Vaaz Kategorileri
İman Konuları
İbadet Konuları
Sosyal Konular
Ramazan Vaazları
Dini Günler ve Geceler
DİB Örnek Vaazları
Kur'an'dan Öğütler
Genel Konular
islam ve Aile
Görev,Sorumluluk,Ahlak
Mevlid-i Nebi Vaazları
Ana Menü
Çocuklar İçin
Kur'an Öğreniyorm
Dinimi Öğreniyorum
Dini Bilgiler
Oyunlar
Ansiklopedi ve sözlük
Osmanlıca Sözlük
İslam Ansiklopedisi
Dini Sözlük
Dini Terimler
Küçük Lügat
Dini Kitaplar
P.Hayatı Salih Suruç
Kur'an ve Bilim
Günümüzde İslam
Kıssadan Hisse
Ehli Sünnet Yolu
İslam Tasavvufu
En Güzel Örnek
Gıybet Hastalığı
Adım Adım Kurtuluş
Mesneviden Öyküler
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Günah Gizliyken De Günahtır

                                                    Vaaz Resimleri: w.jpg

Günah Gizliyken De Günahtır

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَذَرُوا ظَاهِرَ اْلاِثْمِ وَبَاطِنَهُ اِنَّ الَّذِينَ يَكْسِبُونَ اْلاِثْمَ سَيُجْزَوْنَ بِمَا كَانُوا يَقْتَرِفُونَ

"Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır." (En'âm, 6/120)

Yüce Rabbimiz, temiz bir fıtrat üzere yaratıp dünyaya gönderdiği biz insanlardan öncelikli olarak kendisini tanımamızı istemektedir

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَاْلاِنْسَ اِلاَّ لِيَعْبُدُونِ

“Ve iyi bilin ki, ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 51/56). Rabbini tanıyan mümin bir kulun yaratıcısıyla olan irtibatını sürdürmesi ise mükellef olduğu ibadetleri yerine getirmesi ve kendisine yasaklanan günahlardan uzak durmasıyla mümkün olur.

Rabbimiz, malın ve evladın kişiye fayda sağlamayacağı ahiret gününde yegâne zenginliğin günahlarla kirlenmemiş temiz bir fıtrat olduğunu haber vermektedir

اِلاَّ مَنْ اَتَى اللهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ

“Ancak Allah’a küfür ve şirkten temizlenmiş bir kalple gelenler kurtulurlar.” (Şuarâ, 26/89). Şu hususa dikkat etmemiz gerekir ki, günah sayılan tüm fiil, söz ve davranışların yapısında Allah’tan uzaklaştırıcı veya Allah’ı unutturucu bir özellik vardır. Bu özellikleri sebebiyle günahlar, kişide gaflete sebep olurlar. Israrla günah işlemeye devam eden kişinin kalbi katılaşır, dinî sorumluluklara karşı duyarlılığı zayıflar ve neticede Allah’ı ve ahireti unutacak bir noktaya gelir. Yüce Rabbimiz ve sevgili Peygamberimiz devamlı surette bizlerden Allah’a karşı sorumluluklarımızın bilincinde bir hayat sürmemizi istemektedirler. Kur’an-ı Kerim’de bu bilinci taşıyan takva sahibi müminler övülmüş ve kendilerine cennet vaat edilmiştir

الم (1) ذلِكَ الْكِتَابُ لَارَيْبَ فيهِ هُدًى لِلْمُتَّقينَ (2) اَلَّذينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقيمُونَ الصَّلوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ (3) وَالَّذينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِالْاخِرَةِهُمْ  يُوقِنُونَ (4) اُولئِكَ عَلى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُولئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ (5)

“1 Elif, Lâm, Mîm. 2 Anlattığı konularda hiçbir şüpheye yer bırakmayan bu kitap; yolunu Allah’ın kitabıyla bulmak isteyenlere cennet yolunu gösterir. 3 Onlar ki, akıl ve duyularla değil ancak vahiyle, bilinen gerçeklerin varlığına inanırlar ve hayatlarını düzenleyen namazlarına dikkatli ve devamlıdırlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah rızasını kazanmak için başkalarına harcarlar. 4 Ve onlar ki, sana ve senden önce indirilene de inanırlar. Onlar öteki dünyanın varlığından da kesin bir bilgiyle emindirler. 5 İşte Rablerinin gösterdiği cennet yolunda yürüyen ve gerçek mutluluğa erecek kimseler de onlardır.” (Bakara, 2/1-5)

وَسَارِعُوآ اِلَى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمَوَاتُ وَاْلاَرْضُ اُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ

Rabbinizden bir bağışlanmaya ve genişliği göklerle yer kadar olan, yolunu Allah ve kitabıyla bulmaya çalışanlar için hazırlanmış cennete ulaşmakta birbirinizle yarışın.” (Âl-i İmrân, 3/133)

اُولَئِكَ جَزَآؤُهُمْ مَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَجَنَّاتٌ تَجْرِى مِنْ تَحْتِهَا اْلاَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَنِعْمَ اَجْرُ الْعَامِلِينَ

“İşte bunların mükafatı Rablerinden bir bağışlanma ve içinden ırmaklar a-kan cennetler olacaktır. İyiliklere gayret gösterenler için ne güzel bir mükafat!” (Âl-i İmrân, 3/136)

قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ

"1 Kesin olan şudur ki, inananlar mutlaka kurtuluşa ereceklerdir.

اَلَّذِينَ هُمْ فِى صَلاَتِهِمْ خَاشِعُونَ

2 Onlar ki, namazlarını gönül alçaklığıyla ve duyarlılıkla kılarlar.

وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ

3 Onlar ki, boş ve anlamsız söz ve işlerden yüz çevirirler.

وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَوةِ فَاعِلُونَ

4 Arınmak için yapılması gereken zekatı, gerektiği şekilde yerine getirirler.

وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ

5 Ve onlar ki, namus ve iffetlerini, ha-ramdan ve şüpheli şeylerden korurlar.

اِلاَّ عَلَى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ

6 Ancak eşleri ve sahip olduğu cariyeler hariç, bunlarla olan ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.

فَمَنِ ابْتَغَى وَرَآءَ ذَلِكَ فَاُولَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ

7 Ama bunun ötesine git-mek isteyen olursa, işte haddi aşanlar böyleleridir.

وَالَّذِينَ هُمْ لاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ

8 Ve onlar ki, emanetlerini ve verdikleri sözü yerine getirirler.

وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ

9 Onlar ki, namazlarını vaktinde ve devamlı kılarak muhafaza ederler.

اُولَئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ

10 İşte varis olacak olanlar böyleleridir.

اَلَّذِينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

11 Firdevs cennetine varis olacak ve orada temelli kalacaklardır.”  (Mü’minûn, 23/1-11)

وَعِبَادُ الرَّحْمَنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى اْلاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلاَمًا

63 “Rahmanın has kulları, onlar yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler ve ne zaman kötü niyetli dar kafalı kimseler, kendilerine laf atacak olsa, sadece “Selam!” derler geçerler.

وَالَّذِينَ يَبِيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا

64 “Onlar ki, gecelerini Rablerine secde ederek, O’nun huzurunda ayakta durarak geçirirler.”

وَالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا

65 “Ve onlar ki, “Ey Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır; çünkü onun azabı gerçekten pek korkunç ve süreklidir!” derler.”

اِنَّهَا سَاءَ تْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا

66 “Gerçekten de o cehennem, ne kötü bir yer ve ne kötü bir duraktır.”

وَالَّذِينَ اِذَا اَنْفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذَلِكَ قَوَامًا

67 “Ve onlar ki, harcadıkları zaman, ne saçıp savururlar, ne de cimrilik yaparlar bu ikisi arasında dengeli bir yol tutarlar.”

وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللهِ اِلَهًا اَخَرَ وَلاَ يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِى حَرَّمَ اللهُ اِلاَّ بِالْحَقِّ وَلاَ يَزْنُونَ وَمَنْ يَفْعَلْ ذَلِكَ يَلْقَ اَثَامًا

68 “Ve onlar ki, Allah’la beraber asla birtakım düzmece ilahlara yalvarıp yakarmazlar ve hukuki bir gerekçe olmadıkça, Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymazlar ve zina etmezler. Çünkü bilirler ki, bunlardan herhangi birini işleyen kimse, bir kötülük ve günaha bulaşmış olmakla kalmayacak.”

يُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيَمَةِ وَيَخْلُدْ فِيهِ مُهَانًا

69 “Fakat kıyamet gününde, azabı kat kat olacak ve aşağılık bir durumda, temelli olarak kalacaktır.” (Furkân, 25/63-69).

Allah’ın kendisini her an görüp gözettiğini düşünen ve yaptığı her şeyin hesabını bir gün vereceğine inanan takva sahibi bir müminin, gizli ve açıkta Allah’ın razı olmayacağı söz ve davranışları sergilemesi düşünülemez. Sevgili Peygamberimiz bizlere her nerede olursak olalım, Allah’a karşı saygılı olmamızı öğütlediği hadis-i şeriflerinde, yaptığımız kötülüklerin ardından bunların günahını silecek iyilikler yapmamızı da tavsiye buyurmaktadır

اتَّقِ اللَّهَ حَيْثُمَا كُنْتَ وَأَتْبِعِ السَّيِّئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ ‏

Ebû Zerr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Nerede olursan ol Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşa, işlediğin bir günahın arkasından hemen bir sevap işle ki onu imha edip yok etsin. İnsanlara güzel ahlakla muamele et.” (Tirmizî, “Birr”, 55).

İnsan olarak yaratılmış olmamızın bir sonucu olarak “unutma” ve “hata yapma” gibi birtakım zaaflarımız bulunmaktadır. Zaman zaman her insan gibi unutarak veya hata yaparak bazı yanlışlara düşmemiz mümkündür. Ancak böyle bir yanlışa düştüğümüzde yapmamız gereken şey öncelikle yaptığımız hatadan dolayı pişman olmak, Rabbimizin engin rahmet ve mağfiretine iltica etmek ve bir daha böylesi bir kusuru işlememe azmini göstermektir.

Yüce Mevlâmız cehaletleri sebebiyle kötülük yapıp sonra hemen tövbe edenlerin tövbelerini kabul edeceğini bildirmektedir

اِنَّمَا التَّوْبَةُ عَلَى اللهِ  لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ السُّوءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِنْ قَرِيبٍ فَاُولَئِكَ يَتُوبُ اللهُ عَلَيْهِمْ وَكَانَ اللهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

“Doğrusu Allah’ın tevbeleri kabul etmesi, ancak bilmeyerek kötülük işleyen ve sonra zaman geçirmeden tevbe edenlere mahsustur. Allah onlara rahmetiyle tekrar yönelecektir. Zira Allah herşeyi bilen ve yaptığı herşeyi yerli yerince yapandır.” (Nisa, 4/17).

Aynı şekilde kendi nefsine zulmedip günah işleyen ancak günahının hemen ardından Rabbini hatırlayıp istiğfar eden ve bile bile küçük günahlarında ısrar etmeyen kullarından övgüyle bahsetmektedir

وَالَّذِينَ اِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً اَوْ ظَلَمُوآ اَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ اِلاَّ اللهُ وَلَمْ يُصِرُّوا عَلَى مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ

“Ve onlar utanç verici bir iş yaptıkları veya varlık sebeblerine aykırı bir davranışta bulundukları zaman, Allah’ı hatırlar ve günahlarının affı için yalvarırlar. Zaten Allah’tan başka kim günahları affedebilir? Onlar işledikleri günah ve hatalı işlerde de bilerek ısrar etmezler.” (Âl-i İmrân, 3/135).

Yine Rabbimiz bizlere rahmetinden ümit kesmememizi öğütlediği âyet-i kerimenin devamında bütün günahları bağışlayabileceğinin müjdesini de vermektedir

قُلْ يَاعِبَادِىَ الَّذِينَ اَسْرَفُوا عَلَى اَنْفُسِهِمْ لاَ تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللهِ اِنَّ اللهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

“De ki: Allah şöyle buyuruyor: “Ey nefislerine uyup da sınırlarımı aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin, Allah bütün günahlarınızı bağışlar, şüphe yok ki O, çok bağışlayan ve çok acıyandır.” (Zümer, 39/53). Rahmeti geniş Rabbimiz dünya hayatının aldatıcılığına ve şeytanın Allah’ın rahmetiyle aldatmasına karşı dikkatli olmamız gerektiğine vurgu yaparak

يَآاَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لاَ يَجْزِى وَالِدٌ عَنْ وَلَدِهِ وَلاَ مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِدِهِ شَيْئًا اِنَّ وَعْدَ اللهِ حَقٌّ فَلاَ تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَوةُ الدُّنْيَا وَلاَ يَغُرَّنَّكُمْ بِاللهِ الْغَرُورُ

“Ey insanlar! Yolunuzu Rabbinizin kitabıyla bulun. Öyle bir günden korkup sakının ki; hiçbir anne ve babanın çocuğuna faydası dokunmaz ve hiçbir çocuk da, anne babasına en ufak bir fayda sağlayamaz. Çünkü Allah’ın ölümden sonra, dirilme ve hesapla ilgili vaadi de mutlaka gerçekleşecektir. Dünya hayatı, süsü ve lezzetleriyle sizi aldatmasın. Düzenbaz şeytan da, sizi Allah’ın mühlet vermesine ve yumuşak davranmasına karşı, güvendirip aldatmasın.” (Lokman, 31/33),

Ayrıca ölünceye dek kötülük işlemeye devam edip ölüm anında tövbe edenlerle inkârcı olarak ölenlerin tövbelerini kabul etmeyeceğine dikkat çekmektedir

وَلَيْسَتِ التَّوْبَةُ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّئَاتِ حَتَّى اِذَا حَضَرَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ اِنِّى تُبْتُ الْئَنَ وَلاَ الَّذِينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌ  اُولَئِكَ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا اَلِيمًا

“Yoksa kötülük yapıp yapıp da nihayet ölüm gelip çatınca, “Ben şimdi tevbe ettim” diyenlere ve kâfir olarak ölenlere tevbe yoktur. Öylelerinin tevbesi kabul edilmez. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.” (Nisa, 4/18).

Sonuç olarak, günah; yüce Allah’ın razı olmadığı, bizi O’ndan uzaklaştıran, yaptığımızda vicdanımızı rahatsız eden ve başkalarının bilmesinden hoşlanmayacağımız her türlü söz ve davranıştır,

أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم عَنِ الْبِرِّ وَالإِثْمِ

Nevvâs b. Sem’an’dan rivâyet edilmiştir: “Bir adam Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sevap ve günah nedir?” diye sordu.

فَقَالَ النَّبِيُّ صلّى اللّه عليه وسلّم ‏( الْبِرُّ حُسْنُ الْخُلُقِ وَالإِثْمُ مَا حَاكَ فِي نَفْسِكَ وَكَرِهْتَ أَنْ يَطَّلِعَ عَلَيْهِ النَّاسُ (

Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Birr, iyilik (sevap), iyi Müslüman olmak demek güzel ahlaklı olmak demektir. Günah ise içini tırmalayan ve insanların bilmelerini istemediğin şeydir.” (Dârimî, Rıkak: 73; Müslim, Birr: 5). Bu söz ve davranışlar ister gizli isterse açıkta cereyan etsin, Allah bunları görür, bilir ve tövbe edilmediği takdirde de hesabını sorar.

 

Dr. Y. Seracettin BAYTAR

YAZAR: Kadir Hatipoglu - Ocak 02 2021 09:27:28 · Adobe Reader Belgesi · Microsoft Word Belgesi · Yazdır
Önceki Vaaz Sonraki Vaaz
Online Bağış
Hediyen Dünyanın En Güzel Hediyesi Olsun
Haftanın Hutbesi
10.06.2022 Bir Yuva Kuralım
03.06.2022 Çevreye Vefa Müminin Şiarıdır
27.05.2022 Allah’ın Kitabına Ve Peygamberinin Sünnetine Bağlılık
20.05.2022 Dijital Dünyada Değerleriyle Aile Olmak
13.05.2022 İş Ve Çalışma Ahlakı
06.05.2022 Şükür Sana Ey Şekûr
Kur'an-ı Kerim Dinle
DİB Kur'an Portalı
Ramazan Pakdil Sureler
Bünyamin Topçuoğlu
Bünyamin T.oğlu Aşirler
İlhan Tok Hatim
Abdussamed Hatim
Abdul Rahman Al Sudais
Ahmed Al Ajmi Hatim
F.Çollak Görüntülü Hatim
İshak Daniş Hatim
5 Hafız OK takipli Hatim
Mehmet Emin Ay Hatim
İsmail Biçer Ok Takipli
İsmail Biçer Aşr-ı Şerifler
114 Sure 114 Hafız
S.Hafızlar Görüntülü
Kur'an International
Tefsir
Cüz Cüz Kur’an Özeti
Elmalı Tefsiri
Elmalı Meali
Fizilali Kur'an
DİB Kuran Meali
Kur'an-ı Nasıl Anlayalım
Fıkıh
K.İslam Fıkhı
R. Muhtar-İbn-i Abidin
Gurer Ve Dürer
Mülteka El Ebhur
Kuduri Tercümesi
Nûru'l-îzâh Tercümesi
Büyük Şafi Fıkhı
Detaylarıyla Namaz
Hadis
Kütübüs-Sitte
Sahihi Buhari
Riyazüs Salihin
Ellü'lüü vel-Mercan
Hadis El Kitabı
40 Hadis ve izahı
Uydurma Hadisler
Üye Adı
Parola

Şifremi unuttum -
Sayfa oluşturulma süresi: 0.03 saniye 12,045,109 Tekil Ziyaretçi
Copyright © 2012 islamda Hayat
Sitemizdeki Vaaz, Hutbe ve Yazılar kaynak göstermek şartı önceden izin Almadan Ticari Amaçlar Dışında Kullanmak Serbestir.

Tüm Bilgiler Ümmete Vakıftır copyright © 2002 - 2022