla», gibi dua­lar bu cümledendir.

Genellikle Kur'ân'da mevcut olan dualardan birini yapmak na­mazı bozmaz.[231]

i) İnsanlardan istenmemekle beraber o tür duaların Kur'ân ve Hadîste geçmediği dikkate alınarak, meselâ : «Allahım! dayımı af­fet», «Allamm! amcamı bağışla» gibi yapılan dualar namazı bozar.[232]

İmam kalblere ürperti verecek âyetleri ya da insana ümit veren âyetleri okuduğunda, ona uyan kimse «Sadaka Allahu» derse, na­mazı kerahetle caiz olur.[233]

Namazda ne kadar Ya Eyyühe'llezîne Amenû cümlesini okuduğunda başını hafif kaldırıp «Buyur Alla­hım!» derse, namazı bozulmaz, ne var ki kerahet işlemiş olur. Sahih olan da budur.

Hacı olan kimse namazda Telbîye getirirse, namazı bozulur. Ama Teşrik günlerinde namazda «Allahu Ekber» derse namazı bo­zulmaz. Çünkü bu cümle namazda tekrarlanır. Namazda ezan oku­yanın da İrn^m Ebû Hanîfe'ye göre namazı bozulur.

Namazda iken okunan ezanı müezzini takip ederek okursa, bu ister müezzini cevaplandırmak niyetiyle olsun, ister hiç bir niyet ta­şımadan yapılsın namazı bozar.

Bunun gibi namazda kalbine vesvese geîir de, Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billahi'l-Alîyyix-Azîm derse, eğer bu vesvese âhiretle ilgiliyse namaz bozulmaz, dünya ile ilgili ise namaz bozulur.

Namazda son oturuşta teşehhüdü unutup okumadan selâm ve­rir ve sonra bunu hatırlar, dönüp bir miktarını okuduktan sonra se­lâm verirse, İmam Ebû Yusuf'a göre, namazı bozulur. Ama îmam Muhammed'e göre bozulmaz. Fetva da İmam Muhammedi'm kavline göredir.

Bunun gibi, Fatiha ve Zammı Sûreyi okumadan rükû'a varır ve sonra dönüp kıraati yerine getirmek ister, fakat pişman olur, oku madan secdeye varırsa, namazı bozulur. Çünkü ayağa kalkınca ilk j yaptığı rükû' hükümsüz kalmıştı, yeniden rükû' etmesi gerekirdi. Fu-kahadan bazısına göre, bu durumda namazı bozulmaz. Tabii kıraa­ti kaza etmek şartiyle.[234]

j) Namazda İnlemek :

Namazda inlemek, ah!, oh! demek veya ağlamak o kadar ki ağ­zından çıkan harflerden ağladığı belli olacak duruma gelirse, bütün bunlar âhireti düşünerek oluyorsa, namaz bozulmaz. Ama kendisine dokunan bir musibet, dert ve hastalıktan dolayı ise, namaz bozulur.

Namazda öksürürken kendini tutamaz da ağzından bazı kelime veya heceler çıkarsa, namazı bozulur. Ama duyulmuyacak kadar hafif olursa, namazı kerahetle caizdir. Bütün bunlar iradesi ve kuv­veti dışında olursa, namazının bozulmuyacağma fetva verilmiştir. Ama her şeye rağmen çok dikkatli olmak gerekir.[235]

Namazda secdeye varırken alnın geleceği yerdeki tozları üfler-se, sesi duyulursa namazı bozulur. Bu üflemeden bazı heceler de çı­kar ve duyulursa yine namaz bozulur, iadesi gerekir.

Namazda belli bir özüründen dolayı elde olmayarak öksürüp ba­zı harfler ve heceler çıkarır veya yine elde olmayarak iradesi dışın­da bazı iniltiler çıkarırsa, namazı bozulmaz. Çünkü mevcut özür­den dolayı bunlardan kurtulmak mümkün değildir, o anda.[236]

Kıraatte sesini güzelleştirmek için hafif öksürür ve bazı sesler çıkarırsa, namazı bozulmaz. Sahih olan da budur. Bunun gibi imam hatâ yapar da ona uyan uyarıda bulunmak için hafif bir öksürük sesi çıkarırsa, namazı bozulmaz. Sahih olan da bu görüştür.[237]

k) Namazda Kur'ân'a bakarak okursa, îmam Ebû Hanîfeye gö­re, namazı bozulur. İmameyn'e göre mushafı yanında taşıyorsa na­mazı bozulmaz. Ancak yapraklarını çevirmek ve gözle satırları ta­kip etmek «amel-i kesîr» sayılacak ölçüde olursa, namaz bozulur. Ama karşısındaki rahlenin üzerindeki Mushaf'ın yapraklarını çevir-meksizin bakıp okursa, yine imameyn'e göre namazı bozulmaz. Mih-rabta yazılı bulunan âyeti de okumak böyledir. Bu konuda fetva da­ha çok İmam Ebû Hanîfe'nin içtihadına göre verilmiştir.[238]

Kendisi hafız olduğu halde karşısındaki Mushafa bakarak okursa, bazısına göre namazı bozulmaz. Ama nıeşayihten bir kısmı­na göre bir âyet miktarı okursa namazı bozulur. Daha az olursa bo­zulmaz. Bazısına göre de, Fatiha miktarı okursa bozulur.[239]

l) Namazda iken karşısında bulunan levhadaki âyete gözü ili­şir de içinden okuyarak mânasını anlarsa, namazı bozulmaz. Bu me­selede farklı görüş ortaya koyan olmamıştır.

Bunun gibi fıkıh ya da hadis kitaplarından birine gözü ilişir de oradaki yazıyı içinden okuyup mânasını anlarsa, yine de namazı bo­zulmaz. Bunda icnıâ' vardır. Ne var ki bu tür hareketlerde kerahet vardır.[240]

Ancak mihrab üzerindeki yazı Kur'ân'dan başkası olur da onu içinden okuyup mânasını anlarsa, İmam Ebû Yusuf'a göre namazı bozulmasa bile İmam Muhammed'e göre bozulur. Burada meşayih İmam Ebû Yusuf'un içtihadıyla amel edilir, demişlerdir. Sahih olan da budur.[241]

Namazda, Kur'ân okumasını becerdiği halde Tevrat veya İncil'­den okursa namazı bozulur. Fukahadan çoğuna göre, Kur'ân okuma­sını iyice becermese bile yine de bu durumda namazı bozulur. An­cak Ed-Dür sahibi, EI-Bahr veEn-Nehir sahiplerine uyarak bu konu­da şöyle demiştir : «Tevrat ya da İncil'den okunan kısım zikir ve ten-zîh anlamında ise namaz bozulmaz, kıssa ve benzeri bir parça ise bo­zulur. Şu şartla ki, sadece bunlarla yetinmiyecek, Kur'ân'dan da na­maz caiz olacak kadar okumuş olacak.»[242]

 

16 — NAMAZI BOZAN FİİLLER :

 

Namazda bazı hareketler «amel i kesîr» kabul edilecek ölçüde olursa, namazı bozar. Ancak bir fiilin ya da hareketin «amel-i kesir» veya «amel-i kalil» olduğunun ölçüsü nedir? Fukaha bu konuda üç görüş ortaya koymuştur :

1. Günlük davranışlarımızda bir el ile yapılması âdet olan ha­reket «amel-i kalil = az hareket» sayılır. Buna birkaç örnek verelim : Sarık ya da başka bir şeyi başa koymak, düğmeyi açmak gibi.

İki el ile yapılması âdet olan hareketler «amel-i kesir = çok ha­reket» sayılır.[243]

O halde bir el ile tekrar yapılmaksızın işlenen bir iş «amel-i ka­lil» sayıldığından namazı bozmaz.[244]

2. Namazda bu tür hareketler yapmayı huy haline getiren kim­senin görüşüne göre. hüküm verilir-, yaptığı hareketi çok kabul edi­yorsa, namazı bozulmuş sayılır. Az kabul ediyorsa, bozulmaz.

Bu, İmam Ebû HaniVe'nin içtihadına en yakın olan görüş ve tes-bittir.

3. Uzaktan ona bakıp yaptığı hareketten dolayı onun namaz dı­şında olduğu kanısına varan kimseye göre, hüküm verilir. Şöyleki : Namaz kılan kimsenin namaza aykırı hareketlerini uzaktan gören kimse, onun namazda olduğunda şüpheye-düşerse, bu, «amel-i ke-sîr» kabul edilir ve namaz bozulur.   Namazda olduğunda şüphe et­mezse, bu,  «amel-i kalil» kabul edilir, dolayısiyle namaz bozulmaz. En sahih olan görüş ve ictihad da budur.[245]

EI-Muhit sahibi bu görüşü daha çok beğenmiş, fukahanm çoğu da bunu ihtiyar etmiştir. Kaadıhan ve diğerleri buna göre fetva ver­mişlerdir.

O halde namazda iken kılıcım kuşanır veya belindeki kılıcı çı­karır veya üstlüğünü sırtına alır veya çıkarır veya hafif bir şey kal­dırır ve bütün bunları bir el ile yaparsa, namazı bozulmaz.[246]

Şüphesiz ki, bu dinde bir kolaylıktır. Ancak namaz edep maka­mıdır. Huzur ve sükûn ister. Mümkün oldukça namaz dışı hareket­lerden sakınmak daha faziletlidir.

Ağır bir şey kaldırırsa, namazı bozulur. [247]

 

A) Namazda Bir Şey Yemek Ya Da İçmek :

 

Namazda bir şey yemek ya da içmek, ister kasden, ister unuta­rak, ister yanılarak yapılsın mutlaka namazı bozar.[248]

 

B) Dişler Arasındaki Yiyecek Kırıntısı :

 

Namazda iken dişler arasında kalan yemek kırıntısını yutacak olursa, bakılır : Nohut tanesi kadarsa, namaz bozulur. Daha az ise bozulmaz. En sahih olan görüş te budur.[249]

 

C) Dişleri Arasındaki Kanı Yutmak.

 

Diş etlerinden çıkan kanı yutmak namazı bozar mı? Fukahanm çoğuna göre, yutulan kan ağızdaki tükürükten az ise bozulmaz. Sa­hih olan da budur. Fetva da buna göre verilmiştir.[250]

 

D) Dıştan Bir Şey Ağıza Alıp Yutmak :

 

Namazda iken dıştan susam tanesi kadar yiyecek alıp yuta­cak olursa, namaz bozulur. Yiyecek maddesi dışındaki bir şeyi yut­makta ise farklı görüş vardır.

Helva ve benzeri bir tatlı yedikten sonra ağzını çalkalamadan na­maza durur ve dişleri arasındaki tatlığı yutarsa namazı bozulmaz. Ne var ki böyle yapmak mekruhtur.

Bunun gibi ağzına şeker koyup namaza duran kimse, o şekeri emmese bile değilmi ki tatlılığı boğazından aşağı iniyor, o takdirde namazı bozulur. Muhtar olan kavi de budur. Ağızda çiğnenmiş sa­kız bulundurmak namazı bozmasa da kerahet vardır. Sakız çiğne­mek ise ittifakla namazı bozar, denilmiştir. Ancak El-Muhit sahibi, ağızdaki sakız fazla çiğnenirse namazı bozar, az çiğnenirse bozul­maz, demiştir. Buradaki azlık ve çokluk, karşıdan bakanın takdirine göredir.

Namaz kılarken ağzına yağmur damlası veya kar tanesi ya da dolu tanesi girer, o da onu yutarsa, namazı bozulur.[251]

 

E) Namazda Kusmak :

 

Namazda ağız dolusu kusmak abdesti bozarsa da namazı boz­maz. O halde bu durumda olan kimse başka bir harekette bulunma­dan yeniden abdest alırsa, namazı kaldığı yerden tamamlayabilir.

Ağız dolusundan az solursa, ne abdesti, ne de namazı bozulur.

Ağız dolusu kusar ve fakat onu ağzında tutması mümkün oldu­ğu halde yutarsa, hem abdesti, hem namazı bozulur. Ama ağız dolu­su değilse, Ebu Yusuf'a göre, namazı bozulmaz. İmam Muhammed'e göre bozulur. Burada ihtiyata uygun olan, İmam Muhammed'in gö­rüşürdür.[252]

Kendini kusmaya zorlar da ağız dolusu kusmuk çıkarsa namazı bozulur. Daha az olursa bozulmaz.[253]

 

F) Namazda Yürümek :

 

Namazda yürümek -taunu gerektiren bir sebep yoksa- mekruh­tur. Bunun gibi ardarda adım atıp yürümek te namazı bozar. Çünkü bu tarz harekette «amel-i kesîr» vardır. O halde kıbleye doğru, ar­darda adımları atmaksizın yürümek namazı bozmaz. Ancak bulun­duğu cami'den böyle dışarı çıkarsa veya açık havada ise safların dı­şına taşarsa namazı bozulur.[254]

Namazda kıbleye arkasını döndürdüğü takdirde namaz bozulur. O halde yürümek sadece kıble tarafına olduğunda ve ardarda adım atılmadığı takdirde namazı bozmaz.

Namazda bir saf miktarı yürümek namazı bozmaz. Ama bir de­fada iki saf miktarı yürümek namazı bozar. Önce bir saf miktarı yü­rüdükten sonra durur, sonra ikinci bir saf miktarı yürürse yine de namazı bozulmaz.[255]

g) Namazda elleri kaldırmak namazı bozmaz. Şafiî mezhebinde rükû'dan kalkındığında elleri kaldırmajk sünnettir. Çünkü bu ko­nuda Hz. Ali (R.A.)'den yapılan sahih bir rivayet vardır.

Hayvan üzerinde nafile, ya da herhangi bir tehlikeden dolayı farz namaz kılarken bir ayağı ile hayvanı mahmuzlar ve bunu ar­darda yapmazsa namazı bozulmaz. İki ayağıyla mahmuzlarsa bu amel-i kesîr sayılacağından namaz bozulur.

Fukahadan bazısına göre, iki ayağıyla hafif şekilde mahmuz­larsa yine de namazı bozulmaz. Buna yolcular için kolaylık vardır, amel edilebilir.[256]

 

H) Namazda İken Göğsü Kıbleden Ayırmak :

 

Kıble, Tehvîd Akidesinin odağı ve İslâm Birliğinin tek merkezi­dir. Namazda bu kutsal makama yönelmemizde bunun yanısıra bir­çok hikmet ve maksatlar bulunmaktadır.

Kamazda iken göğsümüz tam kıbleye gelecek şekilde durmamız şarttır. Bu bakımda göğsümüzü o cihetinden ayırdığımız takdirde namaz bozulur. Tabii bu kudreti olan kimseler için böyledir. Ölüm tehlikesi başgösterdiğinde kıbleye yönelmek mümkün olmayacağı yerlerde bu şart kendiliğinden kalkmış olur.

Sadece yüzünü kıbleden ayıran kimsenin namazı bozulmaz, an­cak böyle yapmak mekruhtur.[257]

 

İ) Namazda At'a Veya Benzeri Bir Bineğe Binmek :

 

Namazda herhangi bir bineğe binmek namazı bozar, çünkü bu durumda «amel-i kesîr» meydana, gelmiş sayılır. Hayvan üzerinde namaz kılarken fazla bir hareket göstermeden yere inecek olursa, namazı bozulmaz. Çünkü bunda «amel- kesîr» yoktur.[258]

Namaz kılmakta olan bir kimseyi bir başkası tutup yerinden kaldırır fakat yüzünü ve göğsünü kıbleden ayırmadan yine eski ye­rine korsa, namaz bozulmaz. Böyle yapan günahkâr olur. Tutup hay­vana bindirecek olursa, namazı bozulur.[259]

 

J) Hiçbir Özür Yokken İmamın Önüne Geçmek :

 

Cemaatten biri, hiç bir özür yokken imamın hizasını aşıp öne geçerse namazı bozulur. Ancak Mâlik'i mezhebine göre, bunda bir sa-'kınca yoktur. Nitekim hac mevsiminde bilhassa Ravza~i Muttahha-rada yer darlığından Mescid'in dışında namaz kılanlar imamın hiza­sını aşmaktadırlar. Burada hem zaruret vardır, hem de Mâliki Mez-hebince cevaz vardır.[260]

Çölde namaz kılan kimse secde yeri miktarmca yerinden ayrı­lıp geriye çekilir veya sağ ve sol taraflara bu ölçüde kayarsa namazı bozulmaz. Bundan fazla bir miktar çekilecek olursa, namazı bozulur. Bu konuda etrafına bir daire çizip onu kendine bir ölçü sayması mu­teber değildir. Asıl ölçü secde yerine kadar olan mesafedir.

Safta açık yer bulunur, bir adam gelip oraya girince namaz kıl­makta olan kimse bu nedenle saffı bırakıp öne geçerse, namazı bozu­lur. Çünkü bunda bir zaruret sözkonusu değildir.[261]

Evinde akşam namazını kılmakta olan kimseye bir başkası ge­lip uyar da nafile namaza niyet getirir, imam üçüncü rek'atin so­nunda unutur da ayağa -dördüncü rek'ate- kalkar, ona uyan kimse de kalkarsa, hem imamın, hem ona uyanın namazı bozulur.[262]

 

17 — NAMAZDA AKREP, YILAN VE BENZERÎ ZARARLI BİR HAYVANI ÖLDÜRMEK :

 

Namazda ortaya çıkan bir akrep ya da yılanı bir ya; da bir kaç darbeyle öldürmek, namazı bozmaz. En zahir olan kavi de budur. Hattâ cemaatten biri eline ayakkabı teki alıp yürüyerek yılan ve ak­rebi öldürür, bu arada elde olmayarak imamın önüne bile geçmiş olursa, namazı yine bozulmaz. Bu konuda bütün zehirli haşereler bir­dir. En sahih olan görüş te budur.[263]

Ama bu durumda ortaya çıkan yılan ya da akrebin bir zarar ve receğinden endişe etmiyorsa, onu öldürmeye kalkışması, namazds olması bakımından mekruh sayılmıştır. Çünkü onları namazda iker öldürmeye ancak, namaz kılanın önünden geçmesi ve zarar vermt ihtimalinin bulunması şartiyle cevaz verilmiştir.[264]

a) Namazda iken üç taşı ardarda atar veya beden ve elbisesin­deki bit ve benzeri parazitlerden ardarda üç tane öldürür veya vücu­dundaki kıllardan üç tanesini ardarda çekip koparırsa, amel-i kesir­de bulunduğu için namazı bozulur,

b) Kolunu iyice kaldırıp uzatarak bir tek taş atanın da nama­zının bozulacağı söylenmiştir.[265]

Hayvan üzerinde namaz kılarken onun yürümesini sağlamak için bir ya da iki defa vurursa namazı bozulmaz; ama üç defa vura­cak olursa bozulur. Ancak bunların üstüste vurlması, yani aynı rü­kün eda edilirken ardarda yapılması halinde namaz bozulur. Ama her rükünde bir defa vurursa, haliyle namaz bozulmaz.[266]

Namazda iken bir adama eliyle bir defa vuran kimsenin namazı bozulur. Elindeki kamçı veya benzeri bir şeyle de vurmak aynı hük­mü gerektirir.[267]

Namazda iken karşısındaki kuşa bir taş atacak olursa, namaz kerahetle caiz olur. Çünkü bu tür hareketler namazın faziletini gi­derir, sevabını azaltır. Her şeyden evvel, ilâhî huzurdaki edebe aykırıdır.

Namazda iken ayağındaki geniş ayakkabıyı fazla bir hareket göstermeden çıkarmak namazı bozmaz. Ama ayakkabı giyecek olur­sa, namazı bozulur.[268]

Namazda iken hayvanın gemini takar veya eyerini sırtına yer­leştirirse namazı bozulur. Çünkü bu tür hareketlerde hem amel-i kesîr» vardır, hem de Allah (C.C.) huzurundaki edebe aykırıdır. [269]Namazda iken eline kalem ahp, üç kelime yazacak olursa, na­mazı bozulur, bir kelime yazacak olursa, namaz kerahetle caiz sayı­lır. Ama eliyle veya elindeki kalemle boşluğa yazar gibi harekette bulunması namazı bozmasa bile mekruhtur.[270]

c) Namazda iken açık bulunan kapıyı fazla bir hareket göster­meden kapatırsa, namazı bozulmaz. Ama kapalı bulunan kapıyı açarsa namazı bozulur.[271]

Anne namaz kılarken çocuk gelip onun göğsünü emer, bu ne­denle süt çıkarsa, kadının namazı bozulur. Süt çıkmıyacak olursa, bozulmaz. Çünkü sütün çıkması, bir bakıma çocuğu emzirmek an­lamını taşır. Bu da namaza aykırı hareketlerdendir.[272]

Fetâvâ-yi Kaadıhan'da, çocuk üç defa üstüste annesinin veya herhangi bir kadının memesini emse, süt çıkmasa bile, kadının na­mazı bozulur, denilmektedir.

Kadın namaz kılarken kocası gelip onu şehvetle ya da şehvetsiz öper veya şehvetle elini dokundurursa kadının namazı bozulur. Çün­kü cinsel ilişki namazın bütün huzurunu alır, onu amacından sap­tırır. Bilhassa bu hususlara çok dikkat edilmesi gerekir. Fukahadan bazısı, bu hareketin namazı bozmayacağını' söylemiştir. Birinci gö­rüş takvaya daha yakındır.

Namazda iken cebinde taşıdığı gülyağını çıkarıp sakalına ya da başına ve elbisesine sürecek olursa, namaz bozulur. Çünkü böyle yapmakta «amel-i kesîr» vardır. Ama eline dokundurmuş olduğu ko­kuyu sürünecek olursa, namazı bozulmaz, sadece kerahet işlemiş olur.[273]

Namazda iken sakalını tarar veya parmaklarıyla aralayıp sıvaz­larsa namazı bozulur. Bunda «amel-i kesîr» vardır. Aynı zamanda huzur isteyen bir makamda başka şeyle meşgul olma dikkatsizliği mevcuttur.[274]

Yine namazda iken bir tek rükünde üç defa vücudunu kaşırsa namazı bozulur. Şu şartla ki her defasında elini kaldırıp hareket et­tirmiş olmalıdır. Aksi halde namazı bozulmaz. Bir tek defa kaşımak­ta kerahet vardır.

Namaz kılarken başka bir adam onun tam secde yerinden geçe­cek olursa, geçen günaıkâr olur, ama namaz kılanın namazı bozul­maz. Namaz kılanın ayaklarından secde yerine kadar olan kısımdan geçmek mekruhtur,, aynı zamanda geçen günahkâr olur. Bunun dı­şında kalan yerlerden geçmekte bir sakınca yoktur. Sahih olan da bu görüştür.[275]

Cami' ve mescidlerde ise namaz kılanın önünde kıbleye yönelik oturan biri bulunur veya bir sütün varsa, o takdirde geçmekte bir sakınca görülmemiştir. Sahih olan da budur.[276]                     

Yol üzerinde namaz kılmakta olan kimsenin önünden bir süva­rinin geçmesi gerekiyorsa, hayvanından inip bineğini arayerde sütre yaparak geçebilir. Bu yüzden günahkâr da olmaz. Yaya olarak iki kişi belirtilen yerden geçmek istediğinde, biri arkasını namaz kılana çevirip sütre görevi yapar, diğeri geçer. Sonra sütre vazifesi yapan geçer.[277]

Açık havada namaz kılan -kimsenin 60-70 cm. uzunluğunda ve bir parmak kalınlığında bir çubuk önüne dikmesi uygun olur. Buna sütre denir. Ancak bunu tam sağ kaşının ya da sol kaşının hizasına gelecek şekilde diker. Sağ tarafa dikmesi afdaldır.[278]

Sütre olarak kullanmak istediği ağacı dikmek mümkün olmadı­ğında uzunlamasına önüne bırakır. Ağaç ve benzeri bir şey bulun­madığında-önüne bir çizgi çekmes1 tavsiye edilmiştir. Meşayihten bir kısmı buna gerek yok, demişlerdir. Ancak bir çizgi çizmek istedi­ğinde bunu mihrap biçiminde çizmesi uygun olur.[279]

İnsanların geçme ihtimali olmadığı yerlerde sütre kullanmaya gerek yoktur.

Açık havada imamın önünde bulunan sütre aynı zamanda cema­at için de sütre sayılır.

Secde mahallinden geçmek isteyene el işaretiyle veya Sübhanet lah demek suretiyle mâni' olunur. Kadınlar ise, sağ ellerini sol elle­rinin üzerine vurmak suretiyle gereken uyarıyı yaparlar.[280]

Hem işarette bulunmak, hem Sübhanellah demek mekruhtur. İkisinden birini tercih edip yetinmek sünnettir. Baş ve göz ile işaret­te bulunmak ta mekruh sayılmıştır. [281]

 

Namazda Bir Rükû' Ya Da Secde Fazla Yapmak :

 

Namazda bir rükû' ya da bir secde fazla yapmak namazı boz­maz.' Bunun gibi iki secde de fazla yapsa namaz bozulmaz. Rükû'lar için de aynı hüküm söz konusudur.

Namazı tamamlamadan fazla olarak bir rek'at daha kılan kim­senin namazı bozulur. Ama namaz sonunda teşehhüd miktarı otur­duktan sonra fazla rek'ate kalkıp kılarsa, namazı bozulmaz. O rek-ate bir rek'at daha ekliyerek nafile hükmüne sokar. Namaz sonun­da yanılma secdesi yapar.

İmam rükû'u bitirip birinci secdeyi yaptıktan sonra başını kal­dırdığında bir adamgelip ona uyar da bir rükû' ve iki secde yapacak olursa namazı bozulur, çünkü fazladan bir rek'at -yapmış sayılır.[282]

Öğle namazını kılmaya başlarken öğle niyeti getirir ve hemen sonra ikindi namazına niyet getirerek tekrar İftitah Tekbiri alırsa veya nafile namaza niyet eder, tekbir getirirse namazı bozulur. An­cak nafile kılmış sayılır. Bunun gibi nafile kılarken farz namaza, cu­ma kılarken öğle namazına niyet edip İftitah Tekbiri getirirse baş­lamış olduğu namaz bozulur.[283]

Öğle namazı kılarken yeniden öğleye niyet getirip İftitah Tekbi­ri alırsa, namazı bozulmaz, kıldığı yerden devam edip bitirir.[284]

Namaz kılarken bir adam gelip ona uyar, o da o andan itibaren imam olduğunu düşünerek yeniden İftitah Tekbiri getirip namaza devam ederse, namazı bozulmaz ve kıldığı yerden devam edip ta­mamlar. İkinci kez getirdiği Tekbire itibar edilmez. Ancak kendisine uyan kadın olursa, durum değişir.[285]

Öğle namazını kılarken yeniden niyet edip Tekbir getirerek önünde bulunan imama aynı namaz için uyarsa, ilk başladığı kürnsüz olur. Başka bir namaz da olsa hüküm yine böyledir.

Öğle namazını evinde kıldıktan sonra canıi'a gelip aynı namazı imamla da kılarsa, ilk kıldığı hükümsüz olmaz, ikinci kıldığı nafile yerine geçer.

Akşam namazını iki rek'at kılıp teşehhüde oturduktan sonra; üç rek'at kıldığını sanarak selâm verir ve sonra akşamın iki rek'at sün­netine niyet getirirse, kıldığı, farz bozulmuş olur. Ama selâm ver­dikten sonra namazı noksan bıraktığını hatırlar ve fakat namazının bozulduğunu sanarak yemden niyet getirip namaza başlarsa, üç rek'­at kılacak olursa, ilk kıldığı hükümsüz kalır. Bir rek'at kılıp teşeh-hüd miktarı oturduktan sonra selâm verirse, bu da kâfi gelir.

Akşam namazını bir rek'at kıldıktan sonra İftitah Tekbiri getir­mediğini sanarak yeniden Tekbir getirip üç rek'at kılacak olursa, namazı bozulmaz. Ama iki rek'at kıldıktan sonra böyle yaparsa na­mazı bozulur.[286]

 

18 — NAMAZDA MEKRUH OLAN VE OLMAYAN ŞEYLER :

 

Namazda sünnetlerden birini terketmek mekruhtur. Bu genel kaidedir, değişmez. Ancak mekruh sayılan hususları maddeler ha­linde yazmamızda yarar vardır :

1. Namaz kılarken elbisesiyle veya sakal ve bedeniyle meşgul olması, yani eliyle bu kısımlara dokunup oynaması, secde yerindeki küçük taş ve benzeri şeyleri eliyle gidermesi mekruhtur.

Ashabdan Muaykıb (R.A.)  diyor ki :

Resûlüllah (A.S.) Efendimize, secde yerindeki taşları elle gider­mekten sordum, buyurdular ki : «Namaz kılarken taşları gidermek­le meşgul olma. Âma herhalde onları gidermek istiyorsan bir tek defa elini dokundur.»[287]

Ebû Zerr El-Gıffarî (R.A.)'den yapılan rivayete göre, Resûlüllah (A.S.) Efendimiz buyurdu ki :

«Sizden biriniz namaza kalktığında rahmet ona yönelir. O hal­de taşı gidermek için elini dokundurmasın.»[288]

2. Secdeye varırken önden ya da arka kısımdan elbiseyi tutup kaldırmak mekruhtur. Ancak bu hareket çok hafif olur da sadece bir sıkıntıyı gidermeye matuf bulunursa, bazılarına göre kerahet olmaz. Günümüzde dar pantolonun secdeye gidilirken elle tutulup çekilmesi bu cümledendir. İki eli   kullanmak bu konuda namazı bozmasâ bile kerahetten hâli değildir. Ancak çok hafif dokunmakta bir sakınca ol­madığını fukahadan bazısı söylemiştir. Her şeye rağmen dokunma­mak evlâdır.[289]

Rükû'a giderken elbise bedenine yapışmasın diye eliyle onu faz­la bir hareket göstermeden çözmesi, yani bir düğmesini açması mek­ruh değildir.

Avuç içine veya alın kısmına yapışan taş, toprak, ot ve benzeri şeyleri -rahatsız ediyorsa- el ile dokunup gidermekte bir sakınca yok­tur. Rahatsız etmiyorsa, namazda bunu gidermek mekruh sayılmış­tır. Ancak teşehhüdden önce henüz selâm vermeden gidermekte bir beis olmadığı belirtilmiştir.[290]

Sıcak bir havada alın ve yüzde biriken teri el ile gidermekte de bir beis görülmemiştir. Ancak fazla bir harekette bulunmaması ge­rekir.[291]

Nitekim sahih rivayetlerden anlıyoruz ki, Resûlüllah (A.S.) Efendimiz namazda alnında biriken teri eliyle silmiştir. Ayrıca sec­deden başını kaldırdığında sağ ve soluna yayılan elbisesini de ha­fif bir hareketle toplamış veya eliyle hafif dokunarak yapışan şey­lerin dökülmesini sağlamıştır.[292]

İmam Ebû Yusu'ı ile İmam Muhemmed'e göre de böyle yapmak­ta bir beis yoktur. Ancak bunun nafile namazda olmasında bir beis olmadığı üzerinde duranlar var. Farzlarda ise mekruhtur, diyenler olmuştur.[293]

3. Namazda (örneğin Teşbih Namazında) saymayı gerektiren bir husus varsa, parmak uçlarına dokunmak suretiyle bunu yerine getirmekte bir beis görülmemiştir. İşaretle yapılması mümkünse ter cih edilir.[294]

Namaz dışında teşbihleri parmak uçlarıyla hesaplamakta bir sakınca görülmemiştir.

4. Namazda parmak çıtlatmak ve parmakları birbirine kenet­lemek mekruhtur. Hattâ böyle bir hareketin namaz dışında da mek­ruh olduğunu söyliyenler olmuştur.[295]

5. Namazda elleri koltuk altlarına gelecek veya yan boşlukla­ra dokunacak biçimde tutmak mekruhtur. Ebû Hüreyre   (R.A.)   di­yor ki : «Resûlüllah (A.S.) Efendimiz namazda elleri koltuk veya yan boşluklara gelecek biçimde tutmayı men'etti.[296]

Bu tür bir hareketin sadece namazda değil, namaz dışında da mekruh olduğu kabul edilmiştir.[297]

6. Namazda başı sağa veya sola çevirmek mekruhtur. Sadece göz ucuyla sağa sola bakmak mekruh sayılmamışsa da adaba uygun görülmemiştir.[298]

7. Namazda gözleri göğe doğru çevirmek te mekruhtur. Nitekim Ahmed bin Hanbel, Müslim ve Nesâî'nin tesbit ettikleri sahih bir ri­vayette, Resûlüllah (A.S.) Efendimizin namazda böyle yapmayı men'-ettiği belirtilmiştir.

8. Teşehhüdde veya iki secde arasında kalçayı yere koyup di­zini dikerek oturmak mekruhtur. Çünkü Resûlüllah   (A.S.)  Efendi­mizin böyle oturduğu vaki değildir. Ayrıca böyle oturanları uyar­dığı rivayet yoluyla sabit olmuştur.[299] Sahih olan da bu görüştür.

Bunun gibi namazda iki ayağım dikip ökçeleri üzerine otur­mak, dizleri göğse dayamak suretiyle bir oturma biçimi almak ve el­leri yere dayıyarak -hiç bir özür. yokken- hasta kimse görümünde oturmak ta mekruhtur.

9. Namazda iken verilen selâmı duyulmuyacak şekilde alıp ce­vaplandırmak mekruhtur. Bunu el işaretiyle de alıp cevaplandırmak böyledir.

10. Namazda -hiçbir özür yokken- bağdaş  kurup oturmak ta mekruhtur.[300]

11. Secdede yine bir özür olmadığı halde kolları yere sererek vaziyet almak mekruhtur.

Namazda üzerindeki üstlüğün yenlerine kolunu geçirmeden dur­makta kerahet yoktur. Muhtar olan kavi budur. Ancak pelerin gibi genişçe bir kaftan giyen kimsenin kollarını yenlerine takması ve mümkünse belini bir kemerle bağlaması daha uygun olur.[301]

 

19 — BAŞ AÇIK NAMAZ KILMAK :

 

İslâm namaz için özel bir kıyafet koymamıştır. Çünkü bunda zorluk vardır. Din ise kolaylığı emreder. Avret yerleri kapalı olduk­tan sonra namaz kılmak caizdir. Ancak normal biçimde giyinip te­miz bir kıyafetle namaza durmak sünnettir. Resûlüllah (A.S.) Efen­dimiz bu konu üzerinde fazla durmamakla birlikte kendi günlük ha­yatında, örfe uygun giyimine dikkat eder, özellikle elbisenin temiz ol­masına özen gösterirdi. Genellikle başı örtülü namaz kıldığı bilin­mektedir.

Ancak müctehid imamlar bu konudaki bütün rivayetleri bir ara­ya getirerek şu hükmü çıkarmışlardır : Üşendiği veya önem verme­diği için baş açık namaz, kılmakta kerahet vardır. Ancak ilâhi hu­zurda daha çok saygılı olmayı, tam bir mahviyet içinde bulunmayı düşünerek baş açık namaz kılmakta bir beis yoktur. Bu bir duyar­lılıktır ki müdahele etmemek gerekir.[302]

Bu meseleyi daha cncts detaylı biçimde açıkladığımız için bura­da tekrar etmeye gerek görmüyoruz.

Yanında -entari ve bugünkü kıyafetle gömlek ve pantolon bulun­duğu halde yalnız, kilotla namaz kılmak mekruhtur. Yatak kıyafe­tiyle namaz kılmakta bir sakınca yoktur. Resûlüllah (A.S.) Efendi­miz bu konuda bir ayrım yapmamıştır.[303]

 

20 — KISA KOLLU GÖMLEKLE NAMAZ KILMAK :

 

Gömlek ya da .üstlüğün kollarını yukarıya sıvayıp öylece namaz kılmanın mekruh olduğu fetâvâ kitaplarında belirtilmiştir. Ancak kısa kollu gömlekle namaz kılmakta kerahet yoktur. Çünkü bu durumda kollan sıvayıp gömleğin kolunu yukarıda toplama söz konu su değildir. Uzun kollu gömleğin kollarını indirmeden o vaziyette  tutmakta laubalilik vardır; ama kısa kollu gömlekte bu söz konusu ı -değildir. Bu hususta fazla bir hassasiyete gerek yoktur; önemli olan kalb yatışkanlığı ve gönül huzuru içinde Hakkın huzurunda durup kulluk görevini yeriııo getirmektir. Dinimiz şekille fazla meşgul ol­maz. Kalbe ve amele bakar. Sıcak bir mevsimde kısa kollu gömlekle namaz kılanlara dokunmakta yarar yok zarar vardır. Kaldı ki kaha böyle bir kıyafetle namaz kılmaya cevaz vermiştir. Her şeye rağmen uzun kollu gömlekle kılmak takvaya daha yakındır.

Gömlek, üstlük ve benzeri bir elbisenin sağ tarafını koltuk al­tından, sol tarafını omuz üzerinden geçirmek suretiyle giyinerek na­maz kılmak mekruhtur. Çünkü böyle yapmakta lâubalilik vardır. Ancak hacde tavaf yapılırken buna cevaz verilmiş, hattâ sünnet sa­yılmıştır.[304]

başın ortasını açık bırakacak biçimde sararak namaz kıl­manın mekruh olduğu belirtilmiştir. Çünkü böyle yapmak ne başı örtmek, ne açık bulundurmak anlamına gelir. [305]Böyle yapmanın namaz dışında da mekruh olduğunu İmam El-Velvalicî söylemiştir. İfon Nüceym de aynı görüştedir.[306]

 

21 — İŞ ELBİSESİYLE NAMAZ KILMAK :

 

Sanayiin geliştiği ülkelerde günde sekiz saat iş elbisesi ile çalı­şılmaktadır. Bu durumda sözü edilen elbiseyle namaz kümabilir mi? Necis olmadığı takdirde kılmabüir. Ancak dokunduğu yeri kirlete­cek ve cemaate tiksinti verecek kadar kirli paslı ise böyle bir elbisey­le namaz kılmak mekruhtur. Bulunduğu iş yerinde namaz için ayrı bir elbise taşımak ve namaz vakitlerinde iş elbisesini çıkarıp onu giymek mümkünse, buna riâyet edilir. Mümkün olmadığı takdirde kerahet kendiliğinden kalkar.[307]

Namazda bir özür olmadığı halde ağız ve burunu örterek dur­mak mekruhtur. Ancak fazla soğuk ya da bir rahatsızlıktan dolayı ise mekruh değildir.

Namazda mümkün oldukça, esnememeye dikkat etmek gerekir. Ama kendini tutamıyorsa, o takdirde ya elini ağzının   üstüne kor, ya da yenini kullanarak ağzının açılmasına engel olur. Yani ya elini, ya da kolunu ağzının üstüne koyarak ağzın fazla açılmasını önle­meye çalışır.[308]

O halde esnerken böyle yapmaz da ağzını kendi haline terkeder-se kerahet işlemiş olur. Çünkü böyle yapmak âdab-ı İslama aykırı­dır.[309]

Esneme esnasında ağıza elin üstünü koymak daha uygundur. Müctehid imamların tesbiti bu anlamdadır.[310]

Ancak namazda ayakta iken esnerse sağ elinin üst kısmını, di­ğer yerlerde esnerde sol elini kullanır.

a) Namazda gözleri yummak mekrûktur. Ancak üstün saygı­sından ve îlâhî huzurda duyduğu mânevi zevkten dolayı böyle ya­parsa, kerahatin    olmadığım çoğu ilim   adamları söylemiştir.  îbn Kayyım da aynı görüştedir.[311]

b) İdrar veya dışkı yapması gerektiğinde, bunları gidermeden sıkışık bir vaziyette namaza durmak mekruhtur.   Çünkü böyle du­rumlarda huzur diye bir şey kalmaz. Namaz sadece bir şekil olarak yerine getirilmiş sayılır. Hattâ fukahaya göre, namazda bu ikisin­den biri sıkıştıracak olursa, namazı bırakıp onları gidermek gere­kir. Barsaklarm gaz yapması da böyle. Sıkıştığı takdirde, namazı bı­rakmak daha uygun olur. Bu vaziyette namazı bırakmayıp tamam­larsa, namaz adabına uymamazlık yapmış sayılır. Ancak vakit da­ralır, abdest alacak kadar zaman kalmazs, o takdirde belirtilen sı­kışık hal ile namaz kılınır. Çünkü namazı kerahetle birlikte vaktin­de kılmak onu kazaya bırakmaktan daha iyidir.[312]

c) Sıcak bir mevsimde namaz kılarken elindeki yelpazeyi veya yenini kullanarak serinlemeye çalışması mekruhtur. Ancak fazla sıcağa dayanamıyarak böyle yaparsa -fazla bir hareket göstermek­sizin- namazı bozulmaz.[313]

Namazda bir özür olmaksızın öksürmek, bir takım ses ve hece­ler çıkarmak mekruhtur. Bir zaruretten dolayı değilse, namaz bozulur. Bunun gibi namazda tükürmek ya da balgam çıkarmak da mek­ruh sayılmıştır.

Namazda rükû' ve secdelerde beli kavis içinde tutmak mekruh­tur. Ancak vücut yapısı itibariyle böyle tutmak zorunda olanlar müs­tesna. Secdelerden ve rükû'dan kalkıldığında da beli iyice doğrult­mamak, onu eğik tutmak mekruhtur.[314]

Cemaatle namaz kılınırken bir adamın kendi başına namaz kıl­mak üzere saf arasına girmesi mekruhtur. Çünkü bu durumda saf arasında rükû', secde ve oturuşlarda uyum sağlanmaz. Bu da cemaa­tin biteviyeliğini bozar.

d) Safta yer bulunduğu halde geride yalnız başına durup ima­ma uymak ta mekruhtur. Safta açık yer bulamadığı takdirde, İmam Ebû Hanîfe'den yapılan sahih rivayete göre mekruh değildir. Ancak bu durumda saftan bir kimseyi geriye çekip onunla birlikte durma­sı dahi uygundur. Çekilecek kimsenin fıkhı bilgisi bu konuda yoksa çekmemekte yarar vardır. Çünkü çekilen bilmeden konuşur veya na­maza aykırı bir harekette bulunabilir.[315]

 

22 — NAMAZ KILINAN YERDE  RESİM VE BENZERİ ŞEYLE­RİN BULUNMASI :

 

Namaz kılınacak yerlerin resim, heyvel ,ve benzeri suretlerden boş tutulması gerekir. İslâmiyet bir daha putperestlik hortlamasın diye bu tür şeyleri yasaklamıştır. Çünkü insan ancak Allah'a kul olur, O'nun yüce huzurunda eğilir. Fanileri ilâhlaştırıp onların önün­de eğilmek, heykellerini yapıp tapınmak putperestliktir.

Bu bakımdan bilhassa cami' ve mescidlerin her çeşit canlı hay­van resimlerinden uzak tutulması şarttır. Hattâ gereksiz nakış ve motiflerle süslenmesi bile ibâdetin ruhuna, sadeliğine ters düşer. Asr-i Saadette yapılan cami' ve mescidlerin hiç birinde nakış ve mo­tif bulunmazdı. Tam bir sadelik hâkim idi. Çünkü namazda insanı meşgul edecek bu gibi şeyler dikkati asıl yönünden ve amacından saptırır.

a) Nitekim Hazreti Âişe (R.A.) Validemizden yapılan sahih ri­vayete göre : Resûlüllah (A.S.) Efendimiz yünden ya da kıldan ma'Ali üzerinde nakış buiunan bir yaygı üzerinde namaz kıldıktan son-ı, «Bundaki nakışlar beni meşgul etti. Bunu Ebû Cehm Âmir b. Hu-iyfe'ye götürün, ona ait kalınca (üzerinde hiç nakış bulunmayan) aygıyı bana getirin.» Buyurdu.[316]

Diğer sahih bir rivayete göre :

Hz. Âişe Validemize (R.A.) ait ince bir örtü vardı ki onunla evi-in bir kısmını örtmüş bulunuyordu. Resûlüllah CA.S.l Efendimiz toa : «Örtü (ya da perdeni) kaldır. Çünkü namazda ondaki suretler nakış ve motifler hep gözümün önüne geliyor da beni meşgul ediyor.»[317]

b) Fukaha bu ve benzeri hadîslere dayanarak bu konuda şöyle btibadda bulunmuşlardır :

Önünde, başının üstünde, sağında ya da solunda veya elbise ve lamaz kıldığı yaygı üzerinde suretler bulunduğu halde namaz kılnak mekruhtur. Ancak yaygı üzerindeki suretin namaza kerahet getirmediği daha sahih bir rivayet olarak tesbit edilmiştir. Şu şartla n suretler üzerine secde edilmemeli, suretler daha çok ayak ve dizle­rin dokunduğu kısımlara gelmelidir. Bir de surelerin gözle rahat götülebilecek büyüklükte olması kerahete neden kabul edilmiştir. Çıplak gözle pek farkedilmiyecek kadar küçük suretlerin bulunmasın­da bir beis görülmemiştir.[318]

Burada suretlerden maksad, insan ve canlı hayvanlarla ilgili re­sim ve motiflerdir. Bunun dışındaki nakış ve motifler de kalbi meş­gul etmesi bakımından sakıncalı görülmüştür.

Fukaha başsız resim ve motiflerin de bulunmasında kerahet ol­madığını söylemiştir.

Resimlerin önde ya da baş üstünde bulunması daha çok mek­ruh sayılmıştır. Ondan sonra sağ tarafta, sonra da sol tarafta bulun-'ması mekruhtur, denilmiştir. Yani kerahetin şiddeti bakımından bu .sıra gözetilmiştir. Yere atılmış, önemsenmediği cihetiyle ayak altı­na konulmuş resimlerde kerahet yoktur.[319]

 

23 — NAMAZDA AYNI SÛREYİ TEKRARLAMAK :

 

Farz namazlarda bir rek'atte aynı sûreyi birkaç defa okumak mekruhtur. Resûlüllah (A.S.) Efendimizin böyle yaptığı tesbit edile­memiştir. Bilakis her rek'atte ayrı bir sûre okuduğu bilinmektedir.

a) Nafile namazlara gelince, bunların bir rek'atinde aynı sure­yi tekrarlamakta kerahet olmadığı belirtilmiştir. Çünkü bu konuda Resûlüllah (A.S.) Efendimizin bazı tavsiyeleri ve faziletler bölümün­de bunu teşvik ettiği rivayetlerle sabit olmuştur. Bu bakımdan fu­kaha nafile namazların bir rek'atinde aynı surenin tekrarında kera­het yoktur, demiştir.[320]

Farz namazda unutarak veya yanılarak aynı surenin tekrar edil­mesinde bir beis görülmemiştir.[321]

b) Cuma farzı kılınırken içinde secde âyeti bulunan bölümü okumak mekruh sayılmıştır. Çünkü namaz ortasında çok kalabalık bir cemaatle secdeye varmak bazı kişileri şaşırtabilir. Gizli okunan namazlarda da secde âyeti okumanın kerahete yol açacağım söyli-yenler olmuştur. El-Hulâsa kitabında bu husus açıklanmış ve gere­ken bilgi verilmiştir.

Namazda dizleri yere koymadan elleri yere koymak mekruhtur. Secdeden de kalkıldığında elleri kaldırmadan dizleri kaldırmak mek­ruh sayılmıştır. Ancak bir hastalık veya özürden dolayı yapıyorsa, o takdirde kerahet yoktur.[322]

Cemaatin imamdan önce rükû' ve secdelere varması mekruhtur. Bunun gibi, imamdan önce başını rükû' ve secdelerden kaldır­ması da mekruhtur.[323]

 

Namazda Besmeleyi Ve Âmin'i Aşikar Söylemek :               

 

Besmele ve âmin'i aşikar söylemek mekruhtur. Bunları dmcak kendisi işitecek bir sesle söylemesi sünnete uygundur.

Kıraati ayakta bitirmeyip rükû'a varırken tamamlamak da1 mek­ruh sayılmıştır.

Namazda bir özür yokken bastona ya da başka bir şeye dayanıp lurmak mekruhtur. Ancak bu kerahet farz namazlara hastır. Nâfi-e namazlarda bir şeye dayanıp kılmakta kerahet görülmemiştir. En sahih olan kavi de budur.

Sırtında çocuk bulunduğu halde namaz kılmak caizdir. Ancak çocuğa bakacak bir kimse varsa, bu durumda onu sırtına alıp namaz kılması mekruh sayılmıştır. Çocuk annesinden ayrıldığı takdirde ağlar da onu durdurmak mümkün olmazsa, o takdirde bakan kimse bulunsa bile yine annesi onu sırtına bağlayıp namaz kılabilir; bun­da kerahet olmaz.[324]

 

Namazda Elbise Çıkarmak Veya Giyinmek :

 

Namazda ceket, yelek, gömlek, sarık, takke ve benzeri giyim eş­yalarından birini az bir amelle de olsa çıkarmak mekruhtur. Mest ve j ayakkabıyı da çıkarmak böyledir. O halde baştaki takke veya sarığı çıkarıp yere koymak veya yerdeki takke ve sarığı alıp başa koymak mekruhtur. Çünkü namaz ciddiyet isteyen bir ibâdettir. Bu gibi şey­lerle uğraşmak onun feyzini zedeler.[325]

Başa konulan takke, külah, sarık, fes ve benzeri şeyin alnın sec­deye gelecek kısmını kapatmamasına dikkat etmek gerekir. Çünkü o vaziyette secde yapmak mekruh sayılmıştır. Sarık gibi kalınca bir şey yerin sertliğini hissettirmiyecek ölçüde.ise, bu vaziyette namaz kılmak caiz olmaz. Çünkü secdeden maksad, alnı yere koyup ilâhî huzurda kulluğun bütün mahviyet ve acziyle âlemlerin Rabbine ya­kın olmayı dilemektir.

Yenini veya üzerindeki pelerin, üstlük ve benzeri bir giysinin ucunu secde mahalline sererek üzerine secde ederse, bu sırf yüzünü toz topraktan korumak içinse mekruhtur. Sarık ve elbisesini koru­mak içinse mekruh değildir.[326]

a) Toprak üzerinde namaz kılarken secde   yerine bir mendil ya da benzeri bir şey sermek, sıcaktan korunmak içinse bir sakıncası yoktur.

Nafile namaz kılan kimsenin rahmet âyetlerini okurken Allah'­ın rahmetini dilemesi, azâb âyetlerini okurken Allah'a sığınması ve istiğfarda bulunması mekruh değildir. Farz namaz kılan kimse Hak­kında mekruhtur. İmamın ise ister farz, ister nafile kıldırsın, her iki­sinde de bunu yapması mekruhtur.[327]

b) Namazda sağa ya da sola meyledercesine sallanmak ta mek­ruhtur. Ancak ilâhi huzurda derin bir vecd içinde bulunan ve bu "ha­let içinde kendinden geçerek farkında olmadan böyle yapan kâmil zatlar hakkında kerahet söz konusu değildir. Çünkü ihtiyarlar meydana gelmektedir; ma'zûr sayılırlar.                             

Namazda bir özür olmaksızın sırayla ağırlığı birer ayağa ver­mek suretiyle ahengsiz durmak veya tamamen bir ayak üzeri durup diğer ayağı muattal tutmak mekruhtur. Bir rahatsızlık nedeniyle ya­pılıyorsa, bunda kerahet yoktur.

Secdeden veya teşehhüdden kalkarken bir ayağı öne kaydırıp öylece kalkmak mekruhtur. Ancak bir özürden dolayı yapanlar inüs-tesnâ.                                                                                            

c) Namazda eline veya yakasına dokundurduğu kokuyu koklamak da mekruhtur. Çünkü böyle yapmak huzuru bozar, namazın faziletini düşürür.

Secdede ve diğer gerekli yerlerde ayak parmaklarını, otururken de el parmaklarını kıbleden ayırmak da mekruhtur.[328]

Kabe'nin damında namaz kılmak mekruhtur. Çünkü bunda, bir nevi saygısızlık vardır.[329]

 

24 — CAMİ' VE MESCİDLERDE ÖZEL YER AYIRMAK

 

a) Cami ve mescidler Cenâb'ı Hakk'a ibâdet yeridir. Orada sı­nıf farkı kalkar, zengin ile fakir, efendi ile köle, patron ile işçi yan-yana durup kulluk görevlerini yerine getirirler. Bu bakımdan her­hangi bir kişinin ibâdet yerlerinde kendine has bir yer ayırması ve her zaman gelip orada ibâdet etmesi mekruhtur. Ancak hükümdarın, bir suikasta uğrama endişesi varsa, o takdirde ona özel bir yer ayrıl­masında kerahet yoktur.[330]

Namazda, karşıda yüzü namaz kılana dönük bir kimse bulunuyorsa, o vaziyette namaz kılmak mekruh olur. Sırtı dönük olursa ke­rahet yoktur. Ancak yüzü dönükle namaz kılan arasında üçüncü bir şahıs -arkası namaz kılana dönük bir vaziyette bulunuyorsa- o tak­dirde kerahetin kalkacağında görüş birliği vardır.[331]

Namaz kılana yüz çevirip yönelmek, ister birinci safta bulun­sun, ister en geri safta olsun, farketmez, mekruhtur. Çünkü bu tür hareketler namaz kılanın dikkatini çeker ve faziletini düşürür. Böy­le hareket edende günahkâr olur.[332]

b) Arkası dönük bir kimse namaz kılanın önünde bulunu