Vaaz Kategorileri
İman Konuları
İbadet Konuları
Sosyal Konular
Ramazan Vaazları
Dini Günler ve Geceler
DİB Örnek Vaazları
Genel Konular
islam ve Aile
Görev,Sorumluluk,Ahlak
Mevlid-i Nebi Vaazları
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kur'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Karz-ı Hasen

      “Karz”, geri ödenmek üzere verilen mal veya birine ödünç (borç) verme anlamına gelir.

Borç verenin malının bir kısmını vermesi borç alanın da aldığı şeyin bir mislini geri vermesi şeklinde de açıklanabilir.

     “İstikraz, iktiraz, ikraz, mukriz, mustakriz, mukrez, kıraz” kelimeleri aynı kökten türemiş kavramlardır. Kur’an-ı Kerim de 12 yerde bu kavramlar mecazi olarak “Allah’a güzel bir şekilde borç veren (karz-ı hasen)” anlamında kullanılmıştır. Bu kimseye de bunun kat kat fazlasının ödeneceğinden bahsedilmiştir.

       Bu ayetlerde, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla yapılan harcamalar da karz-ı hasen kapsamına alınmıştır. Karz-ı hasen zahirde insanlara verilirken, mecâzen Allah’a verilen bir borçtur. وَاَقْرِضُوا اللهَ قَرْضًا حَسَنًا وَمَا تُقَدِّمُوا لاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللهِ

    Allah Teâlâ, bu borcu katında zayi etmeyeceğini ve karşılığını sevap ve mükâfat cinsinden katlayarak geri döndüreceğini ilâhî bir vaat olarak bildiriyor. (Müzzemmil 20)

      Karz (borç verme), Allah’a yakınlaşma (kurbet) anlamını içeren, alan açısından dünyevî, veren açısından uhrevî faydaları olan bir işlemdir. Karz-ı Hasen (Güzel Ödünç) denmesinin sebebi, hayır duygusuyla ve Allah rızası için yapılan her türlü malî fedakârlığı kapsamasındandır.

            Muhterem Müminler

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:

مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُؤْمِنٍ كُرْبَةَ مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ يَسَّرَ عَلى مُعْسِرٍ يَسَّرَ اللّهُ عَلَيْهِ في الدُّنْيَا

“Kim bir müslümanın dünya sıkıntılarından birini giderirse Allah da onun ahiret sıkıntılarından birini giderir. Kul kardeşinin yardımında olduğu sürece Allah da onun yardımındadır.” (Buhari) buyurmaktadır.

Ayrıca:

: قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: رَأيْتُ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِي عَلَى بَابِ الْجَنَّةِ مَكْتُوباً: الصَّدَقَةُ بِعَشْرِ أمْثَالِهَا. وَالْقَرْضُ بِثَمَانِيَةَ عَشَرَ فَقُلْتُ: يَا جِبْرُيلُ! مَا بَالُ الْقَرْضِ أفْضَلُ مِنَ الصَّدَقَةِ؟ قَالَ: ‘نَّ السَّائِلَ يَسْألُ وَعِنْدَهُ. وَالْمُسْتَقْرِضُ َ يَسْتَقْرِضُ إَّ مِنْ حَاجَةٍ.فِي الزوائد: فِي إسناده خالد بن يزيد، ضعفه أحمد و ابْنِ معين و أَبُو دَاوُد والنسائى و أَبُو زرعة والدارقطنيّ وغيرهم .

 

      - Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Miraç gecesinde cennetin kapısı üzerinde şu ibarenin yazılı olduğunu gördüm: "Sadaka on misliyle mükafatlandırılacaktır. Ödünç para onsekiz misliyle mükafatlandırılacaktır." Ben: "Ey Cibril! Ödünç verilen şey ne sebeple sadakadan daha üstün oluyor?" diye sordum. "Çünkü dedi, dilenci (çoğu kere) yanında para olduğu halde sadaka ister. Borç isteyen ise, ihtiyacı sebebiyle talepte bulunur."

 “İki defa borç vermek bir defa sadaka vermek gibidir.” (İbn-i Mace) hadisleri genel veya özel olarak ödünç vererek insanlara yardımcı olmanın dindeki yerine ve erdemli bir davranış olduğuna işaret etmektedir.

     Borçlanma öncesi şart koşulmaksızın, ödeme sırasında hediye veya daha güzelini vermede bir sakınca görülmemiştir. Nitekim Rasul-i Ekrem 3 yaşında bir deve ödünç almış ödeme zamanında daha değerli 6 yaşında olan bir deve vermişti.

“Sizin en hayırlınız, ödeme bakımından en güzel olanınızdır.” buyurmuştur.

       Borçlanma akdinin yazılı belge ve şahitle vesikalandırılması, muhtemel anlaşmazlıkları ve mağduriyetleri önleyeceğinden gerekli bir davranıştır. Borçlanma esaslarını belirleyen Bakara suresinin 282. ayeti Kur’an’ın en uzun ve kapsamlı ayetidir. Ayet noterlik müessesesinin esaslarını koymuş, hassas müslümanlar da bu tavsiyeyi genellikle uygulamışlardır.

      Kur’an ve sünnette, imkân sahiplerinin ihtiyaçlı kimselere borç vermesi; borçluya mühlet tanıması, gereksiz yere onu sıkıştırmaması tavsiye edilirken, borçluya da borcunu zamanında  en güzel bir şekilde ödemesi, imkânı olduğu halde ödemeyi geciktirmenin zulüm, مَطْلُ الْغَنِىِّ ظُلَمٌ ödeme niyeti olmadan borç almanın hırsızlık olduğu belirtilmiştir. (İbn-i Mace)

Karz-ı hasenle ilgili bir başka ayet de şudur:

وَلَقَدْ اَخَذَ اللهُ مِيثَاقَ بَنِى اِسْرَائِيلَ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ اثْنَىْ عَشَرَ نَقِيبًا وَقَالَ اللهُ اِنِّى مَعَكُمْ لَئِنْ اَقَمْتُمُ الصَّلوَةَ وَاَتَيْتُمُ الزَّكَوةَ وَاَمَنْتُمْ بِرُسُلِى وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَاَقْرَضْتُمُ اللهَ قَرْضًا حَسَنًا لاُكَفِّرَنَّ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَلاُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِى مِنْ تَحْتِهَا اْلاَنْهَارُ فَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَاءَ السَّبِيلِ

     “Andolsun ki Allah, israiloğullarından söz almıştı. (Kefil olarak) içlerinden oniki de başkan seçmiştik. Allah onlara şöyle demişti: “Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberime inanır, onları desteklerseniz ve Allah’a güzel bir şekilde borç verirseniz (ihtiyacı olanlara Allah rızası için faizsiz borç verirseniz) andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi zemininden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa doğru yoldan sapmış olur.” (Maide 12)

         Hadid suresi 18. اِنَّ الْمُصَّدِّقِينَ وَالْمُصَّدِّقَاتِ وَاَقْرَضُوا اللهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعَفُ لَهُمْ وَلَهُمْ اَجْرٌ كَرِيمٌ Teğabün suresi 17. اِنْ تُقْرِضُوا اللهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ  ve Müzzemmil suresi 20. وَاَقْرِضُوا اللهَ قَرْضًا حَسَنًا وَمَا تُقَدِّمُوا لاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللهِ  ayetlerinde, Allah için borç verenlerin bağışlanacağı sevaplarının da kat kat verileceği müjdelenir.

        Sadaka vermek güzel bir ibadettir. Ancak ihtiyaçlının onurunu incitmemek için, ödünç vermek daha da güzeldir.

وَاِنْ كَانَ ذُو عُسْرَةٍ  فَنَظِرَةٌ اِلَى مَيْسَرَةٍ وَاَنْ تَصَدَّقُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

       “Eğer (borçlu) darlık içinde ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet vermek (gerekir). Eğer (gerçekleri) anlarsanız bunu sadaka (veya zekat) saymak sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara 280) buyrulmaktadır.

        Kur’an’da zekâtın nerelere verileceğini ifade eden Tevbe Suresi 60. اِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِى الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِى سَبِيلِ اللهِ وَابْنِ السَّبِيلِ فَرِيضَةً مِنَ اللهِ وَاللهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ  ayette borçlular da yer almaktadır.

         Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem borç yükünden Allah’a sığınmış, olanca iyi niyetine rağmen borcunu ödeyemeyenlerin borcunu beytülmâldan ödemiştir.

        Kur’an’da “Allah’a ödünç vermek” şeklinde ifadesini bulan, faizsiz ve karşılıksız verilen ödünç para anlamına “karz-ı hasen”i dile getiren ayetlerden birisi şöyledir:

مَنْ ذَا الَّذِى يُقْرِضُ اللهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ وَلَهُ اَجْرٌ كَرِيمٌ

       “Kim Allah’a güzel bir ödünç verecek olursa, Allah da onun karşılığını kat kat verir ve ayrıca onun çok değerli bir mükâfatı da vardır.” (Hadid 11)

        Allah’a ödünç vermekten maksat, sırf yardım gayesiyle ve Allah rızası için maddi sıkıntı içinde bulunanlara faizsiz borç vermek ve bu borcun tahsilinde kolaylık göstermektir.

Allah Rasulü şöyle buyuruyor;

الصَّدَقَةُ بِعَشْرِ أمْثَالِهَا. وَالْقَرْضُ بِثَمَانِيَةَ عَشَرَ

       “Miraç gecesi bana, cennet kapısından şöyle bir yazı getirildi:

      “Sadaka için on katı, karz-ı hasen için ise onsekiz katı ecir vardır” Cebrail’e karzın niçin sadakadan daha üstün olduğunu sorduğumda, şu cevabı verdi: “Şüphesiz dilenci (çoğu zaman) yanında varken ister. Ödünç isteyen ise, ancak ihtiyaç sebebi ile ister.” (İbni Mace)

 

BORÇLANMANIN DİNİ SORUMLULUĞU

Borçluya Allah Teala yardım edecektir. Yeter ki iyi niyetli olsun.

قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: كَانَ اللّهُ مَعَ الدَّائِنِ حَتَّى يَقْضِيَ دَيْنَهُ. مَا لَمْ يَكُنْ فِيمَا يَكْرَهُ اللّهُ. 

           Abdullah İbnu Cafer radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Borç, Allah'ın hoşlanmadığı bir şeye ait olmadığı müddetçe, Allah-u Zülcelal hazretleri, borcunu ödeyinceye kadar borçlu ile birliktedir.

قَالَ: أُيَّمَا رَجُلٍ يَدِينُ دَيْناً، وَهُوَ مُجْمِعُ أنْ َيُوَفِّيَهُ إيَّاهُ، لَقِى اللّهَ سَارِق

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim ödememek kastıyla borca girerse Allah'ın huzuruna hırsız olarak çıkar."

قَالَ: مَنْ أنْظَرَ مُعْسِراً كَانَ

لَهُ بِكُلِّ يَوْمٍ صَدَقَةٌ. وَمَنْ أنْظَرَهُ بَعْدَ حِلِّهِ كَانَ لَهُ مِثْلُهُ، فِي كُلِّ يَوْمٍ صَدَقَةٌ.فِي الزوائد: فِي إسناده نفيع بن الحارث ا‘عمي الكوفي، وهو متفق عَلَى ضعفه .

 

           Büreyde el-Eslemî radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim bir borçluya mühlet verirse, her gün için bir sadaka sevabı kazanır. Kim onun borcunu vadesi geldikten sonra tehir ederse, tehir ettiği müddetçe, her geçen gün (alacağı mal kadar) sadaka yazılır."

 

قالَ رسولُ اللّهِ: مَنْ أخَذَ أمْوَالَ النَّاسِ يُرِيدُ آدَاءَهَا أدَّى اللّهُ عَنْهُ، وَمَنْ أخَذَهَا يُرِيدُ إتَْفَهَا أتْلَفَهُ اللّهُ تَعالى.

 

         Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim, ödemek arzusu ile insanların malını alır ise, Allah (onun borcunu) ona bedel edâ eder. Kim de telef etmek niyetiyle halkın malını alırsa Allah onu telef eder.

. قالَ رسولُ اللّه # مَطْلُ الْغَنِىِّ ظُلَمٌ؛

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Borcunu ödeyebilecek durumda olan zengin kimsenin ödemeyi geçiktirmesi zulümdür.

“Bir kimse ödemek niyetiyle borçlanır, sonra ödeyemeden ölürse, yüce Allah onun borcundan vazgeçer ve istediği bedeli vererek alacaklısını razı eder. Buna karşılık, gönlünde ödeme niyeti olmaksızın borçlanan kimse borcunu ödeyemeden ölürse, yüce Allah alacaklıların hakkını alır.” (Buhari, İstikraz 2) hadis-i şerifleri niyetin önemini ve amelden önce geldiğini ifade etmektedir.

Bir kimsenin sürekli olarak borç yükü altına girmesi, onu kişiliğinden fedakârlıklar yapmaya zorlayabilir. Sözünde duramama, yalan söyleme, yalan yere yemin etme gibi ahlâkî zaaflar gösterebilir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem çoğu kere namazlardan sonra günahtan ve borçtan Allah’a sığınırdı. Hz. Aişe radıyallahu anhanın,

“Yüce Allah’a borçtan sığındığın kadar hiçbir şeyden sığınmıyorsunuz?” sözüne, O şöyle cevap vermiştir:

“Kişi borçlandığı zaman konuşur ve yalan söyler, söz verir sözünde duramaz.” (Buhari)

Ancak, bu dua ve sakındırmalardan borçlanmanın caiz olmadığı anlamı çıkmaz. Belki yasak olan, ödememek niyetiyle veya üstesinden gelemeyeceği ölçüde aşırı borçlanmadır. Buna karşılık ihtiyaç ve zaruret halinde borçlanmak caiz olduğu gibi, faize bulaşmadan yatırım yapmak ve işini genişletmek maksadıyla borçlanmak da caizdir.

Karzın rüknü, icap ve kabuldür.

Ödünç verenin teberruya ehil olması gerekir. Ödünç vermede bir karşılık bulunmadığından karz-ı hasenin gerçekleşmesi için ödünç verenin mükellef olması ve malın karşı tarafa teslim edilmesi gerekir. Ödünç veren her an isteme hakkına sahiptir. Ancak süre belirlenmiş ise buna riâyet etmesi, borçluya kolaylık göstermesi daha hayırlıdır. Satış ve kira akitlerinde tespit edilen vadeye uyulmalıdır.

 

GÜNÜMÜZDE KARZ-I HASEN

      İslam’da karz yoluyla kısa vadeli ve küçük kredileri temin etmek mümkün olabilir. Bu, akrabalık, dostluk, kardeşlik, karşılıklı yardımlaşma, karşılığını ahirette alma, ileride kendisi de benzer ekonomik sıkıntıya düşerse, destek hazırlama düşüncesiyle yapılabilir. Kısa vadeli ihtiyaçların esnaf, tüccar ve komşularla hısım-akraba arasında çözümlenmesi ve bundan bir çıkar beklenmemesi en güzel ve kalıcı bir çözümdür. Bu yolla fertler birbirine yakınlaşır, iyilik duyguları güçlenir, ayrıca taraflar sürekli olarak karz-ı hasen sevabına nail olurlar. İslam’da, uzun vadeli ve büyük krediler için kâr ortaklığı esası getirilmiştir. Çünkü bir çıkar olmaksızın, birinin diğerinin sermayesi ile sürekli tek taraflı kazanması hakkaniyete uygun değildir. Özellikle kredinin miktarı büyüdükçe bunu karz-ı hasen ölçüleri içinde çözmek mümkün olmaz. Krediye ihtiyacı olan işadamı dürüst çalışır, ortaklarını gerçek mal varlığına hissedar yapar ve gerçek kârı paylaşmaya ya da ortakların anaparalarına eklemeye razı olursa rahat bir şekilde ek sermaye bulabilir. Âtıl bir şekilde kasalarda, yastık altında hapsedilmiş büyük sermaye de ekonomiye katılmış ve insanlar faiz belasından kurtulmuş olur.

       İslam toplumunda asırlardır uygulanan bu sosyal yardımlaşma zaafa uğradı. Ekonomik krizler, insanların dünyevîleşmesi, sevap ve Allah rızası yerine, faiz ve menfaatçilik topluma hâkim oldu. Ayrıca borç alan kimselerin bunu istismar etmesi, yalana başvurması, zamanında ödememesi borç vererek sevap uman iyi niyetli insanları da daha tedbirli olmaya yönlendirdi. Birkaç kötü niyetli sahtekâr, İslam’ın bu güzel geleneğini baltalıyor. Yine de, imkân sahibi müslümanlara seçici olmak şartıyla, karz-ı hasene devam ederek, kat kat sevap almalarını tavsiye ediyoruz.

 

NETİCE OLARAK

1-) Zaruri olmadıkça borca girilmemeli, borç alındığı takdirde ise, hakka-hukuka riayet edilmelidir. İmkânı olan müslümanlar karz-ı hasen geleneğini sürdürmeli, yukarıdaki ayetlerde de ifade edildiği gibi Allahu Teala’nın bunu karşılıksız bırakmayacağına da kesin olarak inanmalıdır.

2-) Karz-ı hasen yapanları teşvik etmeli, borcunu verirken dua ve teşekkürlerle ona psikolojik destek vermelidir. Hatta küçük de olsa bir hediye takdim edilmelidir.

3-) Karz-ı hasenin İslamî, ahlakî ve insanî güzel bir davranış olduğu, hiçbir çıkar ve menfaat gözetilmeden yapılması gerektiği unutulmamalıdır.

 

KAYNAKLAR

1-) T.D.V. İslam Ansiklopedisi, c. 24, Karz maddesi

2-) Şamil İslam Ansiklopedisi, c. 4, Karz maddesi

3-) Delileriyle Ticaret ve İktisat İlmihali, Prof. Dr. Hamdi Döndüren

4-) İslam A hkâmı, Zeki Soyak

5-) Emanet ve Ehliyet, Yusuf Kerimoğlu

 

 

YAZAR: Kadir Hatipoglu - Temmuz 21 2014 10:59:53 · Adobe Reader Belgesi · Microsoft Word Belgesi · Yazdır
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Online Bağış
Haftanın Hutbesi
17.01.2020 Teknoloji Bağımlılığı Ve Sosyal Medya Ahlakı
10.01.2020 Peygamberimizin Dilinden Dualar
03.01.2020 İnsan, İman Ve Hayat
Kur'an-ı Kerim Dinle
DİB Kur'an Portalı
Ramazan Pakdil Sureler
Bünyamin Topçuoğlu
Bünyamin T.oğlu Aşirler
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Ahmed Al Ajmi Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Hatim
5 Hafız OK takipli Hatim
Mehmet Emin Ay Hatim
İsmail Biçer Ok Takipli
İsmail Biçer Aşr-ı Şerifler
114 Sure 114 Hafız
S.Hafızlar Görüntülü
Kur'an International
Tefsir
Tefsir Külliyatı
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Fıkıh
K.İslam Fıkhı
R. Muhtar-İbn-i Abidin
Gurer Ve Dürer
Mülteka El Ebhur
Kuduri Tercümesi
Nûru'l-îzâh Tercümesi
Büyük Şafi Fıkhı
Detaylarıyla Namaz
Hadis
Kütübüs-Sitte
Sahihi Buhari
Riyazuzsalihin
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
40 Hadis ve izahı
Üye Adı
Parola

Şifremi unuttum - Üye Ol
Sayfa oluşturulma süresi: 0.06 saniye 8,143,584 Tekil Ziyaretçi
Copyright © 2012 islamda Hayat
Sitemizdeki Vaaz, Hutbe ve Yazılar kaynak göstermek şartı önceden izin Almadan Ticari Amaçlar Dışında Kullanmak Serbestir.

Tüm Bilgiler Ümmete Vakıftır copyright © 2002 - 2020