Vaaz Kategorileri
İman Konuları
İbadet Konuları
Sosyal Konular
Ramazan Vaazları
Dini Günler ve Geceler
DİB Örnek Vaazları
Kur'an'dan Öğütler
Genel Konular
islam ve Aile
Görev,Sorumluluk,Ahlak
Mevlid-i Nebi Vaazları
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kur'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Kadr Süresi Celal Yıldırım Tefsiri

Giriş 

Mekke Dönemi'nde nazil olmuştur. 5 ayettir.

Ebu Hayyan, «Ekserin kavline göre bu sure Medenîdir» der. Maverdi tam aksini zikrediyor. Vahidi, «Bu, Medine'de ilk inen suredir» der. Suyuti, îtkan'da, «Bunun hakkında iki görüş vardır. Ekseriyete göre Mekki'dir» diyor. Medenî olduğuna dair Tirmizi' nin Hz. Hasan'dan rivayet ettiği bir hadis nakledilmektedir. Ancak Celâleddin Suyuti, «Bu hadis, El Muzeni'nin ifade ettiği gibi mün> kerdir» demiştir.

Ayetleri Mekke ve Şam sayımına göre 6, diğer sayımlara göre 5'tir. Kelimeleri 30, harfleri 112'dir.

Muhammed bin Nasr'ın Enes'ten merfu olarak rivayet ettiği bir hadiste «Bu sure Kur'an'ın dörtte birine denktir» denilmekte­dir. Şafülerden birçok kimse bu surenin abdestten sonra okunma­sının sünnet olduğunu söylemiştir. Şafii imamlarından bazıları «Üç defa okunacaktır» demişlerdir.

Kadr Suresi'nin Alak süresiyle olan münasebeti şudur: Kadr Suresi adeta Alak'ta emredilen Kur'an okumanın nedenidir. San­ki şöyle denilmiştir: «Kur'an't oku. Çünkü Kur'an'ın kadri yüce-dir, şam âlidir».[1][1]

Meal 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

1- Kuşkusuz ki biz onu  (Kur'an'ı)   Kadir Gecesinde in­dirdik.

2- (Ey Rasûlüm!) Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sana ne bildirdi?

3- Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

4- o  gece  melekler ve ruh  (Cebrail),  Rablerinin  izniyle herbir iş için inerler.

5- Fecrin çıkışına kadar o bir esenliktir! [2][2]

Dirayet Ve Rivayet Tefsiri

1-5)   «Kuşkusuz ki biz onu (Kur'an't)...» Bu Ayetlerin Tefsiri

«Biz onu Kad? Gecesi'nde indirdik» cümlesindeki «onun zami­ri cumhur'a göre Kur'an'a racidir. îmain «Bu hususta müfessirle-rin icmaı vardır» diye iddia etmiştir. İmam, sanki bu zamir Cebrail'e veya başka yere gidiyor diyenlerin sözlerini zayıf bulduğun­dan dolayı onları yok kabul etmiştir. Denildiğine göre, Kur'an bah­si daha Önce geçmediği halde gaib zamiriyle ona işaret edilmesi tazim içindir. Çünkü böyle bir işaret, Kur'an'ın, sânının yüceli­ğinden dolayı sanki herkesin yanında hazır olduğunu ve bu zami­rin onun için ona raci kılındığını hissettirir Binaenaleyh Kur'an böylece zikredilenin kuvvetindedir.

Kur'an'ın indirilmesinin azamet nun'una iki defa isnad edil­mesinde ve cümlenin tekidinde de bu durum vardır. Zemahşeri cümlenin, «İnzal ancak Allah'a mahsustum mânâsını ifade ettiğini söyler. Kur'an'ın Kadir Gecesi'ndeki inzalinden maksat, hepsinin defaten Levhi Mahfuz'dan yeryüzüne en yakın olan göğe inzal edil­mesidir. İbn Abbas'tan gelen sahih bir hadiste, «Kur'an Kadr ge­cesinde tek cümle olarak tamamen semai dünyaya indirilmiştir. O yıldızların yerindeydi. Allah onu peygamberine bir kısmım diğer kısmından sonra (taksim taksim) indirmiştir» denilmektedir.

Bir rivayette «Sonra yirmi senede indirildi» denilmiştir. Baş­ka bir rivayette, «Kur'an defaten Levhi Mahfuz'dan indirildi. Se­mai Dünyadaki Beytulizzet'e kondu, Cebrail oradan kulların ke­lamlarına, amellerine cevap olsun diye, taksit taksit Hz. Muham-med'e getirdi» denilmiştir.

Onların yirmi senede indirildiğini söylemeleri kendilerinin görüşüdür. Ve en meşhuru da yirmi üç senede indirilmiş olması­dır. Başka bir rivayette de yirmi beş senede indirildiği söylenmiş­tir. Bu ihtilâf Rasûl-ü Ekrem'in peygamberlikten sonra Mekke'de ne kadar zaman kaldığı hususunda ihtilaftan neşet ediyor.

Sabi, «Biz Kur'an'ı Kadir Gecesi'nde indirdik» ifadesinden maksat, « o gecede indirilmesine başladık» demektir» diyor. Meş­hur olan görüşe göre Kur'an'ın ilk inen ayeti Alak Suresi'nin ilk beş ayetidir ve bunlar da Hira Dağı'nda, gündüz inmiştir. El-Bahr'da, «Meleğin Hira Dağı'ndaki mağaraya girmesinin Ramazanın son on gününde olduğu tesbit edilmiştin) denilir. Eğer bu doğru ise ge­celeyin oraya gelmiş demek olur. Aksi takdirde Şabi'nin görüşü doğru olmaz. Ancak Sabi, «Levhi Mahfuz'dan semai dünyaya in­mesi Kadir Gecesi'nde başlamıştır», mânâsını kastederse olur.

Bazıları «Kur'an semai dünyaya yirmi (veya yirmiüç veya yir-mibeş) Kadr gecesinde nazil olmuştur» demektedir. Her Kadr Ge­cesi'nde Cenab-ı Hak onu tüm seneye taksim ederek indirir.

Bu söz îmam Fahreddin Razi tarafından ihtimalen nakledil­miştir. Kurtubi naklediyor: «îbn Kesir'e göre bu söze itimad edil­mez». İtimad edilir olan sıhhatli söz, îbn Hacer'in Buhari şerhin-deki sözüdür: «O Levhi Mahfuz'dan tüm olarak Semai Dünyada­ki Beytulizzet'e indi»,

İbn Hacer, bunun üzerinde îcma olduğunu söyler. Cenab-ı Hak burada «Kadir Gecesi'nde onu indirdik» diyor. Duhan Suresi'nin başında «Ha mim, Kitab üzerine yemin olsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik» diyor. Bakara Suresi'nde, «O ramazan ayı ki Kur'an o ayda indirilmiştir» buyurulmaktadır. ŞaTn'ye göre, «Biz Kur'an'ı indirdik. Kur'an onda indirildi», ibarelerinden maksat Kur'an'ın indirilmesi o gece (veya o ay) başladı demektir. Çünkü Kur'an, Bütün Kur'an'a denildiği gibi Kur'an'm az da olsa bir parçası da Kur'an'dır. Kur'an'ın bütün parçalarına Kur'an ve Ki­tap denir. Öyleyse bu suredeki «Enzelnahu» tabirindeki zamir Kur'an'a racidir. Tıpkı Duhan Suresi'ndeki «Enzelnahu» kelime­sindeki zamirin Kitab-ı Mubin'e raci oluşu gibi.

Kur'an'ın inişinden 'maksat, onun bir kısmım onda indirdik demektir. İşte bu Bakara Suresi'nin «O ramazan ayı ki Kur'an o ayda indirilmişti/» ayetinde kastedilmektedir. Yani orada Kur'an' m indirilmesine başlanmıştır. Yani Kur'an'dan ilk inen ayetler Ra-mazan ayında inmiştir.                                                                       

Duhan ayetinde ve bu ayette Cenab-i Hak'kın Kur'an'ı gündüz. değil, geceleyin indirdiği belirtilmektedir. Burada Kur'an'ın indi­ği geceye «Kadr Gecesi» denilmiştir. Duhan Suresi'nde ise «Mü­barek gece» denilmiştir. Duhan Suresi'nde indirilişin sebebi de ay­rıca açıklanmıştır: «Muhakkak ki biz uyarıcıyız.». Yani biz insani tabiatiyle mümtaz bir nevi olarak, fıtratiyla diğer canlılardan ay­rı olarak, talim-i irşada tabiatıyla muhtaç olarak yarattığımızdan beri ona zaman zaman Hz. Peygamber'in diliyle uyanlar gönder­meyi de ihmal etmemekteyiz.

Bazılarına göre ayetin mânâsı; «Biz Kur'an'ı Kadr Gecesi'nin fazileti hakkında veya onun şanında indirdik» demektir. Tıpkı Hz. Ömer'in «Sözümden korktum ki hakkında bir Kur'an inecek» sözünde olduğu gibi: Yani hakkında Kur'an (ayet) inecek. Veya Hz. Aişe'nin «Ben hakkımda Kur'an (ayet) inecek dereceden daha düşük seviyedeyim» sözü gibi.

Bazıları, «Fi harf-ı çeri ayette sebebiyet içindir» demişlerdir. Yani biz onu Kadr Gecesi sebebiyle indirdik! Fakat bu mânâ şa­yanı itimad değildir. Kur'an'ı indirmekten maksat gayb âleminden şehadet âlemine çıkarmak demektir. Veya sefir olan melekler ka­tında onu ispat etmektir.

Bu gece hakkında ihtilaf edilmiştir. Bazıları «Bu gece gün­demden kaldırılmıştır ve bu hususta bir hadis vardır» demişler­dir. Fakat bu görüş, Kirmani'ninde ifade buyurduğu gibi yanlış­tır. Zira hadisenin sonu bunu reddetmektedir. Maksat bu gecenin burada tayin edilmesinin kaldırılmasıdır.

îkrime, «Bu, Şabanın 15. gecesidir» der. Fakat İkrime'nin bu sözü şazz ve garibtir. Nitekim Tuhfet'ul-Muhtaç'ta îbn Hacer böy­le söylemiştir.

Kadir Suresi'ndeki ayetler ile Bakara Suresi'ndeki «Ramazan ayında Kur'an indirildi» cümlesi bu görüşü reddetmektedir.

îbn Mesud, «Kadr Gecesi senenin bütün gecelerinde gezmek-tedir. Her sene bir gecede olur» demiş ve Nevevi bu görüşü mezhe­binden iki kimseye de nisbet etmiştir. O iki alim, onun (Kadir Ge-cesi'nin) ramazan ayında olduğunda ittifak etmişlerdir.

Ebu Rezin, «Ramazan'ın ilk gecesidir» derken, Hasan Basri «Onyedinci gecesidir» demiştir. Çünkü Bedr Hadisesi onun saba­hında olmuştur.

Enes, merfuan, «Ondokuzuncu gecedir» diyor. İshak «Yirmi, birinci gecedir» demiştir. Nitekim Sahihayn'da Ebu Said el- Hud-ri'den şu hadis nakledilir: «Hz. Peygamber; bana bu gece (Kadr Gecesi) gösterildi, sonra unuttum. Kendini gördüm ki O, Kadr Gecesinin sabahında su ile çamur üzerinde secde ediyordu.»

Ebu Said, «O gece yağmur yağdı. Mescid ıslandı. Rasûlullah'tn iki gözü arasında, mübarek alnında ve burnunda su ile çamurun eserini 21. gecenin sabahında gördüm» diyor. Müslim'de «Yirmi-üçüncü gecenin sabahında» kaydı vardır, işte bundan dolayı imam \ Şafii, Kadr Gecesi'nin yirmibir veya yirmiikinci gece olduğuna ?; meyletmiştir.                                                                                            

Ahmed ve Müslim, Abdullah bin Leys'ten şöyle rivayet eder.Bu zâta Kadir Gecesi soruldu. Dedi ki: «Ben Rasûlullah'tan dinledim, «o geceyi şu gecede arayınız» dedi ve o gece de Ramazan'ın  yirmiüçüncü gecesiydi».

Ahmed, Ebu Davud ve İbn Cerir, Hz. Bilâl'dan şöyle rivayet ediyorlar: «Rasûl-ü Ekrem buyurdu: Kadr Gecesi Ramazan'ın on-dördüncü gecesidir».

İtkan'da, «O gece Kur'an'm indiği gecedir» kaydı vardır.

îbn Ebi Şeybe, Ebu Zer'den şöyle rivayet ediyor. Ebuzer'den Kadr Gecesi soruldu. Dedi ki: «Hz. Ömer, Hüzeyfe ve sahabiler.

den bir grup o gecenin yirmiyedinci gece olduğundan şüphe et­miyorlardı».

îbn Nasr ve İbn Cerir, Muaviye'den Allah Rasûlü'nün şöy­le buyurduğunu rivayet ediyorlar: «Kadr Gecesi'ni Ramazan'ın son gecelerinde arayınız».

îmam Ahmed'in Ebu Hüreyre'den meriu olarak yaptığı riva­yet «O en son gecedir» şeklindedir. Bazıları «O Ramazan'ın or­tanca on günündedir. Orada duruyordur» derlerken, bazıları «Ra­mazan'ın tek gecelerinde», bazıları da «çift gecelerinde» olduğunu söylemiştir.

Ahmed, Buharı, Müslim ve Tirmizi, Hz. Aişe'den şöyle rivayet ediyorlar: Allah'ın Rasûlü «Kadr Gecesi'ni Ramazan'ın son on ge­cesinin teklerinde arayınız» buyurmuştur.

imam Ahmed'in ve cemaanın Ubbade bin Samit'ten merfu olarak rivayet ettikleri bir hadiste, İbn Cerir ve başkalarının Ca-bir bin Semurre'den ve Abdullah bin Cabir'den rivayet ettikleri iki hadiste de böyle bir hüküm vardır. Bu hususa delâlet eden sıh­hatli haberler pek çoktur.

Hülasa olarak deriz ki: Bu gece hakkında değişik görüşler vardır. Ancak çoğunluk bu gecenin ramazanın son on gününde ol­duğunda ittifak etmişlerdir. Çünkü bu hususta sıhhatli hadisler çoktur. Çpğu da bu son on günün teklerinde olduğunu söylemek­tedir. Çoğu da o tek günlerin, gecelerin yedinci gecesi yani 27. gece olduğunu söylemişlerdir, tbn Abbas'tan gelen bazı haberler bunu açıkça belirtmektedirler. Bazılarında da yedi'nin şanının yüceliği­ne dalâlet vardır, demişlerdir: Yedi tam bir sayıdır. Çünkü gök­ler yedi, yer yedi,-günler yedidir. Cemreler yedidir, taş yedi kez atılır. Tavaf yedidir. Secde yedi aza üzerinde olur. Bir de 27. gece, bedenin zayıf olduğu ve ecrin de orada çok olduğu bir gecedir.

Bu gecede tasfiye çok olduğundan dolayı nefis tecelliyata daha ha­zırlıklıdır. Onu teklerde aramak daha ümidlidir. Çünkü bu husus­ta hadisler vardır. Üstelik Allah tektir, teki sever.

Bazı haberlerde Kadir Gecesi'nin alâmetleri zikredilmektedir. Mesela İmam Ahmed, Ubbade bin Samit'ten rivayet ettiği bir ha­diste: «Kadir Gecesi'nin emareleri vardır. O gece açık bir gecedir. Safidir, sakindir. Hararet ve soğuğu yoktur. Sanki orada doğmuş bir ay görünmektedir. O gece sabaha kadarr şeytanlara yıldız atı­lır» buyurulmuştur. Bunun benzerini İbn Cerir, Tefsir'inde, İbn Merduveyh de Cabir bin Abdullah'tan merfu olarak rivayet etmiş­lerdir. Eğer bu haber sahih ise belli bir Ramazan ayının Kadr'ine hamledilmiştir. Zira bu her Kadr Gecesi'nde böyle olmaz.

Kadr Gecesi'nin gizlenmesindeki hikmet, onu arayanın o ge­cede veya başka gecelerde ona tesadüf etmek için var kuvvetiyle ibadete dalması içindir. Mesela kişi ramazanın bütün gecelerini ihya eder. Nitekim selefi salihin böyle yaparlardı.

Kadir Gecesi'nin mânâsı «takdir gecesi» demektir. Ona bu is-min verilmesinin sebebi şudur: İbn Abbas ve başkalarından gelen rivayetlere göre, o gecede takdir yapılır. O senede, gelecek olan yağmur, nzık, diriltme, öldürme gibi bütün işler hükme bağlanır. Bundan maksat Allah'ın takdirini meleklere izhar etmesidir. On­lar da kainat hadiselerini idare eden memurlardır. Aksi takdirde bunun ve bütün eşyanın takdiri, yerlerin ve göklerin yaratılmasın­dan öncedir ve ezelîdir.

Bazı alimler, «Kadir Gecesi'nde takdir olması müşküldür. Çünkü çoğu alimlere göre, bu gece Şaban'ın yarı gecesidir. Allah Teâlâ, «Hamim, apaçık Kitab'a yemin olsun ki biz onu muhakkak ki kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu biz korkutup insanları uya­ranlarız. Herbir hikmetli iş (katımızdan bir ferman ile) o gecede hükmolunur. Rabbinden bir rahmet ve nimet olmak üzere biz muhakkak peygamberler göndericileriz. Doğrusu o Allah tamamıy­la işitendir, hakkıyla bilendir» (Duhan : 1-6) buyurmuştur» demektedirler.

Cevap olarak burada üç şey bahis konusu edilmektedir. Bi­rincisi emirlerin takdiri, yani miktarlarının tayini ve vakitleri em-redilmektedir. Bu da ezeldedir. İkincisi, o takdirleri meleklere açıklamaktadır. Yani Levhi Mahfuz'da yazılır. Bu, Şaban'm 15. ge­cesinde olur. Üçnücüsü, o takdir edilenlerin tesbiti birtakım nüs­halarda yapılır ve idare eden meleklere teslim edilir. Mesela n-zıklar bitkiler, yağmurların nüshaları Mikâil'e, harp, rüzgâr, as­ker, zelzeleler, yıldırımların düşmesi, yerin batması, Cebrail'e ve­rilir. Amel nüshaları İsrafil'e verilir. Musibetlerin nüshaları da ölüm meleği olan Azrail'e verilir. İşte bu Kadr gecesinde olur.

Bazıları da «Kadir Gecesi'nde dinin aziz edilmesine bağlı ola­rak müslümanlar için büyük yarar sağlayacak olanlar takdir edi­lir. Şaban'tn 15. gecesinde ise öleceklerin doğacakların isimlen Ölüm meleğine teslim edilir» demişlerdir. Allah hakikati daha iyi bilir.

Zühri, «Kadir Gecesi'nin mânâsı azamet ve şeref gecesidir» der. Yani bu isim ona verilmiştir. Çünkü o gecede taatlar işleyen Allah katında kadr ve şeref sahibi olur. Bazıları «Bu gecede kıy-, met sahibi bir kitap indirildi, o da kıymet sahibi bir elçi eliyle, kıymet sahibi bir peygambere, kadr sahibi bir ümmete götürül­mek üzere. Onun için buna Kadr Gecesi denildi» demiştir.

Bazıları da «Bu gecede kıymet sahibi melekler yeryüzüne in. diğinden dolayı bu ismi almıştır» demişlerdir.

Halil bin Ahmed, «Kadir. Gecesi'nin mânâsı daraltma gecesi, dir» diyor. Yani «kadere aleyhi» maddesinden alınmıştır. Buna daraltma gecesi denilmesinin sebebi o gecede inen melekleri is-tiab etmekte yeryüzünün daralmasıdır..

Bin aydan daha hayırlı olması ise, ekserin katında ibadet iti-barıyladır. Yani oradaki ibadet, içinde Kadir Gecesi olmayan bin aydaki ibadetten daha hayırlıdır. Onun hayriyetinin miktarım an­cak Allah bilir. Bu, Cenab-ı Hak'tan bir lütuf tur. Bunun nasıl ol­duğu şeklinde bir itiraz yapılamaz. Çünkü Allah dilediğini dile­diğine verebilir. Ve bu, «Çok ve zor olan her şey üstündür» kai­desine de ters düşmemektedir. Müslim, Rasul-ü Ekrem'den şöyle rivayet ediyor: Hz. Aişe dedi ki: «Senin ecrin yorgunluğun nisbe-tindedir».

Evet, bu kaideye ters düşmez. Çünkü bu kaide yüzde yüz de­ğil, ağlebiyet itibariyledir. Şüphe yoktur' ki az bir amel, zaman, mekân ve keyfiyet itibarıyla çok amelden üstün olabilir. Mesela cemaatla eda edilen bir namaz, tek basma eda edilenden 25 kat daha sevaphdır. Bu ezeli üstünlük bazı şeylerde akılla çözülebilir­se de bazılarında çözülmez. Mesela Kadir Gecesi'nde çözülmez. Hiç kimse Allah'ı hicr altına alamaz, «Allah bunu yapamaz» diye­mez. Ve hiç kimse Allah'ın katında olanı da bilemez.

«Bin» kelimesini zikretmenin özelliği nedir? Bazı kimselere göre burada teksir (çokluk) kastedilmektedir. Nitekim Cenab-i Hak bir ayetinde, «Onlardan biri bin sene yaşamayı ister» buyu­rur. Bu, çok yaşamak ister demektir. Veya Îbn'ul-Munzir, İbn Ebi Hatim ve Beyhaki'nin Mücahid'den rivayet ettiğine göre, Allah'ın Rasûlü İsrailoğullan'ndan bir kişiden bahsetti. Kişi silahını ku­şanarak Allah yolunda bin ay savaşmıştı. Müslümanlar bu duru­ma hayret ettiler, amelleri kendilerine az geldi. Cenab-ı Hak bu sureyi o zaman indirdi. (Bkz. Vahidî, Esbab'un-Nüzul, sh: 339-340)

îbn Ebi Hatim, Ali bin Urve'den şöyle rivayet ediyor: Rasûl-Ü Ekrem bir gün, İsrailoğullan'ndan Allah'a seksen sene amel edip de hiçbir zaman gözünü açıp kapayıncaya kadar da olsa isyan et­meyen dört kişiden (Eyüp, Zekeriya, Haskil bin Acuz ve Nuşa bin Nun) dan bahsetti .Sahabiler hayret ettiler. Cebrail, Peygamber'e gelerek «Ey Muhammed! Ümmetin bu kişilerin seksen sene ibade­tinden hayret ettiler. Cenab-ı Hak senin üzerine bundan daha ha­yırlısını indirdi» dedi ve «İnna enzelnahu» Suresi'ni okudu. Sonra

i-Cebrail: «Bu gece senin ve ümmetinin hayretine mucib olan bu    

w. seksen senelik ibadetten daha üstündür» dedi. RasûLü Ekrem de    

bununla sevindiDeniliyor ki, «Geçmiş zamanlarda bir kişi Allah'a bin ay İbadet etmese ona abid denilmezdi». Onun için Ümmeti Muhammed'e ft bir gece verildi, eğer bunu ihya ederlerse onlara abid denir ve abid- K lerden sayılmaya hak kazanmış olurlar

Ebu Bekir Verrak,   «Süleyman   ve Zülkarneyn'in her birinin    j§ mülkü (saltanat süresi) beşyüz aydır. Cenab-ı Hak bu geceki ame bu geceyi idrak eden için, Süleyman ve Zülkarneyn'in mülkün-den daha hayırlı kıldı» demiştir. Fakat burada düşünmek gerek.  Çünkü Zülkarneyn'den maksat birinci İskender ise O, beşyüz ay-dan fazla hükmetmiştir. Eğer ikinci İskender, (Dara'yı öldüren İskender) kastedilirse, O az bir zaman mülk sahibi olmuştur. Deniliyor ki, Rasül-ü Ekrem'e ümmetlerin yaşlan gösterildi

Ümmetinin yaşını küçük gördü, «kısadır» dedi ve diğer ümmelere amel yönünden yetişmelerini arzu etti. Cenab- Hak bunun   üzerine ona Kadr Gecesi'ni verdi ve diğer ümmetlerin bin ayından onu daha hayırlı kıldı. (İmam Malik de "bunu El Muvatta'ında zikretmektedir).                                                                               

«Bin» tabirinin Beni Ümeyye'nin hakimiyetine işaret ettiğine dair bir söz işittim. Kasım bin Fadl'ın ifade ettiğine göre bu hâkmiyet ne bir fazla ne de bir gün eksik tam bin aydır. Nitekim bazüan seksen şenedir demişlerdir. Seksen sene takriben bin ay   eder, yani seksenüç sene dört aydır. Fakat bu rivayeti Beni Ümey-    

ye-nin Endülüs adasındaki hakimiyetleri nakzetmez. Çünkü o kücücük bir hakimiyetti ve yeryüzünün bazı köşelerinde idi. Arapla­rın vardığı yerlerin en sonuydu. Onun için buradaki emirleri ha­lifelerden sayılmamıştır ve Beni Ümeyye'nin hakimiyeti Mervan' dan itibaren, onun helakinden sonra son bulmuştur.

Kadı Abdulcebbar ayette buna işaret edildiğine dair olan söz­lere tanetmiştir. Çünkü Beni Ümeyye'nin günleri mezmum (yeril­miş) günlerdir. Yani çoğu böyledir. Bu takdirde Kadir Gecesi'nin mezmum (yerilmiş) bin geceden daha hayırlı olduğunu söylemek Kadir Gecesi'nin şanına yakışmaz. Şair diyor ki:

«Kılıç asadan daha hayırlıdır, denildiği zaman kılıcın kıymeti­nin düştüğünü görmüyor musun?»

Kadir Gecesi'nin arkasında gelen günün de aynı sevaba dahil olup-olmadığı konuşunda ihtilaf edilmiştir. Sabi «dahildir» der. Bazıları, «Şa'bi'nin görüşü yerinde olabilir. Çünkü gecelerin zikri gündüzleri de kapsamına alır» demişlerdir. Mesela bir adam iki gece itikaf etmeyi nezrederse ona iki gün iki gece gerekir. Daha birçok alim ise «hayır, dahil değildir» demişlerdir. Fakat buna rağmen o geceyi takip eden günde ibadette gayret sarfetmek sün­nettir.

Ayetin zahirinden anlaşılıyor ki Kadir Gecesi cuma gecesin­den daha üstündür. Fakat buna rağmen mesele ihtilaflıdır. îmam-lann çoğu, ayetin zahirinden.anlaşıldığı için, Kadir Gecesi'ni cuma gecesinden üstün kabul etmişlerdir. Çünkü Cenab-ı Hak o gecede Kur'an'ı indirmiştir. Onu başka gecelerde indirmemiştir. Ayrıca Hz. Peygamber, «O geceyi arayın» buyurmuştur.

îbn Abbas. der ki: «Allah'ın size yazmış olduğunu Kadir gece­sinde arayın. Zira Allah Kadir Gecesi'ni tefrik ve hüküm gecesi kılmıştır. Üstelik «Orada her hüküm tefrik edilir» buyurmuştur.»

Ayrıca takdir mânâsına gelen tiRadir Gecesi» ismini Cenab-ı Hak ona vermiştir.

Kâb'dan gelen rivayete göre Cenab-ı Hak saatleri yaratmış, on­ların içinde namaz vakitlerini seçmiştir. Günleri yaratmış, onların içinde cuma gününü, ayları yaratmış, onların içinde Ramazan ayı­nı seçmiştir. Geceleri yaratmış ve onlar içinde Kadir Gecesi'ni seç-mistir. Binaenaleyh Kadir Gecesi en üstün gece ve en üstün ayda­dır. Rasûl-ü Ekrem insanları Kadir Gecesi'nde amel etmeye teş­vik etmiştir. Çünkü «Kim Kadir Gecesi'ni ibadetle geçirirse, onu da inanarak ve ecrini Allah'tan isteyerek yaparsa, onun geçmiş günahtan affolunur». Bir rivayete göre «gelecek günahları affo­lunur» buyurulmuştur. Halbuki Rasûl-ü Ekrem, cuma gece­sini tek başına ibadet yeri yapmayı ve cuma gününde oruç tutmayı yasaklamıştır. Bir de Cenab-i Hak Kadir Gecesi'ni diğer geceler içinde gizlemiştir, tayin etmemiştir. Nitekim (İsm-i Azam) en büyük ismini diğer isimleri arasında ve en üstün namazı (ortanca namazı) diğer namazlar arasında gizlediği gibi.

Ebu'l-Hasan el Cezeri, Abdullah Bin Butte, İbn Hafsel, Berme-ki gibi birçok Hanbelî alimi cuma gününün daha üstün olduğunu söylemişlerdir. Çünkü Mukatil, Dahhak'tan O da İbn Abbas'tan şöyle rivayet ediyor: «Allah'ın Rasûl-ü buyurdu: Allah cuma gece­si bütün ehli İslâm için af ilân eder». İşte bu öyle bir fazilettir ki başka bir geceye bu fazilet verilmemiştir. Bunun benzeri îbn Mesud'dan da .rivayet edilmiştir. Rasûl-ü Ekrem buyurdu: «Hiçbir cuma gecesi yoktur ki Cenab-ı Hak o gece üç defa (rahmet naza­rıyla) bakmasın ve Allah'a şirk koşmayan bir kimseyi affetme­sin.»

İbn Hibban, «Güneş cuma gününden daha üstün olan bir gün üzerinde ne doğar, ne de batar» buyurmuştur. Bunun için cuma gecesi gecelerin "efendisi ve onların en büyüğü ve en üstünüdür. Aynca cuma gecesi muayyendir, meşruttur. Orada hass ve anım

hazır bulunurlar. Erkek-kadın, küçük-büyük, gören-görmeyen. Onun bereketi hem dirilere hem de ölülere gider. Kadir Gecesi ise muayyen değildir. Ondan az kimseler yararlanır. Hanbeliler, Ka-<Iir Gecesi'nin üstün olduğunu ima eden ayete cevap vererek, Ma­dem ki burada, Kadir Gecesi içinde Kadir Gecesi olmayan bin ge­ceden daha üstündür, takdiri vardır, şu da takdir edilebilir: Ka­dir Gecesi, içinde cuma gecesi olmayan bin geceden daha hayır­lıdır, demişlerdir.

Bahsi geçen nüzul sebeplerinin çoğu, bu bin aydan maksadın bizden önceki insanların ayları olduğuna işaret etmişlerdir. O ay­larda Kadir Gecesi'nin de, cuma gecesinin de olmadığı şeklinde istidlal etmişlerdir. Diğer delillere de Hanbeliler şöyle cevap ver­mişlerdir:

Onların bir kısmı muarız, bir kısmı değildir. Bir kısmı da Kadir Gecesi'nin faziletinden başka bir şeye delâlet etmez ve bunu hiç kimse inkâr edemez. Hanbelilerden daha önce Kadir Gecesi'nin üstün olduğunu iddia edenler Hanbelilerin delillerine tıpkı Han-belilerin verdikleri cevaplar gibi cevaplar vermişlerdir. İşte bu de­ğişik fikirler olduğu için Ahmed bin Hüseyin bin Yakub bin Ka­sım el-Mukri, «Bu meseledeki iki görüş ashabın arasında yaygın görüşlerdir, Herbirinin delilleri vardır, onların daha doğru oldu­ğuna dalâlet ederler. Binaenaleyh hiç kimse bu iki görüşün savu­nucularından biri için «hata etti» diyemez. Sen iki tarafın delille­rini tetkik ve hallerini gördükten sonra senin katında Kadir Ge. cesi'nin efdaliyeti ve cuma gecesinin de teyidi sabit olur» demiş­tir.

Burada orta bir görüş vardır: Kadı Ebu Yâlâ der ki: «Hanbe­lilerden Ebu'l-Hüseyin et-Temimi şöyle demektedir: Kadir Gecesi ki onda Kutan indi, o cuma gecesinden üstündür. Çünkü orada hayrı kesir oluşmuştur. Başka gecelerde böyle hayr yoktur. Fakat o Kadir Gecesi'ne benzer diğer Kadir gecelerine gelince, cuma gecesi onlardan üstündür. Bunun 'benzeri Miraç Gecesi'yle Cuma Ge-cesi'ndeki hükmün benzeridir. Sonra bazı Hanefilerin ibarelerin­de, Kurban Gecesi'nih Kadir Gecesi'nden ve senenin diğer gece­lerinden üstün olduğu şeklinde anlaşılana gelince, ayetin zahiri bunu reddetmektedir. O da Hanbelilerin delilleri gibi deliller ge­tirebilir».

Tahavi, Durrulmuhtar'm haşiyesinde, «Şafii alimlerinin bozu larından, «gecelerin en üstünü Rasûlullah'ın doğduğu gecedir, sonra Kadir Gecesi, sonra İsra, sonra Miraç, sonra Arefe, sonra Cuma, sonra Şaban'ın 15. gecesi, sonra bayram gecesidir» (üye nakledildiğini yazmaktadır. Allah hakikati daha iyi bilir.

Kadir Gecesi'nin bu ümmetin özelliklerinden olduğuna işaret eden görüşlere gelince; bunu, sebebi nüzulde varid olan haber­lerin çoğu iktiza etmektedir. Heytemi ve başkaları da bunu açık­ça söylemişlerdir. Kastalaniye'ye göre «Bu, Ebuzer'in Nesei'dekA hadisiyle çatışır. Çünkü hadiste: «Ey Allah'ın Rasûlü, Kadir Ge­cesi peygamberlerle beraber diğer ümmetlerde var mıdır? O pey­gamberler Öldükleri zaman kalkarlar mı?» diye sorulmuş, Rasûl-ü Ekrem: «Hayır o bakidir» demiştir. Kastalani şöyle devam eder: «Onu söyleyenlerin dayandıkları nokta sebebi nüzulde zikrettiği­miz haberdir. O da «Rasûl-ü Ekrem ümmetinin yaşlarını diğer üm­metlerin yaşlarından ax buldu» şeklindeki hadistir. Fakat bu te­vile muhtemeldir. Ebu Zer'in açık sarihini defetmez şeklinde iti­raz edilmiştir .Nitekim bunu İbn Kesir ve İbn Hacer söylemiştir. Hak birinci görüştür.»

Deylemi, Enes'ten O da Rasûlullah'tan şöyle rivayet ediyor: «Allahu Teâlâ benim ümmetime Kadir Gecesi'ni hibe etti. Sizden öncekilere vermedi».

Düşün ve gafil olma!

«Melekler nazil olur», yani her gökten melek gelir, Hatta SicLret'ul-Münteha'dan, Cebrail'in ortasında olduğu mekândan, yeryü­züne inerler, müslümanlann dualarına amin derler. «Tâ fecr do­ğuncaya kadar».

«Ruhvtan maksat Cebrail'dir. Kuşeyri, «Ruh, meleklerden bir sınıftır. Onlara diğer melekler üstünde hafazelik vazifesi verilmiş­tir. Melekler onları göremezler. Tıpkı bizim melekleri göremediği­miz gibi» diyor.

Mukatil, «Onlar meleklerin en şerefli ve Allah'a en yakın olan­larıdır» der. Bazıları «Onlar Allah'ın meleklerin haricindeki ordu­larından bir ordudur» demiştir. Bunu Mücahid, İbn Abbas'tan merfu olarak rivayet etmiştir. (Maverdi)

Kuşeyri, «Onlar Allah'ın mahlûkatından bir gruptur. Yemek yerler, elleri ve ayakları vardır. Onlar melek değildirler» demiş­tir.

Bazıları «Ruh büyük bir mahlûktur. Kendisi bir saf, bütün melekler de bir saf teşkil ederler. Yani bütün melekler kadar bü­yüktür» demişlerdir. Bazıları «Ruh, rahmettir. Cebrail onu melek­lerle beraber Kadir Gecesi'nde, o gecede ibadet edenlerin üzerine indirirler» diyor. Delil de Nahl Suresi'nin 2. ayetidir: «Şu muhak­kaktır ki benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde benden sakının, uyarmalarv için emir ve iradesinden ruh ile meleklerini kulların­dan dilediği kimseye hak ile indirir». îşte ruh burada rahmettir, yani rahmeti indirir.

«Rablerinin izninden» maksat emridir. Her emir'den inak. sat ta Cenab-z Haklan o seneden gelecek seneye kadar takdir bu­yurduğu emirdir. (İbn Abbas)

îbn Abbas, İkrime ve Kelbi, «Minkulli Emrin»   yerine «min  kulliemriin-emrain» şeklinde okumuşlardır. (*) İbn Abbas'tan gel­diğine göre bu kıraatin mânâsı «her melekten» demektir. Kelbi de şöyle tevil etti: «Cebrail o gecede meleklerle beraber iner ve müs-lüman olan her şahsa selâm verir». O zaman «min» kelimesi «âlâ» mânâsını ifade eder. Enes der ki: «RasûUii Ekrem şöyle buyurdu: «Kadir Gecesi olduğunda Cebrail meleklerden bir cemaat arasın, da iner. Ayakta olup ibadet eden, oturarak Allah'ı zikreden her müslümana selâtu selâm getirirler.»

Beşinci ayetteki «Hiye» zamiri Kadir Gecesi'ne racidir. Yani Kadir Gecesi'nin tamamı hayırdır, selâmettir, onda şer yoktur. Bu da fecr doğuncaya kadardır. Dahhak, «Cenab-ı Hak o gecede hayr ve selâmetten başkasını takdir etmez. Diğer gecelerde Ce-nab-ı Hak belaları ve selametleri hükme bağlar» diyor. Bazıları da «Bu gece selâmdır. Yani selamet sahibidir ki o gece şeytan mümin erkek ve kadınlara tesir edemez».

«O selâmet bir gecedir. Şeytan o gece herhangi bir kötülük ve eziyet yapamaz» (Mücahit)

Şâbi diyor ki; «Bu, meleklerin mesddlerin içindekilere selâm vermesi demektir. Bu selamlaşma güneşin batışından fecrin doğu. şuna kadar devam eder. Onlar her müminin yanından geçer ve «ey mümin, selâm senin üzerine olsun» der». Bazıları «Burada me. leklerin' bir kısmının diğerine selâm vermesi ile o gecede selam vermesi kastedilmektedir» demiştir.

Katade, «Selam'dan maksat hayırdır» diyor. Yani o gece hay­rın ta kendisidir, fecr doğuncaya kadar.

(*) Burada zikredilen şahıslardan başka olarak İbn Ömer ve Ebu'l-Ali-ye'nin de bu şekilde okudukları zikredilmiştir. (İbn Ebi Davud, Kitab'ul-Me-sahif, (Arrthur Jeffery'nin hazırladığı tablo, sh: 208) [3][3]

Kadir Gecesi'nin Fazileti Hakkında Gelen Rivayetler

îbn Abbas rivayet ediyor: Allah'ın Rasûl-ü, «Kadir Gecesi ol du mu Sidret'ul-Münteha sahipleri olan melekler iner. Cebrail de onlarladır. Beraberlerinde bayraklar vardır. Bir bayrağı benim kabrimin üzerine, birini Beytul Makdis'in, birini de Mescid'i Ha-ram'ın üzerine dikerler. Bir bayrak da Turi Sina'nın üzerine di­kilir. O gece, hiçbir mümin erkek ve mümin kadını bırakmaz, hep­sine selâm ederler. Ancak içkiye devam eden, domuz yiyen, zaferan ile saç ve sakalını boyayan müstesnadır» buyurmuştur.

Hadiste şu da vardır: «Şeytan o gece, fecr doğuncaya kadar çıkmaza. Yani hapistedir ve bu gecede hiç kimseye bir delilik ve­ya başka bir fesad dokunduramaz. Bu gecede hiçbir sihirbazın sihri geçerli sayılmaz.

Sabi, «Bu gecenin gündüzü de gece gibidir. Onun gündüzü gece, gecesi gündüz gibidir» diyor. Ferra, «Allah Kadir Gecesi'nde saadet ve nimetten başkasını takdir etmez» diyor.

Said bin Müseyyeb, El-Muhtar'da, «Kim Kadir Gecesi'nin yat­sı namazında hazır bulunur ve cemaate katılırsa o geceden payım almış olur». Böyle bir şey rey ile söylenilmediği için, bu mutlaka Rasûl-ü Ekrem'den veya sahabilerden işitilmiştir .

Ubeydullah bin Amr bin Rebi der ki, Allah'ın Rasûlü buyur-du: «Kim akşam ve yatsı namazlarını Kadir Gecesi'nde cemaatla kılarsa o kesinlikle Kadir Gecesi'nden olan payını elde etmiştir» (Salebi)

Aişe Valide'mizden şöyle rivayet ediliyor: «Ey Allah'ın Rasû> lü! Kadir Gecesi'ni elde edersem ne söyleyeyim?»

Hz. Peygamber: «Şunu söyle: Ey Allahımız, kesinlikle sen af-edicisin. Affetmeyi seversin, beni affet.» [4][4]

 


[1][1] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 16/98. 

[2][2] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 16/99.

[3][3] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 16/99-114.

[4][4] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 16/115-116.

YAZAR: Kadir Hatipoglu - Temmuz 22 2014 08:19:03 · Adobe Reader Belgesi · Microsoft Word Belgesi · Yazdır
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Online Bağış
Haftanın Hutbesi
19.06.2020 Halis Niyet Ve Samimiyet
12.06.2020 Müstakim Ol, Emin Ol Her Tasadan!
05.06.2020 Ahirete İnanan Mümin
29.05.2020 Hamdolsun Rabbimize
22.05.2020 Bir Ömrü Ramazan Gibi Yaşamak
15.05.2020 Kur’an’la Yaşamak
Kur'an-ı Kerim Dinle
DİB Kur'an Portalı
Ramazan Pakdil Sureler
Bünyamin Topçuoğlu
Bünyamin T.oğlu Aşirler
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Ahmed Al Ajmi Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Hatim
5 Hafız OK takipli Hatim
Mehmet Emin Ay Hatim
İsmail Biçer Ok Takipli
İsmail Biçer Aşr-ı Şerifler
114 Sure 114 Hafız
S.Hafızlar Görüntülü
Kur'an International
Tefsir
Cüz Cüz Kur’an Özeti
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Fıkıh
K.İslam Fıkhı
R. Muhtar-İbn-i Abidin
Gurer Ve Dürer
Mülteka El Ebhur
Kuduri Tercümesi
Nûru'l-îzâh Tercümesi
Büyük Şafi Fıkhı
Detaylarıyla Namaz
Hadis
Kütübüs-Sitte
Sahihi Buhari
Riyazuzsalihin
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
40 Hadis ve izahı
Üye Adı
Parola

Şifremi unuttum - Üye Ol
Sayfa oluşturulma süresi: 0.03 saniye 8,952,331 Tekil Ziyaretçi
Copyright © 2012 islamda Hayat
Sitemizdeki Vaaz, Hutbe ve Yazılar kaynak göstermek şartı önceden izin Almadan Ticari Amaçlar Dışında Kullanmak Serbestir.

Tüm Bilgiler Ümmete Vakıftır copyright © 2002 - 2020