Vaaz Kategorileri
İman Konuları
İbadet Konuları
Sosyal Konular
Ramazan Vaazları
Dini Günler ve Geceler
DİB Örnek Vaazları
Kur'an'dan Öğütler
Genel Konular
islam ve Aile
Görev,Sorumluluk,Ahlak
Mevlid-i Nebi Vaazları
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kur'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Oruç’un Fıkhı Yönü

Orucun Mahiyeti     

Oruç; gündüzün [1][2]bilerek ya da bilmeden (insanın) içine[2][3] ya içi hükmünde bulunan yerlerine[3][4] herhangi bir şey almaktan, yemeden, içmeden) ve cinsel ilişkide bulunmaktan sakınmaktır.

Orucun Farz Oluşunun Sebebi 

Ramazan orucunun farz oluşunun sebebi, bu ayın (günlerinden birinin oruca elverişli) bir kısmına (oruç tutmaya ehil bir hal­deyken) yetişmektir. Her bir ramazan gününün bir kısmına yetişmek de o günün orucunu tutmanın farz olmasının sebebidir.

Ramazanın Hükmü ve Farz Oluşunun Şartları 

Ramazan orucu, kendisinde şu dört şey bulunan kimselere hem eda, hem de kaza olarak farzdır:

 (1) Müslüman olmak,

 (2) akıllı olmak,

 (3) bulûğa ermiş (yani Ergenlik çağına ermiş) bulunmak,

 (4) dâr-ı harpte Müslüman olanların orucun farz] olduğundan haberdar olmaları veya İslâm ülkesinde bulunmaları.

Orucun Edasının Şartları 

Orucun edasının farz olması için,

  (1) hasta olmamak,

 (2) Hayız ve lohusa olmamak ve

 (3) Mukim bulunmak şarttır.

Orucun Sağlıklı Olmasının Şartları 

Orucun sağlıklı olabilmesi için,

 (1) niyet etmek,

 (2) hayız ve lohusalık gibi oruca engel olan haller ile orucu bozacak şeylerden uzak bulunmak şarttır;

 (3) Fakat  oruç  için cünüp olmama şartı yoktur

Orucun Rüknü

Orucun rüknü, mideyle ilgili (yeme içme) arzusu, cinsî arzu ve bu arzular cümlesinden sayılabilecek (ilâçla tedavi gibi) şeylerden sakınmaktır

Orucun hükmü,[4][5] (mükellefin) zimmetindeki oruç borcunun düşmesi ve âhirette sevaba kavuşmaktır. Herşeyi en iyi bilen (yine de) Allah Teâlâ'dır.

Orucun Kısımları ve Her Bir Kısmın İzahı

Oruç farz, vacip, sünnet, mendup, nafile ve mekruh olmak üzere altı kısma ayrılır:

 1) Farz oruç ki bu, hem edâ ve hem de kaza olarak tutulan ramazan orucu; keffâret oruçları ve nezredilmiş (adanmış) oruçlar

 2) Vacip oruçtur ki bu da, nafile olarak tutmakta iken bozulmuşum bir orucun kazasıdır.

 3)  Sünnet oruçtur. Bu ise (muharrem ayının) dokuzuncu ve onuncu) aşure günlerinde tutulan oruçtur.

 4) Mendup oruçtur. Bu da,

 (1) Her (kamerî) ayın üç gününü oruçlu geçirmektir. Oruç tutulan bu günlerin, eyyâm-ı bıyd'dan olması mendup olup bunlar ayın on üçüncü, on dördüncü ve on be­şinci günleridir.[5][6]

 (2) (Öte yandan) pazartesi ve perşembe günleri ile

 (3) Şevval ayında altı gün oruç tutmak da menduptur. Bir kıs­mı, şevval ayında tutulacak orucun ramazan ayından hemen sonra tutulmasının[6][7] daha iyi olacağını, diğer bir kısmı da ramazan ile şevval arasında biraz ara verdikten sonra tutulmasının daha iyi olacağını söylemişlerdir.

(4) (Ayrıca) tutulması istenen ve Dâvûd (Aleyhisselâm)\n orucu gibi, tutulduğunda (sevab verileceği) sün­net (ve hadis) ile vaad edilen her türlü orucu tutmak da mendup­tur. Nitekim Dâvûd (Aleyhisselâm) bir gün oruç tutar, bir gün yerdi bu, Allah Teâlâ nezdinde oruçların en faziletlisi ve en sevim­dir.

5)  Nafile oruç olup bu yukarıda zikredilenlerin dışında ve mekruh olmayan oruçlardır.

6) Mekruh oruçtur ki bu da, tenzîhî ve tahrîmî mekruh olmak üzere iki kısma ayrılır. Birincisi, (Muharrem'in) dokuzuncu] nünü tutmaksızın, yalnızca aşure gününde oruç tutmaktır. İkincisi (tahrîmen mekruh) ise, iki bayram günü ve teşrik[7][8] günlerinde tutmaktır.

(Sadece ve) tek olarak cuma veya cumartesi gününe mahsus olmak üzere oruç tutmak; nevruz ve mihrican günlerinde[8][9] tutmak da aynı şekilde mekruhtur. Ancak oruç tutmayı âdet edindiği günlerin bu günlerle çakışması hâlinde mekruh olmaz.

İki gün dahi olsa visal orucu [9][10] tutmak -ki bu, akşam hiç bir ikilde iftar etmeksizin tâ ertesi günün akşamına kadar oruçlu bulunmaktır- ve ömür boyu[10][11] oruç tutmak dahi mekruhtur.

Oruca Niyet[11][12]

Niyet Ederken Belirtilmesi Şart Olmayan Oruçlar

Niyet ederken belirtilmesi ve geceden niyet edilmesi şart olmayan oruçlar;

(1) Eda olarak tutulan ramazan orucu,

 (2) Zamanı belirli nezir (adanmış) oruçları ile

(3) Nafile oruçlardır.

(Bu gibi oruçlara) geceden itibaren gün ortasından biraz Öncesine kadar niyet edilebilir ki en doğrusu da budur.

Gün ortası; Tan yerinin ağarmaya başlamasından itibaren kaba kuşluk vaktine kadar olan zamandır.

Aynı şekilde (bu gibi oruçların) tayin etmeksizin mutlak bir niyetle veya nafile niyetiyle tutulması da doğrudur. (Oruca niyet den kimse) yolcu veya hasta dahi olsa (durum değişmez),

Sağlıklı ve mukim olanlar, başka bir vacip oruç niyetiyle ramazan orucunu eda edebilirler. Yolcu olanlar bu hükmün dışındadır. Çünkü onlar, hangi vacip oruca niyet ederlerse, o orucu tutmuş olurlar. Hasta bir kimsenin ramazan ayında bir başka vacip oruca niyet etmesi halinde hangi oruca sayılacağı hususunda ihtilaf olunmuştur.

Zamanı belirlenmiş adak oruç, başka bir vacibe niyet edilerek. Tutulamaz; çünkü bu takdirde niyet edilen oruç tutulmuş olur.

[12][13]Niyet Ederken Belirtilmesi Şart Olan Oruçlar

Niyet ederken belirtilmesi ve geceden niyet edilmesi şart olan bir kısım oruç daha vardır ki bunlar:

(1) Kazaya kalmış ramazan orucu,

 (2) Tutulmaya başlanmış » bozulmuş kazası lâzım gelen nafile oruçlar,

 (3) Her türlü keffâret oruçları

 (4) Ve meselâ, "Allah hastama şifâ verirse bir gün oruç tutacağım" diyen kimsenin hastasının şifa bulması durumun olduğu gibi tayin olunmamış mutlak nezir [13][14]oruçlardır.

Orucun yasakları, doğrudan söylenirse yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmaktır; tersinden söylenirse orucun yasakları, orucun bozulmasına sebep olan şeylerdir. Vaazın başında da belirttiğimiz gibi oruç, yeme, içme ve cinsel ilişkiden kaçınmaktır. Dolayısıyla bu üç hususa dikkat edildiği takdirde oruç tutulmuş olur. Bununla birlikte bazı davranışların, sayılan bu üç şeyin kapsamına girip girmediği konusunda gerekli veya gereksiz tereddütler oluşabilmektedir. Yine orucun bozulmasına yol açmamakla birlikte, orucun genel havasına, anlam ve gayesine yakışmayan şeyler konusunda da dikkatli olmak gerektiği için burada günlük hayatta karşılaşılabilecek bazı durumlara kısaca işaret etmek istiyoruz.

VAAZIN DEVAMI

[1][2] Yani gerçek tan yeri ağarmasından gurub vaktine kadar olan bir zaman diliminde.

[2][3] (İnsanın) bilerek ya da bilmeden içine veya içi hükmünde bulunan yerlerine; gündüzün birşey almaktan (buralara birşeyin girmesinden) sakınmağıdır... Bu şeyin insanın içine, ağız, burun veya yara yoluyla girmesinde bir fark yoktur.

[3][4]  Meselâ beyin de insanın içi mesabesindedir, insanın başı derin bir şekilde yaralansa ve buraya ilâç konulsa oruç bozulur.

 

[4][5] Burada geçen hüküm kelimesi ile, oruç tutmanın şer'î yönden değeı lendirümesi kasdolunuyor.

[5][6] Bu günlere, eyyâm-ı bıyd denilmesinin sebebi ayın bu günlerin gecesinde çok parlak olduğu ve o gecelerde hiç kaybolmadığındandır

[6][7] Yani ramazan ayından hemen sonra, hiç ara vermeden şevval orucuna de vam etmek. Bunun zıddı ara vermektir. Mevcut delilden açıkça anlaşılan bi rinci şekildir, yani ramazandan hemen sonra tutmaktır. Nitekim şu hadis-i şeriften de bunun böyle olduğu anlaşılıyor:

"Ramazan orucunu tutup da peşi sıra şevval ayından altı gün oruç tu tanlar, sanki bütün yıl oruç tutmuş gibi olurlar."

Ramazan ile şevval arasında biraz ara verdikten sonra tutmanın dah iyi olacağım söyleyenler, «Ramazanın hemen peşinden oruç tutmak, kendilerine farz olan oruca ilâvelerde bulunan Ehl-i kitabın davranışına benzer" diye bir bahane ileri sürüyorlar ki bu  geçersizdir. Çünkü onlar bunu, Hak Teâlâ kendilerinden istemediği halde ilâve etmişlerdir.

[7][8] Teşrîk günleri, bayram namazları bahsinde de belirttiğimiz gibi, zilhicce ayının on bir, on iki ve on üçüncü günleridir. Yani Kurban bayramı gününden sonraki üç gün.

[8][9] Nevruz, eski İranlıların ilkbaharda yaptıkları şenlikler; mihrican ise, son baharda yaptıkları şenliklerdir. (Mütercim)

[9][10] Visal, Arapçada birşeyin peşpeşe yapılması; şeriatta ise müellifin belirttiği şeylerdir.  Sahabe (Rıdvanullahi aleyhim), Rasûlullah (Aleyhissalâtü vesselâmjm yaptığı herşeyi benimserlerdi. Onun visal orucu tuttuğunu görünce, kendileri de tutmaya başladılar. Ama Efendimiz onların bu hareke­tine engel oldu. Bunun üzerine onlar:

«— Ya Rasûlallah, sen de böyle oruç tutuyorsun» deyince, Efendimiz:

«— Siz benim gibi olamazsınız, (çühkü) Rabbim beni iaşe ve ibate ediyor, yedirip içiriyor» demiştir.

Visal orucu, yorucu ve sıkıntılı olduğundan bizler için mekruhtur.

[10][11] Ömür boyu oruç, insanı halsiz düşüreceği için mekruhtur. Uzun müddet de­vam edince alışkanlık haline gelir ve ibâdet maksadıyla tutulmuş olmaktan Çıkar.

[11][12] Niyet; kelime manası olarak kalben birşeye yönelmektir. Şer'î yönden ise; emrolunan veya mendup (güzel) olan bir işi yapmaya kalbin yönelmesidir. Niyetin belirlenmesi ise, kalbin yöneldiği şeyi açıkça belirtmektir. Meselâ yarınki ramazan orucunu, nezir veya benzeri bir orucu tutmaya niyet etmek gibi.

[12][13] Yani bu üç nevi oruç, (niyet ederken) birşey belirtmeden ve geceden niyet et­meden tutulabilir.

[13][14] Mutlak nezir, zamanı belirlenmemiş nezir olup iki kısımdır:

Birincisi, müellifin de belirttiği gibi, "Allah hastama şifa verirse]! bir gün oruç tutacağım" diyerek, yapılacak şeyin bir şarta bağlanması v$ bu şartın gerçekleşmesi

ikincisi ise, "Allah rızası için bir gün oruç tutacağım" ifâdesinde olduğu gibi herhangi bir şarta bağlı bulunmayan nezirdir.

YAZAR: Kadir Hatipoglu - Temmuz 08 2013 22:39:00 · Adobe Reader Belgesi · Microsoft Word Belgesi · Yazdır
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Online Bağış
Hediyen Dünyanın En Güzel Hediyesi Olsun
Haftanın Hutbesi
03.12.2021 Engelleri Hep Birlikte Ve Sevgiyle Aşalım
26.11.2021 Mümin Faydasız Sözlerden Ve Lüzumsuz İşlerden Uzak Durur
19.11.2021 Şiddet İnsan Onuruyla Asla Bağdaşmaz
12.11.2021 Allah İle Kul Arasındaki Kutlu Bağ
05.11.2021 İnsan İmanla Yücelir
29 10 2021 Yaşlılarımıza Vefa, Rahmet Ve Mağfiret Vesilemizdir
Kur'an-ı Kerim Dinle
DİB Kur'an Portalı
Ramazan Pakdil Sureler
Bünyamin Topçuoğlu
Bünyamin T.oğlu Aşirler
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Ahmed Al Ajmi Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Hatim
5 Hafız OK takipli Hatim
Mehmet Emin Ay Hatim
İsmail Biçer Ok Takipli
İsmail Biçer Aşr-ı Şerifler
114 Sure 114 Hafız
S.Hafızlar Görüntülü
Kur'an International
Tefsir
Cüz Cüz Kur’an Özeti
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Fıkıh
K.İslam Fıkhı
R. Muhtar-İbn-i Abidin
Gurer Ve Dürer
Mülteka El Ebhur
Kuduri Tercümesi
Nûru'l-îzâh Tercümesi
Büyük Şafi Fıkhı
Detaylarıyla Namaz
Hadis
Kütübüs-Sitte
Sahihi Buhari
Riyazüs Salihin
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
40 Hadis ve izahı
Uydurma Hadisler
Üye Adı
Parola

Şifremi unuttum -
Sayfa oluşturulma süresi: 0.03 saniye 11,225,461 Tekil Ziyaretçi
Copyright © 2012 islamda Hayat
Sitemizdeki Vaaz, Hutbe ve Yazılar kaynak göstermek şartı önceden izin Almadan Ticari Amaçlar Dışında Kullanmak Serbestir.

Tüm Bilgiler Ümmete Vakıftır copyright © 2002 - 2021